YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13254
KARAR NO : 2014/3487
KARAR TARİHİ : 25.02.2014
MAHKEMESİ : … 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.12.2011 tarih ve 2007/39-2011/200 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. … ve davalılardan …ve Televizyon Yayınları A.Ş. vekili Av… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, bestesi ve sözler… ile …’ adlı eser üzerindeki hakların Türkiye sınırları dahilinde takip yetkisinin müvekkiline ait olduğunu, bu iki eser sahibinin eser üzerindeki tüm haklarına sahip olan …şirketlerinin Türkiye’de bu eser üzerindeki hakları müvekkiline verdiğini, davalılardan … firmasının izinsiz şekilde ve bir bedel ödemeksizin adı geçen eseri “… Müzik Kolleksiyonu” isimli reklam filminde yasaya aykırı şekilde senkronize ederek müvekkilinin çoğaltma hakkına tecavüz ettiğini, bu reklam filminin defalarca diğer davalı ait … … TV ‘de yayınlandığını, davalıların eylemlerinin müvekkilinin esere ilişkin temsil hakkına, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkına tecavüz ettiğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 45.000.00 YTL mali hakkın reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Daval… ve Tel. Yay. A.Ş. vekili, davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, istemin yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin sponsorluk, pazarlama ve marka faaliyetlerini işbu davayı ihbar ettiği…) aracılığı ile yürüttüğünü, anılan şirket ile diğer davalı arasında 14 Kasım 2005-15 Şubat 2006 tarihleri arasında geçerli olacak bir sponsorluk anlaşması yapıldığını, hangi eserin yayınlanacağının tamamen Number … TV’ye ait olacak şekilde olağan yayın akışı içerisinde sponsorluk standart alt yazı ve standart logo ile ifade edileceğinin, bu uygulamaların bedelinin 25.000 USD olduğunun kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin bu bedeli … aracılığı ile Number … TV’ye ödediğini, istemin zamanaşımına uğradığını, tecavüzün varlığı kabul
edilse dahi müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, uyuşmazlığa konu yayına dair CD izlendiğinde, sol üst köşede “bu bir reklamdır” üst yazısıyla başlayıp aynı yazı ile biten, 02.39 saniye süren bir film olduğu, filmde … firmasının logoları dışında, üstte “… Müzik Koleksiyonu”, altta ise “… Daha Fazla Müzik Tutkusu” ibaresinin devamlı surette yer aldığı, ekranın sol tarafında ise … şişesinin bulunduğu, ayrıca …’in hayatı, “…” başlığı altında ve hayatından kesitlerin yer aldığı kısa film görüntüleri ve arka planda sanatçının kendi sesinden “…” parçası çalındığı, davalı tarafın filmin reklam filmi olmadığı yönünde savunmasının olduğu, … Birliği’nin 84/450 sayılı Direktifinde reklâmın “bir ticaret, iş, zanaat veya serbest mesleğin icrasında gayrimenkuller, haklar ve borçlar da dâhil olmak üzere malların satışını veya hizmetlerin ifasını artırmak amacıyla yapılan her türlü beyan” olarak tanımlandığı, Türk Hukukunda ise değişik hukuki metinlerde reklâm tanımı yapıldığı, reklâmda öncelikle reklâmın gayesi ile ilgili olan mal ve hizmetlerin sürümünü artırmak veya reklâmı yapılan mal veya hizmete karşı muhatap kitlenin bakışını, görüşünü, reklâmı verenin gayesi doğrultusunda değiştirme çabası, sonra bunun belirli vasıtaların (mecra) kullanılması suretiyle yapılması ve son olarak umuma karşı, birden fazla kişiye karşı yapılması unsurlarının bulunması gerektiği, dava konusu yayında açıkça “Bu Bir Reklamdır” ibaresinin yer aldığı, reklam filmi olduğunun kabulünün gerektiği, “…” adlı eserin şüphesiz bir müzik eseri olduğu, bir müzik eserinin, TV, radyo, sinema, TV reklamları, sinema filmi, film jeneriği, multimedya gösterileri, reklam veya tanıtım filmlerinde görüntü altına yerleştirilmesine, senkronize ya da döşeme adı verildiği, Türk Hukukunda senkronizasyon hakkı adı altında hakların düzenlenmediği, uygulamada kullanılagelen bir terim bulunduğu, somut olayda dava konusu müzik parçasının bir başka eserin içinde, özellikle görüntülü bir eserin içinde kullanılmasına ilişkin hakkın devredilmediğinin …’ın yazısından anlaşıldığı, bir müzik eserinin bir filmin içinde kullanılıyor olmasının öncelikle işleme hakkı olarak nitelendirilmesi gerektiği, önemli olanın eserin, kendi kalıbı, tipi içinde başka bir şekle sokulması olmayıp, başka bir tipe dönüştürülmesi olduğu, dolayısıyla bir film içinde bir müzik eserinin olayda olduğu gibi kullanılmasının, öncelikle işleme hakkını gündeme getirmesi gerektiği, müzik parçasının bir reklam filminde kullanılması için hak sahiplerinden izin alınmasının zorunlu olduğu, … inc. (Sözleşmede “…” olarak anılmaktadır) ile davacı arasında akdedilen 1 Ocak 2003 tarihli lisans sözleşmesinde, editör tarafından lisans alana (davacı) verilen hakların sıralandığı 1. maddede, eserin televizyon ve radyo reklamlarında kullanılması için lisans verme hakkının editörün takdirinde olduğunun belirtildiği (m. l/d), editörün kendinde saklı tuttuğu hakların örnek kabilinden sıralandığı 2. maddede ise eserlerin televizyon reklamlarında kullanılması, senkronize edilmesi haklarının da sayıldığı (m. 2/h ve 2/i), sözleşmede ihtilaf konusu “Love Me Tender” isimli eserin yer almadığı, sadece sözleşmenin eki olarak belirtilen “… H” da “… şeklinde zikredildiği, bu eklerden ve diğer belgelerden, davacının eserle ilgili olarak lisans sahibi olup olmadığının belirlenemediği, esasen, lisans alan konumundaki davacı ile editör arasındaki sözleşmede, dava konusu eser yer alsa idi bile bu hususun somut olay açısından bir önem arz etmeyeceği, zira, editörün eserin senkronize edilme hakkını açıkça kendisinde bıraktığı, ancak 02.01.2006 tarihli ve “İlgili Makama” başlıklı yazıda “… …. …” ile “… … Group” firmaların …” adlı şikayete konu esere ilişkin televizyon ve radyo reklamları, sinema filmleri gibi yapımlarda görüntüyle eşleştirilmesi
(senkronize edilmesi) için münhasır lisans verme hakkının (m. 1/C) münhasıran kendi idareleri altında olduğunu ve bu belgeler ile davacı … firmasının bahsedilen hakların yürütülmesi ve korunması için Türkiye’de temsile yetkili bulunduğunun ve her türlü (dava açmak dâhil) hukuki işlem ehliyetini haiz olduğunun belirtildiği, editörün temsilcisi olarak, editörün de bu haklara sahip olması şartıyla eser üzerindeki hakların ihlali halinde huzurdaki bu davayı açmaya yetkili olduğunun kabulü gerektiği, ihtilaf konusu eserin bir reklam filminde kullanılarak senkronizasyon hakkının ihlal edildiği, FSEK 68. maddesi gereğince tazminatın belirlendiği, davalıların kendi arasındaki sözleşme ilişkilerinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davacının davasının ıslah dilekçesi de göz önünde tutulmak sureti ile kabulü ile bilirkişilerce belirlenen 15.000,00 TL tazminatın FSEK 68. maddesi gereğince 3 katı olan 45.000,00 TL tazminatın 17.03.2006 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının 5846 sayılı FSEK’in 68. maddesi uyarınca tazminat istemiş olmasına, mahkemece de anılan düzenleme uyarınca tazminata hükmedilmiş bulunması nedeniyle taraflar arasında artık sözleşmesel bir ilişki kurulduğundan davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olmasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, yukarıda açıklandığı üzere, taraflar arasında sözleşmesel bir ilişkinin doğduğu sonucuna varılmalıdır. O halde, hükmün ilan edilmesinde davacının bir menfaati veya haklı bir sebebi bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, hükmün ilanı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 1’nci maddesindeki ‘…hüküm özetinin Türkiye genelinde dağıtımı yapılan 3 büyük gazeteden birinde 1 kez olmak üzere ilanına, masrafın davalı taraftan alınmasına’ kısmının hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmak suretiyle düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu durumu ile ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …Radyo ve Televizyon Yayınları A….ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.403,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 25.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.