Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/1210 E. 2017/4862 K. 07.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1210
KARAR NO : 2017/4862
KARAR TARİHİ : 07.03.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilin davalı işyerinde 1994 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, işe girdiği tarihten itibaren Belediye iş sendikasında üye olduğunu ve emekli olana kadar işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlandığını,yıllık izinlerini kullanamadığını, işçiye kullandırılmayan izin sürelerinin toplu iş sözleşmeleri esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek yıllık izin ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işe 07.05.1999 tarihinde başladığını, sendikaya üye olduğu tarih ise 23.08.2001 olduğunu, davacının sürekli işçi statüsü ile çalışmaya başladığı tarihin Ocak 2008 olduğunu, davacının mevsimlik işçi statüsü ile çalıştığını ücretli izin hakkının bulunmadığını, tüm izinlerini ücretli ve yasanın öngördüğü şekilde kullandığını, emekliye ayrıldıktan iki ay sonra 30.01.2013 tarihinde tüm sosyal haklarını aldığına dair ibraname verdiğini bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının hizmet süresi uyuşmazlık konusudur.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 31.01.1997 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, davacının bu tarihte çalışmaya başladığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir kayıt, belge ve delil bulunmadığı gibi, davacı tarafın yargılama sırasında verdiği dilekçesinde 08.03.1999’da çalışmaya başladığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre, mahkemece hizmet süresinin tespitinde resmi kayıtların esas alınması gerekirken davacı talebini de aşar şekilde tespit yapılması hatalıdır.
3-Taraflar arasında, davacı işçinin çalışma süresi boyunca hak kazandığı yıllık izin süreleri noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre davacının 2002 yılına kadar ki çalışmalarının 330 günün altında olduğu ve yine 2005 yılında 280 günlük çalışma süresi olduğu anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre davacının belediyenin fen işlerinde mevsimlik değil geçici işçi olarak çalıştığı anlaşılmakla bir yıldan az çalışmasının bulunduğu yıllara ilişkin hesaplama yapılmış ise de doğru olmamıştır. Davacının fiili çalışma süreleri aralıklı çalışma olarak nitelendirilmek suretiyle bir yıla tamamlanarak, söz konusu alacak hesaplanmalıdır.
4-Yıllık izin ücreti hesaplamasında hakkaniyet indirimi yapılması hatalıdır.
5-Yıllık izin ücretinin işçinin en son ücreti ve çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekirken giydirilmiş ücret üzerinden hesaplama yapılması da hatalıdır.
6-Dosya içeriğinden, davacı vekilinin yargılama sırasında sunduğu beyan dilekçesinde davacının 150 gün izin kullandığını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı kabulünün hesaplamada dikkate alınmaması isabetsizdir.
7-Somut olayda, davacı 10.09.2001 tarihinde belediye iş sendikasına üye olmuş olup bu tarihten itibaren toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanacağından 2001 yılına kadar hak kazanılan yıllık izin süresinin İş Kanunu hükümleri nazara alınarak tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalıdır.
Mahkemece yukarıda maddeler halinde belirtildiği şekilde konusunda uzman farklı bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 07.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.