Yargıtay Kararı 18. Ceza Dairesi 2017/1768 E. 2017/8450 K. 05.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 18. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1768
KARAR NO : 2017/8450
KARAR TARİHİ : 05.07.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, yaralama, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

KARAR

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Sanık … hakkında, müştekiler …, … ve …’ya yönelik görevi yaptırmamak için direnme eyleminden kurulan hükümde, Hacer Pınar Öztürk’ün suçtan zarar görmemesi nedeniyel ve temyize yetkisi bulunmadığı,
B-Katılan …’ın, sanık … hakkında yaralama suçundan kurulan hükme yönelik dilekçesinin süresi içinde verilmediği,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca Hacer Pınar Öztürk vekilinin ve katılan … vekilinin tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
C- Diğer hükümlerin temyizinde;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
1- Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret, … hakkında hakaret eylemlerine ve yükletilen suçlara yönelik katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA ,
2- Sanık … hakkında kurulan hükümlerin temyizinde ise; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir;
Ancak;
a- Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 2013/13-293 esas, 2013/297 karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK’nın 43. maddesinin ikinci fıkrası; “Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın kanunun 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretim mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın önce doktor olan katılana hakaret edip direndikten sonra olaya müdahale eden kolluk görevlilerine hakaret edip direndiği kabul edilmesi karşısında, sanığın tüm mağdurlara yönelik hareket ve direnmesinin aynı suç işleme kararıyla, birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleşmesi nazara alındığında, hukuken bir bütün halinde tek bir hakaret ve direnme fiilini oluşturduğu anlaşıldığından buna bağlı olarak da tek fiille birden çok mağdura karşı hakaret ve direnme suçlarını işleyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43/2. maddesinde düzenlenmiş bulunan aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca tek ceza verilip, bu cezaların aynı kanunun 43/1. maddesi uyarınca arttırılması gerektiği gözetilmeden, kolluk görevlileri ve doktora yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ayrı ceza verilmesi,
b-Sanığın, müştekiler …, … ve …’ya yönelik görevi yaptırmamak için direnme suçunu birden fazla kişiyle işlememesine karşın sanık hakkında TCK’nın 265/3 maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
c-Sanığın adli sicil kaydındaki ilamlardan birinin silinme koşulunun oluşması, diğerinin kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olmasına rağmen “sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkum olması” şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi ,
d-TCK’nın 53/1-b maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin, 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararıyla, iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve katılan …’ün temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05.07.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.