Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/2285 E. 2017/5321 K. 14.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2285
KARAR NO : 2017/5321
KARAR TARİHİ : 14.03.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma,ulusal bayram genel tatil, yıllık izin ve işçilik ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı İsteminin Özeti:
Davalı vekili, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle söz konusu uyuşmazlık bakımından iş mahkemesinin görevli mahkeme olmadığını savunarak, görevsizlik kararı verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 28.01.2016 tarihli ve 2015/28739 esas, 2016/1826 karar sayılı ilâmıyla, somut uyuşmazlıkta davacının hangi hususlarda yemin edeceğinin ve davacının yemin ettiği hususlardaki beyanının duruşma zaptına geçirilmeyerek yeminin usulüne uygun olarak icra edilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak 17.05.2016 tarihli celsede usulüne uygun olarak davacı asile yemin eda ettirilerek dinlenilmiştir. Davacı asil her ne kadar fazla çalışma yaptığına dair yemin etmiş ise de; fazla çalışma yaptığını ispatlamakla yükümlü davacının bu konudaki yemini dikkate alınamaz. Davacı tanıklarından …’un, davalı işyerinden alışveriş yapan müşteri, …’ın, davacının babasının komşusu, …’un ise davacının babası, …’ın da davacının arkadaşı olduğu nazara alındığında işyerindeki çalışma düzenini bilemeyeceklerinden beyanlarının varsayıma dayalı olduğu, davacı tanığı …’un ise davacının kardeşi olup davalı işyerinde 2006 yılında bir kaç ay çalıştığı, beyanlarının birlikte çalışılan dönem dışındaki çalışma süresi yönünden fazla çalışmanın ispatı için delil teşkil etmeyeceği, davacı şahitlerinin beyanlarının, işyerinde davacının fazla mesai yaptığını ispatlar nitelik taşımadığı anlaşılmakla, davacı iddiasının yeterli ve inandırıcı deliller ile ispatlanamadığından fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Somut olayda, davacı 09.01.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını bilirkişi raporuna göre artırmış ve dava dilekçesi ile talep edilen kısım için dava tarihinden, ıslah edilen kısım için ise ıslah tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuştur. Kararda ise kabul edilen alacak kalemleri için ıslah ve dava tarihi ayırt edilmeksizin dava tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. Mahkemece, taleple bağlılık kuralı gereği dava dilekçesi ile talep edilen meblağlar yönünden bu tarihten, ıslah ile arttırılan kısım yönünden ise ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.