Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2015/29371 E. 2017/7829 K. 29.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/29371
KARAR NO : 2017/7829
KARAR TARİHİ : 29.05.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1) Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçundan doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktar ve türüne göre; 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Yasa’nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3.000,00 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2) Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “kuşkudan sanık yararlanır” kuralı uyarınca sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlıdır. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkumiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. İhtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en temel amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir, o halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Her hukuk devletinde kabul edilen ve masumluk karinesi ile sıkı bir ilgisi bulunan şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo) ilkesine göre yapılan ceza muhakemesinin sonunda fiilin sanık tarafından işlendiğinin yüzde yüz açıklığa ulaşmaması halinde mahkumiyet kararının verilemeyeceği, T.C. Anayası’nın 38/4. maddesi ile İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11. maddesi, İnsan Hakları ve Avrupa Sözleşmesi’nin 6/2. maddesi, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 14/2. maddelerinde açıkça kabul edilmiş olup, bu ilkenin dayanağını, bir suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesi gerektiği esasının oluşturduğu kabul edilmekle;
Dosya kapsamından, suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki birbirine uygun suçu inkara yönelik savunmaları, müştekinin aşamalardaki beyanları, diğer suça sürüklenen çocuk …’nın savunmaları, soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla dinlenen …’ın olay sonrası harici olarak yaptıkları görüşmelerde diğer suça sürüklenen çocuk …’nın hırsızlık eyleminin kendisinin suça sürüklenen çocuk … ile birlikte işledikleri yönündeki beyanı ve müştekinin çalınan malzemelerin tanığın beyan ettiği yerde ele geçirilmiş olması, suça sürüklenen çocuğun atılı suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli derecede kesin ve somut nitelikte her türlü şüpheden uzak, inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
3)İşyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hüküm yönünden suça sürüklenen çocuğun, müştekinin ve tanığın aşamalarda alınan beyanlarında, eylemin gece vakti işlendiğinin belirlenememesi karşısında gündüz vakti işlendiğini kabulu gerektiği, mahkemece hırsızlık suçundan TCK’nın 143. maddesi uygulanmadığı halde, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçunda eylemin gece işlendiğini kabul edilerek temel cezanın 1 yıl olarak belirlenerek kararda çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 29/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.