YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/12797
KARAR NO : 2017/6295
KARAR TARİHİ : 14.09.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Tüm sanıklar hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 20/08/2016 tarihinde kabul edilip, 07/09/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değiştirildiği ve anılan değişikliğin, “izinsiz inşai ve fiziki müdahale” fiili yönünden, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesine göre aleyhe bir düzenleme getirdiği dikkate alınarak yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulunun 08/03/1985 tarih ve 789 sayılı kararı ile tescil edilen;… Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 06/12/2011 tarih ve 223 sayılı kararı ile son şeklini alan… Antik Kenti 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanı içerisinde, kaya mezarlarına oldukça yakın ve birbirine bitişik konumda yer alan 1661, 1662 ve 2000 parsel sayılı taşınmazların etrafını izinsiz olarak tel örgü ile çevirip içlerine ağaç diktiklerinin iddia olunduğu,… Antik Kentinin arkeolojik sit alanı niteliğiyle tesciline ilişkin 08/03/1985 tarih ve 789 sayılı kurul kararının, karar tarihinde yürürlükte olan mevzuat gereği, 07/04/1986 tarih ve 19071 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan edilmiş olduğu, sanık …’nin de soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığına ibraz ettiği belgelerden, 2000 sayılı parselin etrafını tel örgü ile çevirmek için…Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne müracaat ettiğinin, Koruma Bölge Kurulunun 04/08/2005 tarih ve 533 sayılı kararı ile talebin olumlu bulunup, uygulamanın Müze Müdürlüğü denetiminde yapılmasına karar verildiğinin, adı geçen sanığın bu kez 24/02/2009 tarihli dilekçe ile, yine 2000 sayılı parselde portakal meyveciliği yapmak üzere parseli toprak ile 30 cm kadar yükseltmek ve daha sonra etrafını tel örgü ile çevirmek için … Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne başvurduğunun, Koruma Bölge Kurulunun 01/05/2009 tarih ve 3116 sayılı kararı ile, parseli 30 cm yükseltme ve portakal meyveciliği yapma isteminin, Koruma Yüksek Kurulunun 05/11/1999 tarih ve 658 sayılı ilke kararı doğrultusunda uygun olmadığına karar verildiğinin anlaşıldığı, gerek kurul kararının Resmi Gazete’de yayımlanmış olması, gerek sanık …’nin Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne izin başvurularında bulunması, gerekse dosya kapsamında mevcut fotoğraflarda, taşınmazların kaya mezarlarına yakın konumda olduğunun görülmesi karşısında, bölgenin niteliğinin ve bölgede izinsiz inşai ve fiziki müdahale gerçekleştirilemeyeceğinin sanıklar tarafından bilindiğini kabulde zorunluluk olduğu;
Olay yeri keşfinden sonra düzenlenen bilirkişi raporlarında,…ve … sayılı parsellerde yaşları 2 ile 7 arasında değişen toplam 56 adet; 2000 sayılı parselde ise yaşları 2 ile 3 arasında değişen, 104 adedi portakal olmak üzere toplam 118 adet ağaç fidanı bulunduğunun, ayrıca, parsellerin etrafının tel örgü ile çevrilmiş olduğunun belirtildiği, aşamalardaki savunmalarında sanık …’nin, arazisinin etrafını tel örgü ile çevirme ve içine portakal fidanları dikme fiilini 2012 yılı Şubat ayında yaptığını, sanıklar … ve …’ün de, tapulu arazinin boş kalmaması için yaklaşık üç yıl önce ağaç diktiklerini, tel örgüyü, hayvanların mahsulü yemelerini önlemek için sanık …’den sonra çektiklerini beyan ettikleri anlaşılmakla;
Suça konu taşınmazlara ait tapu kayıtları getirtilerek, hangi taşınmazın hangi sanığın ya da sanıkların mülkiyetinde bulunduğunun ve her bir parseldeki fiillerin hangi sanık ya da sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin açık bir şekilde belirlenmesi, sanık …’nin tel örgü ile çevirme fiilinin, 04/08/2005 tarih ve 533 sayılı kurul kararına uygun olarak yapılıp yapılmadığının araştırılması, tel örgü çekme ve ağaç dikme fiilleri nedeniyle arkeolojik sit alanının zarar görüp görmediğinin arkeolog bilirkişiden görüş alınmak suretiyle tespit edilmesi, sonucuna göre sanıkların eylemlerinin, zararın varlığı durumunda 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesi kapsamında; zararın yokluğu durumunda ise, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce Dairemize gönderilen 18/10/2016 tarih ve 185334 sayılı cevabi yazı eki listelerde sayılan koruma uygulama ve denetim bürosunun faaliyet gösterdiği idari birimler arasında, 17/05/2006 tarihi itibariyle…Büyükşehir Belediyesinin, 09/08/2011 tarihi itibariyle … İl Özel İdaresinin de bulunması karşısında, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, anılan kanun değişikliğine şekli bir anlam yüklenmek suretiyle, işin esasına ilişkin değerlendirme yapılmadan beraat hükmü tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.