YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3412
KARAR NO : 2017/7639
KARAR TARİHİ : 24.05.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
… A R A R
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, 01/11/2014 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 19/02/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 12.000,00 TL kira ve 186,51 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlular süresinde verdikleri itiraz dilekçelerinde; aylık 1.000,00 TL olan kira bedellerinin alacaklının banka hesabına ödendiğini, 2011 yılında kira akdi imzalanırken alacaklının vergi dairesine bildirmek üzere bir nüsha kira sözleşmesi talep etmesi üzerine boş bir kira sözleşmesinin imzalanarak alacaklıya verildiğini, alacaklının boş sözleşmeyi gerçeğe aykırı doldurarak aylık 4.000,00 TL’den kira bedeli istediğini, 01/11/2014 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin varlığı kabul edilse dahi alacaklı tarafından başlatılan diğer icra takiplerindeki talepleri dikkate alındığında çelişkinin fark edilebileceğini belirterek borca itiraz etmişlerdir.
İİK.nun 269/2. maddesinde ”borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse akdi kabul etmiş sayılır ” İİK.nun 269/b maddesinde de, “Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tastik edilmiş bir mukavelenameye istinat ediyorsa merciden itirazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde paranın ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini istiyebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır.
Davalılar itirazlarında; takibe dayanak yazılı kira sözleşmesinin varlığına ve sözleşmedeki imzalarına itiraz etmediklerine bilakis boş kira sözleşmesini imzaladıklarını belirtmek suretiyle açıkça sözleşmedeki imzaların kendilerine ait olduğunu kabul ettiklerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık yargılamayı gerektirmez. Mahkemece, takip dayanağı yapılan ve imzası borçlularca inkar edilmeyen 01/11/2014 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin hususi şartlar 7. maddesinde yer alan “01.11.2014 tarihinde taraflar arasında yapılan kira sözleşmesi tarafların yeniden anlaşması sebebi ile karşılıklı olarak fesih edilmiştir. 01.11.2014 tarihinden itibaren taraflar arasında düzenlenen işbu kontrat hükümleri geçerli olacaktır.” düzenlemesi uyarınca taraflar arasında geçerli olan kira akdinin takip dayanağı 01/11/2014 tarihli kira sözleşmesi olduğu üzerinde durularak işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 24/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.