YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19960
KARAR NO : 2017/1070
KARAR TARİHİ : 06.03.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece elatmanın önlenmesi, yıkım talebi yönünden davanın kabulüne, ecrimisil talebi yönünden davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davalı … tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’in raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Davacı, maliki olduğu 1 parsel sayılı taşınmazına, aynı yerde bulunan davalılara ait 2 ve 11 no’lu parsellerdeki yapıların tecavüzlü olduğunu belirterek, davalıların elatmasının önlenmesini, tecavüzlü kısımların yıkılmasını ve fazla hakkı saklı olmak kaydıyla 1.000 TL ecrimisilin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Dahili davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle müdahalenin meni ve yıkım talebi yönünden davanın kabulüne, ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 25.12.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda A ve B ile gösterilen kısımlar ve C ile gösterilen kısımdan ise … dışındaki davalılar yönünden verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, sonuç bölümünde ölü kişi aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gereğine değinen 04.05.1978 tarih 4/5 Sayılı İçtihatı Birleştirme Kararının gerekçesinde aynen “….ölen bir kimse hakkında açılan davaya bakılmasına, davacı tarafın isteği üzerine mirasçıların duruşmaya davalı olarak çağrılmalarına, yahut ıslah yolu ile kendilerinin davalı sayılmasına mevzuatta yer verilmediğine” değinildikten sonra, mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. İçtihatı Birleştirme Kararı ile getirilen bu düzenleme kamu düzeniyle ilgili olup mahkemece res’en gözetilmesi gereken bir kuraldır.
Somut olayda; dava tarihinde ölü olduğu saptanan davalı … mirasçılarından … yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mirasçılarına mahkemece tebligat çıkartılarak davaya dahil edilmesinin yasal dayanağının bulunduğu söylenemeyeceği gibi, fen bilirkişisi raporunda C ile gösterilen kısım yönünden aleyhlerine hüküm kurulması da doğru değildir.
Öte yandan, davada zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp, her bir davalının ayrı ayrı yerlere tecavüz ettiği ve tecavüzün İmar Kanunu m.18 den kaynaklandığı anlaşılmakla, davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetli değildir.
Davalı …’in temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile kararın açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 06.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.