YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5087
KARAR NO : 2017/6919
KARAR TARİHİ : 30.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2003 yılının şubat ayında işe başladığını, işletme şefi olarak iş sözleşmesini haklı nedenle fesih ettiği 02.09.2015 tarihine kadar davalı şirkette çalıştığını,davalı şirketin müvekkilinin rızasını almadan ücretsiz izne çıkardığını, davalı şirketin kapalı olması ve ne zaman açılacağının belli olmaması nedeniyle müvekkilin iş sözleşmesinin haksız bir şekilde feshedildiğini,müvekkilinin gece de olmak üzere otuz saat fazla mesai yaptığını, son iki yıla ait izin hakkının bulunduğunu, asgari geçim indirimi almadığını belirterek kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin kriz sebebi ile ticari hayatının geleceği için üretimi kısa bir süreliğine durdurma kararı aldığını, işçileri ücretsiz izne çıkarma ve iş sözleşmesini bu şekilde feshetme gibi bir amacının olmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca hak etmiş olduğu ücretlerin tam ve zamanında ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir.
Somut olayda, mahkeme kararının gerekçesinde asgari geçim indirimi talebinin reddi gerektiğinin belirtildiği,ancak hüküm fıkrasında asgari geçim indirimi alacağının hüküm altına alındığı anlaşılmakla,bu duruma göre gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki sebebiyle mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.Ayrıca asgari geçim indirimi alacağına ilişkin hüküm kısmının devamında maddi hatalı olarak ihbar tazminatı olarak belirtilmeside hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.