Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/7616 E. 2017/10709 K. 09.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7616
KARAR NO : 2017/10709
KARAR TARİHİ : 09.05.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin ek ödeme, fazla çalışma ücreti ve kilometre primi alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı … … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, yazılı gerekçeyle ek ödeme alacağına yönelik talebin kabulüne; fazla çalışma ücreti talebinin reddine; kilometre primi talebi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı … … vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, dava dilekçesinde, davalı taraf “… ( … Yatırım Şube Müdürlüğü’ne izafeten)” şeklinde gösterilmiştir. Dava dilekçesinde, tüzel kişiliği ve dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmayan valiliğin taraf gösterilmesi hatalı ise de, bu hatanın kabul edilebilir bir yanılgıya dayalı olduğu açıktır. Diğer taraftan, dava dilekçesinin tebliği üzerine, Karabük … vekili, davalı vekili sıfatıyla davaya cevap dilekçesini sunmuş, yargılamayı takip etmiş ve Mahkemece de, Karabük …’nin davalı olduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Böylece, taraf teşkilinin sağlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, gerekçeli karar başlığında, davalı tarafın “Karabük …” şeklinde yazılması gerekirken, “…” şeklinde yazılması hatalı olmuştur.
Esasa yönelik temyiz itirazlarının değerlendirilmesine gelince;
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili işçinin, davalı kurumda şoför olarak çalıştığını, 2005-2009 yılları arasında, yılın beşinci ayı ile onbirinci ayı sonuna kadar Köy-Des projesi kapsamında köye gidiş ve gelişler ile yapılan işlerin kontrolünü yapacak görevlilerin ulaşımında şoförlük yaptığını, müvekkilinin şoförlük yaptığı personele Köy-Des projesinde çalışmaları için ek ödeme ödendiğini, müvekkiline ise bu ödemenin yapılmadığını ileri sürerek, ek ödeme alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava dilekçesinde ek ödeme olarak tanımlanan ödemenin dayanağı, 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 18/4. maddesidir. Bu maddede, “Köylere hizmet götürme birlikleri, ihtiyaca göre hizmet akdiyle personel istihdam edebilir. Ancak, köylere hizmet götürme birliklerinin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin Vergi Usul Kanununda belirlenen yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın %10’unu aşamaz. Vali ve kaymakamlar birlik hizmetlerini yürütmek üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından personel görevlendirebilir. Bu şekilde görevlendirilenlere birlik bütçesinden karşılanmak üzere, (5000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutarda aylık ödeme yapılır. Görevlendirmelerde otuz günden kısa süreler için kıst hesaplama yapılır.” hükmü mevcuttur.
Davalı kurumda çalışan ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca, Karabük İli Merkez İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliği için görevlendirilen bir kısım çalışana yukarıda belirtilen hükme göre ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davalının savunması ve dava dışı Karabük İli Merkez İlçe Köylere Hizmet Götürme Birliği’nin cevabi yazısı dikkate alındığında, davacının 5355 sayılı Kanun’un 18/4. maddesi uyarınca, Köylere Hizmet Götürme Birliği’nin hizmetlerini yürütmek üzere resmi bir görevlendirilmesinin bulunmadığı açıktır. Resmi bir görevlendirme yok ise de, fiilen görevlendirildiği iddiasının değerlendirilmesinde ise, davacı tanıkları 24.03.2011 tarihli celsedeki beyanlarında özetle, davacı işçinin personeli araziye götürüp getirdiğini, ancak sadece proje kapsamında görevlendirilenleri değil, diğer şubelerin personelini de götürüp getirdiğini, başka şoförlerin de çalıştığını ifade etmişlerdir. Söz konusu celsede alınan tanık beyanları dikkate alındığında, davacının birlik için görevlendirilmiş personelin ulaşımında şoförlük yapması, 5355 sayılı Kanun’un 18/4. maddesinde düzenlenen ödemeye hak kazandığını göstermez.
Diğer taraftan, davacı vekili kök bilirkişi raporuna itiraz konulu, 30.04.2013 havale tarihli dilekçesinde, davacının görevinin sadece personelin ulaşımı ile sınırlı olmadığını, mesai saatleri süresince de proje kapsamında yol yapım işinde kamyon ile stabilize malzemesi de taşıdığını, mesaisinin tamamını bu projeye hasrettiğini iddia etmiş ise de, bu beyanlar iddianın genişletilmesi mahiyetindedir. İddianın genişletilmesi ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yasaktır. Davalı tarafın, iddianın genişletilmesine açık bir muvafakatı da yoktur.
Ayrıca, iddianın genişletilmesi üzerine, Mahkemece, davacı tanıklarının 06.06.2013 tarihli celsede yeniden beyanları alınmıştır. Tanıklar söz konusu beyanlarında ise özetle, davacının görevlendirilen personeli taşımanın yanı sıra, ihtiyaç olduğunda arazide malzeme taşıyan kamyonları da kullandığını, ancak görevli personeli taşıma dışında bir iş yapması hususunda görevinin olmadığını, kendi isteğine bağlı olarak diğer personele yardım edebildiğini ifade etmişlerdir. Yukarıda da belirtildiği üzere, davacının, görevlendirilmiş personelin ulaşımında şoförlük yapması dışındaki iddiaları, iddianın genişletilmesi yasağı kapsamındadır. Kaldı ki, tanıklar ikinci kez alınan beyanlarında, davacının projede başka bir iş yapması hususunda görevlendirilmesinin olmadığını ifade etmişlerdir. Davacının bir görevlendirme olmadan isteğe bağlı olarak diğer personele yardım ettiği şeklindeki soyut beyanlardan hareketle, davacının uyuşmazlığa konu ödemeye hak kazandığının kabulü de mümkün değildir. Gerek kök bilirkişi raporundaki, gerekse de ek bilirkişi raporundaki mütalaa da, davacının bahse konu ödemeye hak kazanmadığı yönündedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, dosya kapsamına göre, usulünce kanıtlanmadığı nazara alınarak ek ödeme talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.