Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/16812 E. 2017/4182 K. 02.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16812
KARAR NO : 2017/4182
KARAR TARİHİ : 02.03.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı 13.06.1989-22.07.1999 tarihleri arasında geçici köy korucusu olarak, 10.04.2001 tarihinden itibaren de gönüllü köy korucusu olarak çalıştığını ileri sürerek, bu çalışmalarından kaynaklı ücret ve sosyal haklarının ödenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının çalışmış olduğu süre, yaşı ve kanunun yürürlük tarihi itibariyle kanun kapsamında kalmadığı buna göre davacının talebine dayanak çalışması olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b maddesinde “Yargı yolunun caiz olması” hususu dava şartları arasında sayılmıştır. Buna göre idari yargının görev alanına giren bir dava, adli yargı yolunda görülemez ve bu hususun yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir. Yine 6100 sayılı Kanun’un 115/2. maddesine göre de, dava şartı yokluğu durumunda mahkemece davanın usulden reddine karar verilmelidir.
Somut dosya bakımından yapılan değerlendirmede; köy korucularının yapmış olduğu görev, kamu kolluk güçlerinin bir alt dalı olan yardımcı kolluk türüne girmektedir. Yardımcı kolluk, genel kolluk ve kamu özel kolluğunun bulunmadığı zamanlarda kolluk görevini yerine getiren kişidir.
1924 yılında 442 sayılı Köy Kanunu ile uygulanmaya başlanan koruculuk sistemi, dönemin koşulları itibariyle artan eşkıyaya karşı oluşturulmuş bir sistemdir. “Düzensiz yardımcı kuvvetler” olarak adlandırılan geçici köy korucuları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde faaliyetlerini yürüten ve silahlı bir oluşum olan PKK örgütüne karşı oluşturulmuştur. Geçici köy koruculuğu 1985 yılında 3175 sayılı Kanun ile uygulanmaya başlanmıştır. 3175 sayılı Kanun’la Köy Kanunu’na ek olarak getirilen 74. maddeye göre “Bakanlar Kurulunca tespit edilecek illerde; Olağanüstü Hal İlanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya ne sebeple olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması halinde de, valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığı’nın onayı ile yeteri kadar geçici köy korucusu temin edilebilir.”
442 sayılı Kanun’da gönüllü köy korucularının muhtarın talebi ve mahalli mülki amirin onayı ile göreve başlayacağı, geçici köy korucularının ise valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile göreve başlayacağı yer almaktadır.
Gerek geçici ve gerekse gönüllü köy koruculuğu atamalarının idari işlemle yapıldığı ve somut dosyada davacı ile davalı arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı açıktır.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek, 6100 sayılı Kanun’un 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince davanın yargı yolu caiz olmaması sebebiyle usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.