YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5688
KARAR NO : 2017/3834
KARAR TARİHİ : 27.02.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı ücret ve bir takım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında davacının aldığı ücret konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanun’un 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanun’un 8. ve 37. maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; davacı günlük net 90,00 TL ücret ile çalıştığını öne sürmüştür. Davalı davacının yapılan iş üzerinden ücret aldığını savunmuştur. Dosyaya sunulan bir takım imzasız ücret bordrolarında ücret, asgari ücret olarak gözükmektedir. Mahkemece, inşaat iş kolunda yapılan iş üzerinden (metrekare/metreküp esas alınarak) ücret ödenmesi mutad bir uygulama olmakla birlikte davacı ile davalı arasında yapılan iş miktarı esas alınarak ücret ödeneceğine ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığı ve bu hususta bir başka delil de sunulmadığı, inşaat sektöründeki demir döşeme işi yapan bir işçinin günlük 90,00 TL net ücretle çalışmasının normal ve olağan olduğu, dosyaya sunulan asgari ücret üzerinden düzenlenmiş ücret bordrolarının imzasız olduğu gerekçesiyle davacının ücret konusundaki iddiası doğru kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Her iki taraf tanıklarının beyanına göre davacının demirci ustası olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak, her ne kadar davacı tanıkları davacının iddiasını doğrular şekilde beyanda bulunmuşlarsa da kendilerine ait benzer davalar bulunmaktadır. Husumetli davacı tanıklarının beyanları ile sonuca gidilemeyeceği açıktır. … Demir İşleri Odasınca, davacı gibi demirci ustası olan bir işçinin ücretinin ustalık belgesi yoksa asgari ücret, varsa asgari ücretin %25 fazlası civarında olacağını bildirilmiştir. Mahkemece bu cevabın cari uygulamaya uygun düşmediği kabul edilmiştir. Kapanan Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin benzer mahiyeteki 2015/9518 ve 9519 esas sayılı dava dosyalarında sadece davacı temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde demirci ustası olan davacıların asgari ücretin %50 fazlası ile çalıştığı kabul edilen mahkeme kararları onanmıştır. (Bahsi geçen dosyalarda … Demir İşleri Odası önce iş bu dava dosyasındaki gibi, ikinci kez sorulduğunda ise ücretin asgari ücretin %25-%50 fazlası olduğu yönünde cevap vermiştir) Davacının yaptığı işin niteliği, emsal mahiyetteki (Kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin dosyaları ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan tüm dosyalar ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; asgari ücretle çalışması mümkün olmayan davacının asgari ücretin % 50 fazlası ile çalıştığı kabulünün uygun olacağı kanısına varılmaktadır.
Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 27.02.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.