YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10547
KARAR NO : 2014/17773
KARAR TARİHİ : 17.11.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada….Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/12/2013 tarih ve 2013/39-2013/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “…” isminde uzun yıllardır faaliyet gösteren bir müvekkili orkestrası bulunduğu halde, davalının 2008/75065 sayılı “…” markasını adına tescil ettirdiğini, davalı orkestrasının Devlete ait bir orkestra olduğu izlenimi verildiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2008/75065 sayılı markanın 556 sayılı KHK’nın 7/f-g-h, 42/a-e maddeleri uyarınca hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu markada “…” gibi bir ibare bulunmadığını, Devlete ait olduğuna dair bir izlenim verilmediğini, böyle bir amacın taşınmadığını, bu ibarelerin bulunduğu bir çok markanın tescil edildiğini, davacının tescilli markası bulunmadığını, müvekkilinin şekil markasının davacının tescilsiz logosundan çok farklı olduğunu, iltibas tehlikesinin doğmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Bakanlığın “…” ibaresi taşıyan tescilli markası bulunmamakta ise de, hükümsüzlüğü istenilen markadaki ibarenin tescil başvurusundan önce davalı yanca kullanıldığına dair dosyada her hangi bir delil bulunmadığı, böylece davalının markasal kullanımının başvuru tarihinde olduğu sonucuna varıldığı, İstanbul Senfoni Orkestrası Müdürlüğü’nün ise davalının başvurusundan çok eski tarihlerde kamu kurumu niteliğinde oluşturulmuş ve bu bünyede resmi çalışmalarda ve yine davalının marka tescilinin olduğu hizmet gruplarında faaliyet gösterdiği, 556 Sayılı KHK’nın 7’nci maddesinin (f) bendinde mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri ile coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar ile (g) bendinde yetkili mercilerden kullanmak için izin alınmamış ve dolayısıyla Paris Sözleşmesi’nin 2. mükerrer 6. maddesine göre reddedilecek markaların tescil edilemeyeceğinin belirtildiği, “…” ibaresinin bu hizmet grupları ile ilgilenen ortalama tüketici nezdinde doğrudan Devlet kurumunu çağrıştırdığı, davalının da sadece “…” kelimesini çıkartıp “…” ibaresini tescil ettirmesi sebebiyle davacının markasal kullanımı ile davalının tescilli markası arasında
“Devlet” ibaresinin doğrudan ayırt edicilik kazandırıcı nitelikte olmadığı, tüketicinin algısında …nın “….”nı çağrıştıracağı, davalı markasında yer alan şeklin ayırt edicilik kazandırmayacağı, davalının iltibas oluşturacak bu ibareyi tescil ettirmesinin mutlak red sebepleri arasında yer aldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2008/75065 sayılı ….” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu işaret üzerindeki önceliğin ve üstün hakkın davacıya ait olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, davalıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.