YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/30
KARAR NO : 2017/5280
KARAR TARİHİ : 14.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmesi ve davacı avukatınca duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.03.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş güvencesi tazminatı, kıdemlilik zammı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile bayram tatili ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek devam edilen yargılama neticesinde, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle 15.11.2016 tarihli nihai kararla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ayrıca, davalı vekilinin, teminat iadesine ilişkin talebinin reddine dair karara itiraz üzerine de, 07.12.2016 tarihli ek kararla davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin esas hakkındaki 15.11.2016 tarihli nihai kararı davacı vekilince; 07.12.2016 tarihli ek kararı ise davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin, mahkemenin 07.12.2016 tarihli ek kararına yönelik temyiz mahiyetinde görülen itirazı bakımından;
Eldeki davada, mahkemece bozma ilamından önce verilen ilk hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve ilamın icrasının geri bırakılması için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca icra takip dosyasına nakit teminat yatırılmıştır. Mahkemece verilen ilk hüküm, Dairemizin 30.05.2016 tarihli ilamıyla bozulmuştur.
Davalı vekilinin icra dosyasına yatırılan teminatın iadesi hakkındaki 15.11.2016 tarihli talebi, mahkemenin 16.11.2016 tarihli ek kararıyla reddedilmiştir. Davalı vekilinin söz konusu ek karara karşı mahkemeye yaptığı itiraz ise, mahkemenin 07.12.2016 tarihli ek kararıyla reddedilmiştir.
Davalı vekilince, 07.12.2016 tarihli ek karara karşı, istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi sunulmuştur. Mahkemece, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ve ekleri Dairemize gönderilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 36., geçici 7. ve geçici 10. maddeleri uyarınca, davalı vekilinin talebinin hukuki niteliği temyiz mahiyetinde görülerek yapılan inceleme sonucunda; mahkemenin 07.12.2016 tarihli ek kararının kesin nitelikte olması sebebiyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verildi.
2-Davacı vekilinin esas hakkındaki 15.11.2016 tarihli nihai karara yönelik temyiz itirazı mahiyetinde görülen itirazlarının değerlendirilmesine gelince;
Davacı vekili, nihai karara yönelik olarak istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi sunmuşsa da, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca, kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmakla, talebinin temyiz başvurusu mahiyetinde olduğu kabul edilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Davacının iş sözleşmesi, aynı işyerinde çalışan işçi …’ın evine alkollü bir şekilde giderek, yüksek sesle bağırması, ağır hakaret ve ithamlarda bulunması gerekçelerine dayanılarak, sataşma haklı feshi iddiasıyla feshedilmiştir.
Düzenlenen 13.08.2012 tarihli olay tutanağında, davacının, işçi …’ın evine (lojmana) 20:30-21:00 sıralarında aşırı alkollü bir vaziyette gittiği, yüksek sesle bağırdığı, ağır hakaret ve ithamlarda bulunduğu yazılıdır. Tutanakta … ve … isimli işçilerin imzaları bulunmaktadır. … isimli işçi ise, kendisinin sadece davacı …’in, …’ın evinin terasına girdiğini gördüğü belirterek tutanağa imza atmıştır.
Tutanakta imzası bulunan ve mağdur olduğu iddia edilen …’ın, mahkemece davalı tanığı olarak alınan ifadesinde, davacıyla iş elbisesi konusunda biraz tartışma yaşadıklarını, davacının alkollü olduğunu, ancak şiddet veya hakaret olmadığını, kendisinin davacıya şu an konuşmak istemediğini söylediğini beyan etmiştir. Tutanakta imzası bulunan ve davalı tanığı olarak dinlenen … ise beyanında, davacının mesai saatinden sonra … ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklar konusunda konuştuğunu, hakaret olmadığını, şiddet veya kavga yaşanmadığını ifade etmiştir. Tutanak düzenleyicisi davalı tanıklardan … ise, davacının ve işçi …’ın kendisinin lojman komşuları olduğunu, taraflar arasında şiddet veya küfürleşme olmadığını, davacının “Sendika Başkanı bizimle neden ilgilenmiyor ve haklarımız neden verilmiyor” dediğini beyan etmiştir.
Görüleceği üzere, … ve … isimli şahıslar, 13.08.2012 tarihli olay tutanağını yukarıda belirtilen şekilde düzenleyerek imza altına almış iseler de, duruşmada davalı tanığı sıfatıyla alınan ifadelerinde, tutanak içeriğinin aksi yönünde beyanda bulunmuşlardır. Diğer taraftan, davalı tanığı …, olay tutanağına, kendisinin sadece davacı …’in, …’ın evinin terasına girdiğini gördüğü belirterek imza atmış ise de, duruşmada alınan ifadesinde, tartışma esnasında yaşananlara ilişkin beyanda bulunmuştur. Bu halde, davalı tanıkları …, … ve …’ın yeniden dinlenilerek, tanıkların tutanakla çelişen beyanlarının kendilerine hatırlatılması, çelişkinin sebeplerinin sorulması, tutanak düzenlenme anında işveren baskısının bulunup bulunmadığı konusunda da beyanlarının alınması ve böylece söz konusu davalı tanıklarının, imza attıkları olay tutanağına mı ya da duruşmada alınan beyanlarına mı değer verilmesi gerektiği meselesinin tartışılması gereklidir. Dairemizin bozma ilamında, “Dosya içeriğinden, davacı işçinin aynı işyerinde çalışan arkadaşı ile münakaşa yaşadığının anlaşılması karşısında, sataşma niteliğindeki eylemi nedeniyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu söz konusu taleplerin kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Akdin feshinin haklı sebebe dayanmasından mütevellit Toplu İş Sözleşmesinin 19. maddesinde hüküm altına alınan dört aylık ücret tutarındaki iş güvencesi tazminatına hükmedilmesi de mümkün olamayacaktır.” şeklinde bozma sebebi açıklanmış ise de, feshin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı bakımından mevcut delil durumunun dikkate alınmasında maddi hata yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 esas, 1959/5 karar sayılı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, Yargıtay’ca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulü kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtay’ın hatalı kararından dönülmesi mümkündür.
Anılan sebeplerle, davalı tanıkları …, … ve …’ın yeniden dinlenilerek, tanıkların tutanakla çelişen beyanlarının kendilerine hatırlatılması, çelişkinin sebeplerinin sorulması, tutanak düzenlenme anında işveren baskısının bulunup bulunmadığı konusunda da beyanlarının alınması ve böylece söz konusu davalı tanıklarının, imza attıkları olay tutanağına mı ya da duruşmada alınan beyanlarına mı değer verilmesi gerektiği meselesinin tartışılması gereklidir. Neticeye göre, iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı belirlenerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve toplu iş sözleşmesinin 19. maddesinde düzenlenen iş güvencesi tazminatına yönelik talepler hakkında bir karar verilmelidir.
Yukarıda yazılı sebepten kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.