Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/1495 E. 2017/15746 K. 03.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1495
KARAR NO : 2017/15746
KARAR TARİHİ : 03.07.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının iş akdinin haklı veya geçerli bir nedene dayanmaksızın sona erdirildiğini belirterek, feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davalı işyerinde 30’dan az işçi çalıştığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir
Mahkemece davalı işyerinde 30’dan az işçi çalıştığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm Yargıtay (Kapatılan) 7. HD. 2015/13515 esas-12632 karar sayılı 18.06.2015 tarihli ilamıyla “her il ve ilçede ayrı ayrı kurulup ayrı ayrı tescil edilse de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının gerçekte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birlikte Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu Kurulu tarafından idare edildiği, personelinin iş tanımlarının, niteliklerinin, özlük haklarının, çalışma şartlarının belirlendiği, tüm vakıfların giderlerinin fon tarafından karşılandığı, vakıfların bir birlik ve bütünlük içinde idare edildikleri, mülki idare amirlerinin il ve ilçelerde kurulan vakıfların tabi başkanları olduğu, defterdar, milli eğitim müdürü, sağlık müdürü, tarım müdürü, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu müdürü, müftü gibi kamu görevlilerinin vakfın mütevelli heyetini oluşturduğu, bu maddi ve hukuki olgular karşısında Türkiye’deki tüm il ve ilçelerde kurulu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarında çalışan toplam işçi sayısının 30 işçi kıstasında dikkate alınması gerekir. 30 işçi kıstası küçük işletmeleri korumak için getirilmiş bir düzenlemedir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları çok büyük ölçekli bir işveren olup bu vakıflarda çalışan işçilerin iş güvencesinden yoksun bırakılması yasanın ruhuna, gerekçesine ve ölçülülük ilkesine uygun düşmeyecektir. Bu itibarla; vakıf çalışan işçi sayısının belirlenmesinde tüm vakıf çalışan işçi sayısının esas alınması gerektiğini içeren ve işe iade ile sonuçlanan … 1. İş Mahkemesinin 20.05.2014 tarih ve 2013/364 E-2014/218 K sayılı kararının temyizi üzerine Dairemizce yukarıda belirtilen hususlar benimsenmiş ve neticede işe iade davasında, işçi sayısı belirlenirken tüm Türkiye’de bulunan vakıflar bünyesindeki işçi sayısının esas alınması gerektiği sonucuna varılmış ve söz konusu mahkeme kararı Dairemizce onanmıştır. (Bkz. Yargıtay 7 HD;17.02.2015 tarih ve 2014/13957 esas-2015/1715 karar sayılı kararı) Dolayısıyla Dairemizce, söz konusu uyuşmazlıklarda 30 işçi kıstası belirlenirken Türkiye’de bulunan tüm vakıf işçi sayısı esas alınarak sonuca gidilmesi kabul edilmesi karşısında mahkemece işçi sayısı değerlendirilirken sadece davalı vakıf işçi sayısı esas alınarak sonuca gidilmesi hatalıdır. Mahkemece dava şartlarının oluştuğu kabul edilerek işin esasına girilmelidir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş esasa girilerek yapılan yargılama sonucunda davalı işverence, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca yapılmış, fesih sebebini açık ve kesin şekilde bildirir bir fesih bildirimi bulunmadığı, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09/06/2017 gün ve 2016/3 E. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere herbir vakfın özel hukuk tüzel kişiliğini haiz, ayrı ve bağımsız işveren olduğu belirlendiğinden ayrıca Mahkemenin bozmaya uymasından sonra (usuli müktesep hakkın doğmasından) bir İBK çıkarsa bu yeni İBK ‘nın henüz mahkemelerde ve Yargıtayda görülmekte olan bütün işlere uygulanması gerekeceğinden sonradan ortaya çıkan bir İBK’na karşı usuli müktesep hak iddiasında ve itirazında bulunulamayacağından, yeni İBK usuli kazanılmış hakka engel olduğundan davalı Eyyübiye SYDV işyerinde 30’dan az işçinin çalıştığının anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmek gerekmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine’ye irad kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 31,40 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, 03.07.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.