YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/16518
KARAR NO : 2017/5128
KARAR TARİHİ : 14.06.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK’nın 134/1-1, 134/1-2, 53/1-a-b-c-d-e maddeleri gereğince mahkumiyet
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- TCK’nın 6/1-g madde, fıkra ve bendinde ceza kanunlarının uygulanmasında, basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların anlaşılacağı belirtilmiş olup, sanığın, eski eşi olan mağdura ait özel görüntüleri, 02.04.2011 tarihine kadar, pornografik içerikli internet sitelerinde yayımlayarak, üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediğinin iddia edilmesi ve mahkemenin hükmün gerekçesindeki kabulünün de bu yönde olması karşısında, sanık hakkında, karar tarihinden önce 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” biçimindeki hüküm gereğince, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Sanığın, eski eşi olan mağdurun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin müstehcen görüntülerini, mağdurdan habersiz ve onun rızasına aykırı şekilde, pornografik içerikli internet sitelerinde yayımladığı ve mahkemenin hükmün gerekçesindeki kabulü de bu yönde olduğu halde, mağdurun özel hayatına ilişkin görüntülerini hukuka aykırı olarak ifşa eden sanık hakkında, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 134/2. madde ve fıkrası gereğince mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanun’un 134/1. madde ve fıkrası gereğince hüküm kurulması ve suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 134/2-2. madde, fıkra ve cümlesi yerine uygulama alanı bulunmayan TCK’nın 134/1-2. madde, fıkra ve cümlesi gereğince hükmedilen temel cezada yarı oranında artırım yapılması suretiyle gerekçeyle hükmün karıştırılması,
b) TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, aynı madde ve fıkranın 2. cümlesinde, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasında yapılan değişiklikle, temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması karşısında, TCK’nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm tesisi gerekirken, sanık hakkında temel ceza iki yıl hapis cezası olarak tayin edilip, soyut olarak 6352 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasının sanık lehine olduğu kabul edilerek sanığın neticeten üç yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair yazılı şekilde hüküm kurulması,
c) Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, farklı internet sitelerinde katılana ait özel görüntüleri ifşa etmesi karşısında, sanık hakkında hükmedilen cezada TCK’nın 43/1. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılması gerekirken, zincirleme suç hükümleri uygulanmamak suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
d) Vekalet ücretinin, sanık ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen diğer sanık tarafından katılana eşit şekilde ödenmesine hükmedilmesi gerekirken, sanıklardan müteselsilen alınmasına ve davanın tarafı olmayan katılan vekiline verilmesine hükmolunması, kanuna aykırı,
e) Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.