YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1994
KARAR NO : 2017/4708
KARAR TARİHİ : 07.03.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, süresi içinde davacı vekili ve davalılar … Genel Müdürlüğü ile … A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmiş ve … Genel Müdürlüğü vekili tarafından duruşma talep edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı … ve ona bağlı … Genel Müdürlüğü’nün ihtiyacı olan personelin davalı … A.Ş. tarafından karşılandığını, müvekkilinin de uzun süre önce bu şekilde işe alınıp kadrosu … A.Ş.’de görülmesine rağmen gerçekte … Genel Müdürlüğü’nün ulaşım araçlarında hat şoförü olarak çalıştığını, işe alınırken, alındıktan sonra meslek içi eğitimde ve işin gördürülmesi sırasında her türlü amir ve talimatı … Genel Müdürlüğü yetkililerinden aldığını, toplu taşım ve ulaşım hizmetlerinin belediyelerinin asli görevleri arasında yer aldığını, tüm bu nedenlerle … A.Ş. ile … Genel Müdürlüğü arasında yapılan hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olduğunu iddia ederek … A.Ş. ile diğer davalılar … ve … Genel Müdürlüğü arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun tespiti ile müvekkilinin baştan itibaren … ve … Genel Müdürlüğü’nün işçisi sayılmasını, müvekkilinin işe başlama tarihinden itibaren … Genel Müdürlüğü’nün işçilerine ödediği ücret ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklı fark alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalılar Cevabının Özeti:
Davalı … Genel Müdürlüğü vekili özetle; davacının bir kısım taleplerinin zamanaşımına uğradığını, idareleri ile idarelerine ait işleri ihale yoluyla alan şirketler arasında hukuki ilişkinin muvazaalı olmadığını, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca hizmet alım ihalesi açarak ihtiyacını giderdiğini, işe alınacak ve işten çıkarılacak personelin idareleri tarafından belirlenmediğini, ayrıca sendika üyesi olmayan, sendika üyesi olmanın gerektirdiği yükümlülüğü yerine getirmeden herhangi bir külfete katlanmadan sadece toplu iş sözleşmesi avantajlarından yararlanılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı … A.Ş. vekili özetle; davacının talep ettiği işçilik alacaklarının belirli, en azından objektif olarak belirlenebilir durumda olduğunu, davacı tarafın muvazaa iddialarını kabul etmediğini, şirketin bünyesinde bulundurduğu işçiler vasıtasıyla … Büyükşehir Belediyesinin ihalelerine girdiğini, davalının, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olarak kurulan, ayrı bir tüzel kişiliği, kadrosu ve hukuksal bağımsızlığı olan bir şirket olduğunu, 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesince davacı gibi hizmet alımı yoluyla çalıştırılan işçilerin kadrolu işçilerin toplu iş sözleşmesi ve kanundan kaynaklanan mali hak ve sosyal yardımlardan faydalanamayacağının açıkça düzenlendiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … vekili özetle; … Genel Müdürlüğü’nün Kanun ile kurulmuş … Büyükşehir Belediyesine bağlı ancak ayrı kamu tüzel kişiliğine ait müstakil bütçeli kamu kuruluşu olduğunu, 5393 sayılı Belediyeler Kanunu’nun 15, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanun’un 7. maddeleri kapsamında ve … sınırları dahlinde şehir içi toplu taşım hizmetlerinin … Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü, özel kanunla kurulmuş olan … Genel Müdürlüğü ile … arasında alt-üst işveren ilişkisinin bulunmadığını, husumetin yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, … hakkında husumet yönünden ret kararı ile diğer davalılar arasında muvazaalı iş ilişkisi bulunduğunun tesptine ve ilave tediye alacağının tahsiline karar verilmiştir. Ancak (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin 22.05.2015 tarihli kararı ile; Mahkemece, mevcut yargılamada alacağın tam miktarının tespit edilmemesinin ileride yeni uyuşmazlıklara yol açabileceği gerekçesi ile, ayrıca …’de ulaşım hizmetlerinin … tarafından yerine getirilmesi nedeniyle davacının husumette yanıldığı ve bunun kabul edilebilir nitelikte olduğu bu nedenle hakkında dava reddedilen … yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına esas yönünden uyulmasına, davacının tüm çalışma dönemine göre talep ettiği alacakların tespitine karar verildiği ancak yargılama giderinden olan davalı avukatlık ücretine ilişkin bozma kararına karşı direnilmesine karar verilmiştir.
Bozma sonrasında yapılan yargılama sonunda, Mahkemece vekalet ücretine ilişkin bozma kararına karşı “davacı vekilinin bu hatası ile husumeti bulunmayan belediyeyi ve vekilini cevap ve delillerini hazırlamak, yargılamaya katılmak ve dolayısı ile emek ve masraf harcamaya zorladığı yargılama sonuna kadar davalı Belediye hakkındaki iddialarında ısrarlı tutumunun özensizlikle dahi açıklanamayacak olduğu bu sebeple husumeti bulunmayan davalının gereksiz yere sarfettiği emek ve masrafın davacı tarafından karşılanmasının HMK hükümleri gereği olduğu” gerekçesiyle bozma kararına karşı direnilmiş olup, Dairece temyiz incelemesi sırasında gözden kaçan bu husus nedeniyle bozma gerekçesi yazıldığı anlaşılmakla, direnme kararının kabulü ile Dairenin kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili ve davalılar … Genel Müdürlüğü ile … A.Ş. vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosya içeriğine göre davacı işçi ile davalı işverenler arasında ilave tediye alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İlave tediye alacağının kapsamı, yararlanacaklar, yararlanma şartları, miktarı ve ödeme zamanı 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun ile düzenlenmiştir. Kanunun 1 inci maddesinde, Devlet ve ona bağlı kurumların hangileri olduğu, ayrıca yararlanacak kişiler açıkça belirtilmiştir.
Buna göre;
A. İşveren kapsamı yönünden Devlete ve ona bağlı olmak üzere,
1. Genel, katma ve özel bütçeli daireler,
2. Sermayesi değişen kurumlar,
3. Sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlar ve bunlara bağlı kuruluşlar,
4. Belediyeler ve belediyelere bağlı kuruluşlar,
5. 3460 ve 3659 sayılı Kanun kapsamına giren, sermayesinin tamamı Devlete ait olan veya bu sermeye ile kurulan iktisadi Devlet kuruluşları,
3460 sayılı Kanun bugün itibari ile yürürlükte olan bir kanun değildir. 3659 sayılı Kanun ise, banka ve Devlet kurumlarında çalışan memurların aylıkları ile ilgili düzenleme getirmiş ve halen yürürlüktedir. Bu Kanun’un 1. maddesinde, kapsama dahil kurumlar daha ayrıntılı açıklanmıştır.
Yukarıda belirtilen kurumlarca, sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurulan kuruluşlar ve bunların aynı nispette iştirakleriyle vücut bulan kurumlar, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar veya satın alınıp belediyelere bağlanan müesseseler de Kanun kapsamına alınmıştır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ekli cetvellerde sayılmıştır. Bu cetvellerde Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu idareleri, Özel Bütçeli İdareler, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar ve Sosyal Güvenlik Kurumlarında çalışanların kanun kapsamında olduğunun kabulü gerekir.
Sonuç itibari ile kapsam bakımından, Devlet tarafından kanun ve kanunun verdiği yetki ile idari işlemle kurulan ve kamusal yetki ve ayrıcalıklardan yararlanan kamu tüzel kişilikleri ve bunlara bağlı kuruşlarda iş sözleşmesi ile çalışanlara uygulanacağı görülmektedir.
04.07.1956 tarih 6772 sayılı Kanun’a 2448 sayılı Kanun ile eklenen 6772/Ek-l maddesi ile ilave tediyelerin toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılması halinde buna sınır getirilmiş ve “Bu Kanun uyarınca işçilere yapılan ilave tediyelerden ayrı olarak, her yıl için her biri bir aylık istihkakları tutarını (hafta ve genel tatil ücretleri dahil) geçmemek şartıyla toplu iş sözleşmeleri ile en çok iki ikramiye daha verilebilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda Toplu İş Sözleşmesi ile yukarıda belirtilen kurumlarda çalışan işçilere en çok iki ay daha ilave tediye ödeneceğinin kararlaştırılabileceği, bu miktar üzerinde ödeme yapılacağı şeklindeki düzenlemenin yasal sınırı aşan miktarda geçersiz olacağını kabul etmek gerekir.
Davalı … ile DİSK Genel İş Sendikası arasında yapılan Toplu İş Sözleşmesinin 40. maddesindeki hükümlerine göre, sendika üyesi işçilere sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren 112 günlük ücretleri tutarında ikramiye ödeneceği ve 01.04.2011 tarihinden sonra işe girmiş olan sendika üyesi işçilere ise 56 günlük ücretleri tutarında ikramiye ödeneceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, 6772 sayılı Kanun kapsamında belirlenmiş olan 52 günlük ilave tediye dışında, söz konusu sendikanın üyesi olan işçilere toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmü gereği, en çok iki aylık yani 60 günlük ücreti tutarında ilave tediye daha ödeneceği, 6772 sayılı Kanuna göre de (26 x 2=52 günlük) olmak üzere toplam 112 günlük ikramiye verilebileceği, şeklideki düzenleme ile kurumca en fazla ödenecek ikramiye miktarına sınırlama getirilmiştir. Buna göre; yasal sınırı aşan düzenlemeler, aşılan miktar oranınca geçersiz sayılacaktır. Bu durumda, davalının toplu iş sözleşmesinde öngörülen, 112 günlük ikramiye ve ilave tediye ödeneceğine ilişkin hükmün, 52 günlük kısmının, 6772 sayılı Kanun gereği ödenmesi gereken ilave tediye alacağı olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre; davacıya toplu iş sözleşmesinin ilgili maddesi gereği yılda toplam 112 yevmiye tutarında ikramiye ödendiği görülmektedir. Davacının söz konusu yılda 112 yevmiyeyi aşan taleplerinin artık, 6772 sayılı Kanun’un 2448 sayılı Kanun ile eklenen Ek-1 maddesine aykırı olarak mükerrer talep niteliğinde sayılacağı, ancak 112 günlük ücret tutarından daha az ikramiye verilmiş ise; bunun, 112 günlük ücrete tamamlanacak şekilde ilave tediye talebinde bulunabileceği sonucuna varılmıştır. Yazılı sebeplerle; Mahkemece, davanın reddi yerine kabulüne karar vermesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre de; davacı ve davalılar arasındaki diğer bir sorun bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılmayacağı konusundadır.
Gerek mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 84. maddesinde gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 177. maddesinde ıslahın ancak tahkikat tamamlanıncaya kadar yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 13.05.2016 tarih ve 2015/1 esas ve 2016/1 karar sayılı ilamında bozma sonrası ıslahın mümkün olmadığı kesin bir şekilde belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının bozma ilamından sonra ıslah yolu ile talep konusu alacakların miktarını artırmıştır. Mahkemece ıslah doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak yukarıda açıklanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı gereğince bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün olmadığından ıslah yapılmamış kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgililere iadesine, 07.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.