Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/6434 E. 2017/5581 K. 20.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6434
KARAR NO : 2017/5581
KARAR TARİHİ : 20.03.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı … vekili ile … tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş akdinin haksız ve bildirimsiz olarak sona erdirildiğini ve davalılar arasında muvaazalı acentelik ilişkisinin bulunduğunu, davacının esas işyerinin …tiçi Kargo olduğunu öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin ve ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, davalı … ile müvekkili …tiçi Kargo Servisi A.Ş. arasında akdedilen vekalet sözleşmesi gereğince, diğer davalının Karabağlar acentesinin yükleniciliğini üstlendiğini, acenta /şube yüklenicisi olarak ayrı vergi numarası sigorta sicil numarası ile bağımsız faaliyet gösterdiğini, bağımsız tacir olduğunu, aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı da davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalı işyerinde 18.11.1993 tarihinden iş akdinin fesih tarihi olan 03.10.2011 tarihine kadar olan süreçte belirsiz süreli hizmet sözleşmesine dayalı olarak 17 yıl 10 ay 15 gün (6520 gün) süreyle çalıştığı, akdin fesih tarihi itibariyle tazminata esas son günlük brüt ücretinin 68,65 TL olduğu, son brüt çıplak ücretinin ise 59,87 TL olduğu, davalılardan …’ın diğer davalı … Şirketinin eski çalışanı olduğu ve bu çalışma sürecinde acente olarak görevlendirildiği, davacının da davalı …’ın işçisi olarak gösterildiği, emsal … 4. İş Mahkemesinin 2012/284 esas, 2013/100 karar sayılı dosyasının temyiz incelemesini yapan Dairemizin 24.06.2013 tarihli ve 2013/15353 esas, 2013/15351 sayılı kararı ile acentede kullanılacak tüm araçların diğer davalı … tarafından temin edilmesi, işyeri kira ve kira sözleşmesinin davalı şirket adına düzenleneceği ve kira bedelinin de davalı tarafça ödeneceği sözleşme hükümleri ve uygulama ile mevcut işyerindeki araçların kullanımının acenteye devredileceği ve hizmetlere ilişkin fiyatların davalı şirketçe tespit edileceği, acentenin müşterilere hizmetinin de davalı şirketçe değerlendirileceği uygulama ve hükümleri birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasında muvaza ilişkisi bulunduğu bu nedenle her iki davalının da işçinin alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacının hizmet akdinin kıdem ve ihbar tazminatını ödemeyi gerektirmeyecek haklı bir nedenle fesh edildiğini ispatla yükümlü tarafın yasa gereği davalı taraf olduğu bu şekilde bir ispat bulunmadığı, davacının yıllık izin, ikramiye, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298/2. maddesi gereğince sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysa 18.06.2014 günlü oturumda tefhim edilen kısa kararın kendi içinde çelişkili olduğu gibi kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının da bibirine aykırı olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Kısa kararın 2. bendinde ihbar tazminatının hüküm altına alındığı, 7. bendinde ise reddedildiği, 7. bendin “şablon kalıntısı” olduğu belirtilerek kısa kararda üstü çizilerek paraflandığı, kısa kararın 4. bendinde ”fazla çalışma ücreti” alacağının hüküm altına alındığı, ancak “fazla çalışma” ibaresinin üstü çizilerek ”genel tatil ücreti” olarak düzeltilip paraflandığı bendin ikinci cümlesinde ise “fazla çalışma” ibaresinin halen bulunduğu görülmektedir. Hüküm anlaşılabilir ve her türlü yanıltıcı ifadeden uzak, tereddütsüz olmalıdır.
Öte yandan hükmün tashihi 6100 sayılı Kanun’un 304. maddesinde düzenlenmiş olup buna göre tashih ancak hükümdeki yazı ve hesap hataları diğeri benzeri açık hatalar için mümkündür.
Konuyla ilgili gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Kabule göre ise, mahkemece davalılar arasındaki ilişki muvazaalı olduğu ve dava konusu alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Davalılardan …’ın kendisinin acente olmadığını ve aslında davalı …’nin işçisi olduğunu öne sürerek dava açtığı ve davanın … 3. İş Mahkemesi’nin 2013/436 esasına kaydedildiği anlaşılmaktadır. Davalının açtığı bu dava da dikkate alınarak ve tüm dosya kapsamına göre davalılar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği ve davalıların sorumluluğu belirlenmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 20.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.