YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3269
KARAR NO : 2017/5130
KARAR TARİHİ : 14.06.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Şantaj suçundan dolayı TCK’nın 107/1, 52/2-4, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK’nın 134/2, 53/1-2-3, 54. maddeleri gereğince mahkumiyet
Şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 06.03.2017 tarihli tevdi kararı uyarınca; sanık müdafiinin 15.08.2016 hakim havele tarihli dilekçesinde temyiz istemiyle birlikte yer verdiği eski hale getirme talebi ile ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlendiği belirlenerek; ayrıca, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğu ve sanık müdafiinin 15.08.2016 hakim havele tarihli dilekçesi ile eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunduğu anlaşıldığından, yerel mahkemenin eski hale getirme talebinin temyiz talebi niteliğinde olduğuna ve sanık müdafiinin temyiz talebinin kabulüne ilişkin 16.08.2016 tarihli ve 2016/438 sayılı ek kararı hukuki değerden yoksun kabul edilip bu karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede:
İncelenen dosyada; 30.06.2016 tarihinde verilen hükümlerin sanığın yüzüne karşı tefhim edildiği, 11.07.2016 infaz koruma başmemuru imzalı ve 15.07.2016 hakim havale tarihli dilekçesi ile tutuklama kararına itiraz eden ve 12.07.2016 tarihinde acele posta servisi ile gönderilip 13.07.2016 tarihinde mahkemeye ulaşan 13.07.2016 hakim havale tarihli dilekçesi ile de kararı temyiz eden sanığın, karardan sonra 13.07.2016 tarihli vekaletname ile atadığı müdafii tarafından 25.07.2016 hakim havale tarihli temyiz dilekçesi sunulduktan sonra, 15.08.2016 hakim havele tarihli dilekçe ile de, “Yukarıda esas ve karar numarası verilen mahkeme dosyasında müvekkil sanık yüze karşı verilen kararı cezaevinde tutuklu bulunması nedeniyle süresinde temyiz dilekçesini cezaevi yönetimine verilmek üzere gardiyana vermek istemesine rağmen gardiyan tarafından idari izin süresi içerisinde tatil olduğu gerekçesi ile dilekçesi alınıp kurum kayıtlarına girmeden müvekkilin acil demesi üzerine acele posta ile gönderilmiştir. Müvekkilin bulunduğu cezaevi şartları gözönüne alındığında gardiyan tarafından alınmayan temyiz dilekçesini kendisinin zorla kuruma teslim etmesi mümkün değildir. Gelinen aşamada müvekkilin ve müvekkil vekili olarak tarafımızca verilen temyiz dilekçesinin kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini bilvekale saygı ile talep ederiz…” açıklamalarına yer verilerek eski hale getirme talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK’nın “Eski Hâle Getirme” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrasında; kusuru bulunmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin eski hale getirme isteminde bulunabileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişinin kusursuz sayılacağı belirtilmiştir.
Temyiz istemine konu kararda, “…sanığın yüzüne karşı, müştekinin yokluğunda, yüzüne karşı karar verilenler yönünden tefhimden, yokluğunda karar verilenler yönünden tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilme koşulu ile zabıt katibine beyanda bulunmak sureti ile Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususu ihtar olunarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı…” şeklinde, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şekli anlaşılabilir nitelikte açıkça gösterildiğinden ve sanık müdafii tarafından bu konuda bir itiraz da ileri sürülmediğinden, eski hale getirme talebi, 5271 sayılı CMK’nın 40. maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmelidir.
Sanık müdafiinin eski hale getirme talebi anılan madde ve fıkra kapsamında değerlendirildiğinde; dilekçede belirtilen sebepler temyiz işleminin süresi içerisinde yapılmasına engel teşkil edecek nitelikte değildir. Zira, sanığın yüzüne karşı 30.06.2016 tarihinde karar verildiği, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık temyiz süre sonu resmi tatil olan Ramazan Bayramının son günü olan 07.07.2016 tarihine denk geldiği, tatilin ertesi günü olan 08.07.2016 tarihi idari izin kapsamında ise de, bu günün resmi tatil olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından hükümlere karşı en geç 08.07.2016 tarihi mesai bitimine kadar temyiz yoluna başvurulması gerekirken, sanığın 11.07.2016 infaz koruma başmemuru imzalı dilekçesi ile tutuklama kararına itiraz ettiği ve 12.07.2016 tarihinde acele posta servisi ile gönderilip 13.07.2016 tarihinde mahkemeye ulaşan 13.07.2016 hakim havale tarihli dilekçesi ile de kararı temyiz ettiği, tutukluluğa itiraz dilekçesi 11.07.2016 tarihinde infaz koruma başmemurunca imzalanan sanığın, bu tarihten önce ve süresinde temyiz talebinde bulunmaya yönelik bir girişiminin ya da 08.07.2016 tarihinde temyiz talebinde bulunmasına engel teşkil edecek nitelikte bir mazeretinin olduğuna dair dosyada hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle sanık müdafiinin eski hale getirme talebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan gerekçelerle sanığın, yüzüne karşı 30.06.2016 tarihinde verilen hükümleri, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 13.07.2016 tarihinde, sanık müdafiinin de 25.07.2016 tarihinde temyiz ettiklerinin anlaşılması karşısında; temyiz istemlerinin ve yerinde görülmeyen eski hale getirme talebinin aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.