Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/7780 E. 2017/10449 K. 08.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7780
KARAR NO : 2017/10449
KARAR TARİHİ : 08.05.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde 20.08.2008 tarihinden itibaren kaynakçı olarak iş akdini emeklilik nedeniyle feshettiği 03.06.2013 tarihine kadar çalıştığını, aylık 1.400,00 TL net ücret aldığını, işe girdiği tarihten 2013 yılına kadar 1 ay gece 19:30-07:30, bir ay gündüz vardiyasında 07:30-19:30 olmak üzere, 2013 yılından itibaren 07:30-17:30, haftada en az iki defa 07:30 dan 21:00 e kadar çalıştığını ayda 2 hafta tatili dışında 7 gün çalıştığını, dini bayramlar dışında ulusal bayram ve tatillerlerde çalıştığını, yıllık izin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ücreti ile hafta sonu ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının işyerinde kaynakçı olarak çalıştığını, aylık ücretinin 1.230,92 TL brüt olup davacı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, iş akdini emeklilik nedeniyle feshettiğini, davacı tanıklarının işverenle husumetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık davacının fazla mesai alacağına hak kazanıp kazanmadığı konusundadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği kabul edilmelidir.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile ispatlaması gerekir.
Somut olayda; fazla mesai hesabında davacı talebi aşılmıştır. Davacı 2013 yılına kadar gündüz vardiyasında 07:30-19:30 olmak üzere, 2013 yılından itibaren 07:30-17:30, haftada en az iki defa 07:30 dan 21:00 e kadar çalıştığını iddia etmiş, davacı tanıkları davacının bekçi olarak çalıştıkları dönemi bilmediklerini, davacının kurutma bölümünde ve kaynakçı olarak çalıştığını ifade etmişlerdir.
Bilirkişi tanık beyanlarına göre 07:00-19:00 arası çalışmayı kabul ederek hesaplamalar yapmıştır. Tanık beyanları ve davacı talebiyle bağlı kalınarak son 1 yıl öncesinde 07:30-19:00 arası 1,5 saat ara dinlenme ile son yılında ise 7:30-17:30 arası haftada iki gün 19:00 a karar çalışıldığı kabul edilerek fazla mesai alacağının şimdiki gibi takdiri indirimle hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
4-Davacının hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı da ihtilaf konusudur.
Davacı tanığı … hafta tatilleri konusunda işyerinde genelde pazar günlerinin tatil olduğunu, nadir de olsa pazar günü çalışıldığını, ücretinin işverence ödendiğini beyan etmiş, tanıklardan …’ün işverenle husumetli olduğu, diğer tanıklar ise davacının kaynakçı olarak çalıştığı dönemde hafta tatilini kullandığını beyan etmişlerdir. Davacı ne kadar sıklıkta hafta tatillerinde çalıştığını kanıtlayamadığından ve davacı tanığının da işyerinde hafta tatilinde çalışma olması halinde ücretin ödendiğini beyan ettiğinden hafta tatili alacağının reddine karar verilmek gerekirken ayda 2 hafta tatilinde çalışıldığının kabulü ile hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.