Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/3152 E. 2017/5141 K. 14.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3152
KARAR NO : 2017/5141
KARAR TARİHİ : 14.06.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Taksirle yaralama suçundan sanık …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 89/1-3a-b-son 22/3, 62/1, 52, maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 25.000.00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/05/2015 tarihli ve 2014/1008 esas, 2015/603 karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya aslının, diğer sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle Yargıtay incelemesinde bulunduğundan onaylı suret üzerinden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre;
1- 5237 sayılı Kanun’un 89. maddesinin 5. fıkrasında “Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz” şeklinde yer alan düzenleme karşısında, somut olayda sanık …’in sahibi olduğu söz konusu şirkette işçi olarak çalışan müştekinin maden çalışmaları sırasında beline taş düşmesi sonucu yaralandığı eylem nedeniyle her ne kadar Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin bilinçli taksir kapsamında kaldığından bahisle cezalandırılması yoluna gidilmiş ise de, dosyanın diğer sanığı … tarafından yapılan temyiz üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 16/11/2016 tarihli ve 29016/8702 esas, 2016/12717 sayılı ilamında, “…Sanık …’nin ortağı ve yetkili müdürü olduğu şirket ile temyize gelmeyen sanık …’in sahibi olduğu şirket arasında imzalanan sözleşme gereğince, olay mahallinde maden çıkarma faaliyetinde bulundukları, katılanın, temyize gelmeyen sanık …’in işçisi olarak madende çalışmaya başladığı, olay günü, çalışmaların devam ettiği sırada tavandan taş kütlesinin katılanın beline düşmesi sonucu katılanın nitelikli şekilde yaralandığı olayda; sanık …’nin ve temyize gelmeyen sanık …’in mahkumiyetlerine hükmedilmiş ise de, sanığın üzerine atılı taksirle yaralama suçunun TCK’nın 89. maddesinde hükme bağlandığı ve aynı maddenin 5. fıkrası gereğince 1. fıkrası kapsamı dışında bulunan bilinçli taksir hali hariç şikayete tabi olduğu, katılanın savcı huzurunda 06.06.2008 tarihinde verdiği ifadesinde, ocak sahibi kişiler hakkında ceza hukuku açısından şikayetinin olmadığını beyan etmesi ve dosya içeriği itibariyle de bilinçli taksirin koşullarının bulunmadığının anlaşılması karşısında; şikayet yokluğu nedeniyle TCK’nın 89/5. ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesisi….bozulmasına…” şeklinde açıklandığı üzere sanık …’in eyleminin bilinçli taksir düzeyinde olmadığı ve katılanın 06/06/2008 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadesinde sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi sebebiyle, 5237 sayılı Kanun’un 73/4. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2-5237 sayılı Kanun’un 89. maddesinin 1. fıkrasında “Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.'” şeklinde yer alan düzenlemede hapis veya adlî para cezasının seçimlik olarak öngörülmüş olmasına rağmen sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmolunmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 15.03.2017 gün ve 94660652-105-59-2234-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından incelenmek üzere dosyanın onaylı sureti gönderilmiş ise de; iş bu dosyada sanık Yaşar Kiremtici’nin temyiz istemi üzerine Dairemizin 2016/8702 sayılı esasına kayıtlı dosyanın aslının incelenerek karara bağlanmış olduğu görülmekle, dosya aslı istenmeksizin onaylı sureti üzerinden yapılan incelemede,
Sanık …’nin ortağı ve yetkili müdürü olduğu şirket ile sanık …’in sahibi olduğu şirket arasında imzalanan sözleşme gereğince, olay mahallinde maden çıkarma faaliyetinde bulundukları, katılanın, sanık …’in işçisi olarak madende çalışmaya başladığı, olay günü, çalışmaların devam ettiği sırada tavandan taş kütlesinin katılanın beline düşmesi sonucu katılanın nitelikli şekilde yaralandığı olayda; sanık …’in mahkumiyetine hükmedilmiş ise de, sanığın üzerine atılı taksirle yaralama suçunun TCK’nın 89. maddesinde hükme bağlandığı ve aynı maddenin 5. fıkrası gereğince 1. fıkrası kapsamı dışında bulunan bilinçli taksir hali hariç şikayete tabi olduğu, katılanın savcı huzurunda 06.06.2008 tarihinde verdiği ifadesinde, ocak sahibi kişiler hakkında ceza hukuku açısından şikayetinin olmadığını beyan etmesi ve dosya içeriği itibariyle de bilinçli taksirin koşullarının bulunmadığının anlaşılması karşısında; şikayet yokluğu nedeniyle TCK’nın 89/5. ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet hükmü tesis edilmesinde isabet görülmediğinden,
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden Tekirdağ 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28/05/2015 tarih 2014/1008 – 2015/603 karar sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, sanık hakkındaki davanın TCK’nın 89/5. ve CMK’nın 223. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE; infazın buna göre yapılmasına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.