YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13119
KARAR NO : 2014/14928
KARAR TARİHİ : 30.09.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/02/2012 tarih ve 2010/334-2012/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde mali işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı ünvanı ile süreli iş akti ile çalıştığını, 2009 yılı Eylül, Ekim ve Kasım aylarına ait maaşlarını alamadığını, davalının kötü niyetli olarak iş akdini feshettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ücret, kıdem, ihbar, yıllık izin ücreti, diğer sosyal haklarına ilişkin alacak ve kötü niyetle iş aktinin feshi nedeniyle kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin kurucu ortakları arasında olup, baştan itibaren yönetim kurulu üyeliği yaptığı, davacıya şirketi temsil yetkisi verildiği, taraflar arasında iş akti bulunmadığı, kıdem, ihbar, kötü niyet tazminatı, yıllık izin ve iş ilişkisinden kaynaklanan diğer sosyal taleplerin yerinde olmadığı, taraflar arasında tespit edilen vekalet akti uyarınca doğacak ücret alacağı talebinin incelenmesi ve değerlendirilmesinin diğer taleplerden bağımsız olarak yapılmasının usul ekonomisine uygun düşeceği gerekçesiyle, ücret alacağı talebinin tefrikine, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Şirket genel müdür yardımcısı olan davacının ücret alacağına ilişkin davanın, kıdem, ihbar tazminatı gibi işçilik alacakları davasından ayrılmasına dair karar, davalı vekilince temyiz edilmiş ise de, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nun 168. maddesi (mülga 1086 sayılı HUMK’un 48/2. maddesi) uyarınca ayırma kararına karşı ancak asıl hükümle birlikte temyiz yoluna başvurulması mümkün olup, mahkemece, ücret alacağı hususunda esastan bir karar verilmediğinden, tek başına ayırma kararı temyizi kabil değildir. Bu nedenle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 04,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.