YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9815
KARAR NO : 2014/19434
KARAR TARİHİ : 10.12.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada… 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/02/2014 tarih ve 2013/16-2014/55 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı … A.Ş’nin %25 hissedarı olduğunu,diğer şirket ortakları ile müvekkili arasında yapılan 19/11/2007 tarihli protokol ile davacının şirket hissesini diğer ortaklara devrettiğini, bu protokole göre müvekkilinin 30/06/2010 tarihinde sözleşmede yazılı bulunan kıymet takdir komisyonunun belirlediği rakama göre müvekkilinin hisssesinin değerinin belirleneceğini, ancak bu protokole rağmen, davalıların komisyonun belirlediği fiyatı kabul etmeyerek müvekkilinin hissesini satın almaya yanaşmadıklarını, bu şartlar altında müvekkilinin ortaklığının devam ettiğini, protokolün 5. maddesi uyarınca, müvekkiline 2007 tarihinden itibaren aylık 1.500,00 TL ödenmesi gerektiği halde bu bedelin ödenmemesi nedeniyle davalılar hakkında … 6. İcra Müdürlüğü’nün 2012/12170 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, davalı borçlunun itirazlarının iptali ile inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında imzalanan 19/11/2007 tarihli sözleşme uyarınca belirlenen bilirkişi heyetinin kısa bir süre içinde anlaşmazlığa düşmesi nedeniyle bu protokolün uygulanmasının imkansız hale geldiğini, buna rağmen müvekkili şirket tarafından davacıya 03/12/2007 tarihinden itibaren aylık 1.500,00 TL ödeme yapıldığını, bu hususun davalı şirketin 28/01/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında bilançonun b maddesinde ortaklardan alacaklar olarak açıklanan 56.500,00 TL’nin, …’den alacak olarak yazılması sebebiyle anlaşıldığını, genel kurul toplantı tutanağının bu şekilde imzalandığını, buna rağmen davacının almış olduğu ödemeleri tekrar istediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki 19.11.2007 tarihli hisse devrine ilişkin protokolun 5. maddesi uyarınca “… A.Ş. hissedarı …’e 2007 ilk ayından 01/11/2007 tarihine kadar aylık 750,00 YTL’den birikmiş olan kararlaştırılmış ödeneği peşin olarak ödeyecektir. Ayrıca bu tarihten sonra hissenin satılacağı 30/06/2010 tarihine kadar da aylık 1.500,00 YTL’sini her ayın başında ödemeyi kabul ve taahhüt ederler. Bu ödenek satışla birlikte sona erer” şeklindeki sözleşme maddesinden tarafların hisse devri için anlaştıkları, devir tarihinin 30.06.2010 tarihi olarak belirlendiği ve bu tarihin ödemenin yapılacağı son tarih olarak öngörüldüğü, aksi takdirde hissesini kasten devretmeyen davacının şirket ortaklığı devam ettiğinden hem şirketle ilgili mali haklara sahip olup, hemde davacıya şirketten sonsuza kadar ödeme yapılması söz konusu olacağı, zira bunu tarafların, özellikle davalının istemeyeceği ve bu şekilde sözleşme tanzim etmeyeceği ve sözleşmede kastedilenin yukarıda açıklandığı gibi olduğu kanaatine varıldığı ve sözleşmede belirlenen 30.06.2010 tarihine kadar olan miktarın davacıya ödenmiş olması nedeniyle davacının başkaca bir alacağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı , davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket yönünden davanın reddedilmesi doğru olup; davaya konu 19/11/2007 tarihli hisse devrine ilişkin protokolün 5. maddesindeki edimden kaynaklanan sorumluluk davalı şirketçe üstlenildiğinden, diğer davalı ortaklar, bu maddedeki edimden davacıya karşı sorumlu olmadığı gibi bu sorumluluğa bir kefaletleri de bulunmadığından, davalı ortaklara karşı yapılan takip ortaklar yönünden doğru hasma yöneltilmediği için mesmu bir takip olmayıp, davalı ortaklar hakkındaki davanın bu nedenle reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru değil ise de, davalı ortaklar hakkındaki ret kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan kararın onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10/12/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Taraflar arasında akdedilen protokolün 5. maddesinde öngörülen ödemeler, bizatihi protokolde de -yerel mahkemenin ve Daire çoğunluğunun kabulünün aksine- açıkça belirtildiği üzere, davacının hisselerinin davalı gerçek kişilere devredileceği tarihe değin sürdürülecek şekilde kararlaştırılmıştır. Söz konusu ödemelerin, davacıya hisse devir protokolünden önce de yapılageldiği anlaşılmaktadır. Bu anlamda, mevcut ödemelerin kesilmesinin, sözü geçen protokol ile, 818 sayılı BK’nın 152. maddesinde düzenlendiği biçimiyle infisahi şarta bağlandığı, infisahi şartın ise davacı üzerindeki hisselerin davalı gerçek kişilere devri olarak belirlendiği, bir diğer söyleyişle ödemelerin sonlanmasının davalı gerçek kişilerin de tarafı olduğu protokolle negatif bir vadeye bağlandığı ortadadır. Dosya kapsamı uyarınca, davalı gerçek kişilerin, davacı üzerindeki hisseleri, yine protokolde belirlenen biçimde saptanan devir bedelini ödemeye yanaşmamaları nedeniyle devir almadıkları, bundan kaçındıkları da sabittir. Bu durumda, ödemelerin sonlanması için gereken şartın tahakkukuna bizzat davalıların engel oldukları açık olup aylık ödemelerin hisselerin devir tarihi olarak kararlaştırılan 30.06.2010 günü sona ermesi gerektiği yolundaki davalı yan savunması, aşikar biçimde MK’nın 2. maddesine aykırı kabul olunmalıdır. Bu nedenle, davanın tüm davalılar bakımından kabulü gerektiği düşüncesinde olduğumdan aksi yönde tecelli eden çoğunluk görüşüne karşıyım.