YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2235
KARAR NO : 2017/3008
KARAR TARİHİ : 21.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlu … hakkında takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazı diğer davalı …’ya devrettiğini belirterek bu tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacı ile borçlu arasındaki alacağın gerçek olmadığını, danışıklı takip yapıldığını, taşınmazın dava dışı … isimli şahsın borcuna karşılık verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu …, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, ivazlar arasında açık fark olduğu, davalılar arasındaki ticari ilişki nedeni ile borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu ve takibin muvazaalı olduğunun ispatlanmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Devir alan üçüncü şirketin bu işlemleri yaptığı iddia ve ispat edilmediğinden tasarrufun iptali gerekmektedir.
Tasarrufun iptali koşullarından biri de dava dayanağı takibin gerçek bir alacağa ilişkin olmasıdır. Davalı üçüncü kişi … vekili davacının dava dayanağı olan senetteki 75.000 TL borcu verebilecek maddi durumu olmadığını, amacın taşınmazın elinden alınmasını temin etmek olduğunu iddia etmiştir. Bu iddialar karşısında davacı alacaklı, borçlunun babasına ait taşınmazda kiracı olarak eşi adına manav dükkanı işlettiğini, borçlunun araç alımı için acil para ihtiyacı olduğunu ve kendisinden borç istediğinde babasının ekonomik durumuna güvenerek ev almak için döviz olarak yine evde tuttuğu parayı verdiğini ancak ödenmediğini belirtmiştir.
Mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında, alacaklının emekli olduğu, emekli maaşı ve bir arabasının olduğu ve aylık 700 TL kredi ödediğinin belirlendiği görülmüştür.
Davalı tanığı olarak dinlenen … ifadesinde, borçlu ile yakın arkadaş olduklarını kendisinden araç aldığını ancak kaydını vermeyince aracı geri alıp parasını istediğinde Keçiören’de satmış olduğu taşınmazı babasının kendisini eskiye dönük olarak …’e borçlandırdığını bu nedenle dava açıldığını, tapuyu geri aldıklarında parasını vereceğini söylediğini, duruşmada tanıklık yapmaması için borçlu ve babası tarfından tehdit edildiğini bununla ilgili yargılamanın … Sulh Ceza Mahkemesinde devam ettiğini belirtmiştir.
Yapılacak iş, davacı alacaklının eşi adına kayıtlı bir manav dükkanı olup olmadığı, yıllık gelirinin ne olduğu, tanık …’ın ifadesinde geçen tehdit suçu ile ilgili dosya numarasının tesbit edilerek, iddia edildiği gibi borcun gerçek olmadığı noktasında tarıklık yapmaması yönünde yapılan bir tehditle ilgili olup olmadığı, ilgili ise yargılama sonucunun bekletici mesele yapılarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 21.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir.