YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6186
KARAR NO : 2017/5211
KARAR TARİHİ : 13.03.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteğinin reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş akdine haksız ve bildirimsiz son verildiğini, günde 11 saat bazen 15 saate kadar çalıştığı halde fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, haftanın 7 günü tatil yapmadan çalıştığı halde tatil çalışma ücretinin ödenmediğini, tüm ulusal bayramlarda çalıştığı halde ücretinin ödenmediğini, hiç yıllık izin kullandırılmadığını ve ücretinin de ödenmediğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 01.11.1997-31.05.2010 ve 23.06.2010- 28.02.2013 tarihlerinde iki dönem çalışması bulunduğunu, ihbar öneli kullandırıldığını, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram alacağı ve yıllık izin alacağı bulunmadığını bu hususun mevcut bordro ve ibranameden anlaşılacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda ihbar tazminatı talebinin reddine, talep edilen diğer alacak taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı işçinin fazla mesai çalışması yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda, davacı davalı işyerinde beton pompası operatörü olarak çalışmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, işin niteliğine göre ve tanık beyanları dikkate alınarak; Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları dışında davacının günde 11 saat ve ayın iki haftasında 7 gün, iki haftasında 6 gün çalıştığı bu çalışma şekline göre ayın iki haftasında 14 saat; iki haftasında 12 saat fazla çalışma yaptığı, ortalaması alındığında davacının haftada 13 saat fazla çalışma yaptığı; Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında ise; günde 12 saat ve ayın iki haftasında 7 gün iki haftasında 6 gün çalıştığı, bu çalışma şekline göre ayın iki haftasında 21, iki haftasında ise 18 saat fazla çalışma yaptığı, ortalaması alındığında bu aylarda haftada 19.5 saat fazla çalışma yapıldığı kabul edilmiştir.
Öncelikle belirlenen fazla çalışma saatlerinin ortalamasının alınması hatalı olmuştur. Her hafta için ayrı ayrı fazla çalışma alacağı hesaplanmalıdır.
Ayrıca, 23.06.2010 tarihli ve davacı tarafından imzalanmış iş sözleşmesinin ikinci maddesinde fazla çalışma ücretinin davacının ücretine dahil olduğu kabul edilmiştir. Sözleşmelerde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğunun kabul edildiği durumlarda yıllık 270 saat fazla çalışmanın aylık ücret kapsamında olduğu kabul edilmektedir. Dosya içeriğine göre, davacının 23.06.2010 tarihinden sonrasına ait fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanırken yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin mahsup edilmemesi hatalıdır.
3-Davacı 18.7.2014 tarihinde davasını ıslah etmiştir. Islah dilekçesi davalıya 08.08.2014 tarihinde teblip edilmiştir. Davalı 19.08.2014 tarihinde ıslaha karşı zamanaşımı savunmasında bulunmuştur. Islaha karşı zamanaşımı savunması nedeniyle 18.07.2009 öncesine ait fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları dava dilekçesinde talep edilen tutarlar dışında zamanaşımına uğrar. Mahkemece davalının süresinde yapmış olduğu ıslaha karşı zamanaşımı savunması dikkate alınmadan karar verilmesi hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.03.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.