YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/32605
KARAR NO : 2017/10776
KARAR TARİHİ : 11.05.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalıya ait fabrikada inşaat teknikeri olarak 14.11.2006 tarihinden 01.09.2010 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin geçersiz olarak feshedildiğini, bu nedenle açılan işe iade davasının mahkemesince kabul edildiğini, bir kısım ödemelerin işveren tarafından yapıldığını belirterek fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu edilen alacaklarının tümünün davacıya ödendiğini, sadece üç ay süresince otuz günden eksik ödeme yapıldığını, raporlu olduğu günlerinde ücretinin ödendiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından davacının verilen görevi kabul etmemesi sebebi ile feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bozma ilamına uyan mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, 294/3. maddesinde “hükmün tefhimi hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur.” 298/2 maddesinde ise “gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” hükümlerine yer verilmiştir. Yine Kanunun 321/2 maddesinde; “Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.” hükmü düzenlenmiştir.
321. maddedeki “hükme ilişkin tüm hususlar” dan kastedilen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesindeki unsurlardır. Madde gerekçesinde tefhimin hüküm özetinin yazdırılması olduğu açıklanmıştır.
Davanın reddine veya kabulüne dair karar tefhim edildikten sonra bundan dönülerek yeni ve bundan farklı bir hüküm kurulamayacağı gibi, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması ve kısa kararla çelişik olmaması da gerekir. Aksinin kabulü mahkemelere güveni sarsacağı gibi … ve kanunlarda yer alan kurallara açıkça aykırılık oluşturur.
Somut olayda, Mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan alacaklar bakımından dava ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedildiği, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise bu alacaklara dava tarihinden itibaren faize hükmedildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu durumun kısa kararın tanzimi sırasında kopyalama işlemi yapılırken faiz başlangıç tarihinin daha önceki kararda yazıldığı üzere dava ve ıslah tarihinden yazıldığı belirtilmiş ise de, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu açıktır. Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı ilamı gereğince bozma sebebidir. Bu nedenlerle; 6100 sayılı Kanun’un 297, 298/2 ve 321. maddelerinde belirtilen zorunlu unsurların hiç birisini taşımadığı anlaşılan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 11.05.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.