YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1873
KARAR NO : 2017/4944
KARAR TARİHİ : 03.04.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 20.01.2009 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 14.08.2014 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile eksik ödenen 2014 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ayları kira alacağı 17.700,00 TL’nin faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 21.10.2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu vekili 27.10.2014 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin alacaklıya böyle bir borcu bulunmadığını, aylık kira bedelinin 1.100,00 TL olup her ay düzenli olarak banka hesabına ödendiğini ileri sürerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Ayrıca itiraz dilekçesine elle eklenen kısımda; itirazın son günü olması ve dosyanın yerinde olmaması nedeniyle kira sözleşmesinin ve sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olup olmadığının incelenemediği, bu nedenle imzaya itirazlarını saklı tuttuklarını bildirmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı İcra Mahkemesi’ne başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe itirazları sırasında takip dosyası yerinde olmadığından kira sözleşmesindeki imzaya itiraz haklarını saklı tutarak ödeme emrinde yazılı aylık kira bedeline itiraz ettiklerini, davaya cevap sırasında takip dosyasını incelediklerini ve takip dayanağı kira sözleşmesinde müvekkili adına atfen atılı imzanın müvekkiline ait olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece duruşma açılmaksızın dosya üzerinden verilen ilk kararında, davalı vekilinin icra dosyasına süresinde yaptığı itirazda takip dosyasının yerinde olmadığını belirterek imzaya itiraz haklarını saklı tuttuğu, mevcut koşullarda takip borçlusu davalı tarafın kira akdindeki imzaya ve aylık kira bedeline itiraz ettiğinin kabulü gerektiği, takibe dayanak kira sözleşmesinin taraflar arasında ihtilaflı olduğu, mevcut koşullarda alacağın tahsil edilip edilemeyeceğinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın davacı tarafça temyizi üzerine Yargıtay…Hukuk Dairesi’nin 13.04.2015 tarih ve 2015/3674 E. 2015/3644 K. sayılı ilamı ile; “…mahkemece duruşma açmaksızın evrak üzerinden dava hakkında karar verilmiştir. Anlatılanlar ışığında, davacı ve davalının hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayacak şekilde duruşma açılmaksızın evrak üzerinden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmak suretiyle ve bozma ilamı doğrultusunda duruşma açılarak, davalının takibe itirazında takip dosyası yerinde olmadığından sözleşmedeki imzasına itiraz hakkını saklı tuttuğunu, davaya cevap sırasında ise davalı vekilinin kira akdinde müvekkiline atfen atılı imzanın müvekkiline ait olmadığını ifade ettiği, mevcut koşullarda davalı tarafın kira akdindeki imzaya ve aylık kira bedeline itiraz ettiğinin kabulü gerektiği, takibe dayanak alınan kira sözleşmesinin taraflar arasında ihtilaflı olduğu, mevcut koşullarda alacağın tahsil edilip edilemeyeceğinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanı reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı borçlu icra takibinde dayanılan kira sözleşmesi altındaki imzaya açıkça itiraz etmemiştir. Davalı kira sözleşmesi altındaki imzaya karşı çıkmadığı ve kiracılığı kabul ettiğine göre kira ilişkisinin varlığı kesinleşmiştir. İtiraz dilekçesi ile imzaya itiraz hakkının saklı tutulması imzaya itiraz edildiği anlamına gelmeyeceği gibi, imzaya itiraz hakkının saklı tutulduğuna dair ibarenin itiraz dilekçesine sonradan eklendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda takipte dayanılan 20.01.2009 başlangıç tarihli kira sözleşmesi hükümlerine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken mahkemece, davacının dayandığı kira sözleşmesinin taraflar arasında ihtilaflı olduğu, uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.’na 6217 sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.