Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/14343 E. 2017/10444 K. 08.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14343
KARAR NO : 2017/10444
KARAR TARİHİ : 08.05.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı kuruma ait … Linyit aramaları sondaj kampında sondaj işçisi olarak 01.06.2007-28.12.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, çalışmasını taşeron şirketler nezdinde sürdürdüğünü, iş akdinin haklı neden gösterilmeksizin feshedildiğini, işyerinde 3 vardiya halinde çalışıldığını, ayda bir kuyu bitimi olup kuyu bitimi nakliyesinde ayda ortalama 5 saat fazla çalışma yapılmasına rağmen karşılığında ödeme yapılmadığını, dini bayramların 2 günü ile resmi tatillerin tamamında çalışmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, yıllık izinlerinin bir kısmını kullanmadığını belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti ve fazla çalışma ücreti alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.

Davalı Cevabının Özeti:
Davalı kurum vekili, davacının … Linyit aramaları sondaj kampında 09.01.2008-29.02.2008, 01.01.2009-31.03.2009, 01.01.2010-31.03.2010 tarihleri arasında 657 sayılı Kanun’un 4/c maddesine göre geçici personel statüsünde çalıştığını, çalışmasını taşeronlar nezdinde sürdüğünü belirterek husumet itirazında bulunmuş, davanın alt işverenlere ihbar edilmesini talep etmiş, davacının geçici personel olarak çalıştığı sürenin alt işveren şirketlerde geçen süre ile birleştirilemeyeceğini ve bu sürelerde işçi sayılmadığından İş Kanunu’nda belirlenen diğer kıdem, ihbar, yıllık izin, fazla çalışma ve genel tatil ücretinden yararlanılmasının mümkün olmadığını beyanla davacının işçilik hak ve alacaklarından idarenin sorumlu olmadığını, bu hususta münhasıran taşeron şirketlerin sorumlu olduğunu, idarenin asıl işveren sıfatından söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili ise davacının iş akdinin davalı kurumun isteği üzerine sonlandırıldığını, kıdem, ihbar ve yıllık izin ücretinin ödendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, dosya kapsamında yer alan ve davalı … ile davacı arasında yapılan sözleşmelerin sırasıyla 5437 sayılı 2006 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun’a ekli E cetvelinin 42 bendi uyarınca, 5828 sayılı 2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun’a ekli cetvelin 42 bendi uyarınca, 5828 sayılı 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun’a ekli cetvelin 42 bendi uyarınca 657 sayılı Kanunun 4/C maddesi kapsamında geçici personele dair olmak üzere düzenlendiği tespit edilerek davacının geçici personel olarak çalıştığı, bu itibarla davacının 09.01.2008-29.02.2008, 01.01.2009-31.03.2009, 01.01.2010-31.03.2010 tarihleri arasında davalı … bünyesinde çalıştığı dönemlerin (toplam 231 gün) İş Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceği, alt işverenlerde 1568 gün çalıştığı (4 yıl, 3 ay, 18 gün) , davacının sondaj işçisi olarak yaptığı işin niteliği ve tüm çalışmasını davalı … Aramaya hasrettiği dikkate alındığında davalılar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi kapsamında asıl işveren –alt işveren olarak nitelendirilmesi gerektiği, davacının hizmet süresi kapsamındaki alacaklarından devir nedeniyle İsmira şirketinin asıl işverenle birlikte sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir .
2-İbra sözleşmesi, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Kanun’un 132.  maddesi “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” hükmünü getirmiştir. İbranameyle ilgili olarak diğer önemli bir düzenleme ise 6098 sayılı Kanun’un 420. maddesinde yer almıştır. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
Somut olayda Mahkemece ihbar tazminatından ibranamede yazılı miktarın davacıya banka aracılığı ile ödendiği hususu açıklığa kavuşturulmaksızın mahsubu isabetli olmamıştır.
3-Davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.
Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille ispatlaması imkân dahilindedir.
Somut olayda, davalı … cevap dilekçesi 8 nolu bendinde davacının 34,5 gün bayram çalışması olduğunu belirterek ve varsa diğer tüm genel tatil ücreti alacaklarından taşeron şirketlerin sorumlu olduğunu beyan etmiş ve tanıklar genel tatillerde de çalışıldığını beyan etmişlerdir. Davalı … tarafından bayram çalışmalarına dair liste de sunulmuştur. Davalılarca ödendiği ispat edilemeyen bayram ve genel tatil alacaklarının taleple bağlı kalınarak hesaplanması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Ayrıca kararda birleştirilen ek dava dosyalarındaki talep miktarları maddi hata yapılarak hükümde yanlış yazılmıştır. Bu hususunda ayrıca düzeltilmesi gerekmektedir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 08.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.