YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/9769
KARAR NO : 2017/6214
KARAR TARİHİ : 26.04.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkili …’ın kısıtlı adayı …’ın evlatlığı olduğunu, kısıtlı adayı …’ın, eşi….ın ölümünden sonra yeğenlerinin baskısı ile ruhsal olarak çöküntüye uğradığını, davacı aleyhine işlemler yapmaya başladığını ve yapılanların farkında olmadığını, kandırılarak elinden malvarlığının alındığını idrak edemeyerek acz içine düşen kısıtlı adayı …’a, mevduat ve gayrımenkul tasarruflarını yönetmek, bakıp gözetmek, maddi ve manevi olarak korunması ve kollanması için evlatlığı …’ın vasi olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, vasi atanması istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere HMK.nun hukuki dinlenme hakkı başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir.
Hukuki dinlenme hakkının gereği olarak, taraflar duruşmaya çağrılmadan hüküm verilememesi, Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen iddia ve savunma hakkının kullanılmasına olanak tanınması ilkesinin doğal bir sonucudur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.
Gerçekten savunma hakkını güvence altına alan T.C.Anayasa’nın 36. maddesi ile 6100 sayılı HMK.nun 27. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, mahkemece davalı taraf, dinlenmek ve savunması alınmak üzere kanuni şekillere uygun olarak davet edilmedikçe hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, davacıya duruşma gününü bildirir davetiye çıkarılarak usulen tebliğinin sağlanması ve duruşmada dinlenmesi gerekirken, sadece kısıtlı adayının duruşmaya çağrılarak beyanının alınması suretiyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile sair yönler incelenmeksizin hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.