YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/32757
KARAR NO : 2017/15783
KARAR TARİHİ : 03.07.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, 08.09.2014 tarihli ve 2012/511 esas, 2014/867 karar sayılı ilam ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Dairemizin; 11.02.2016 tarihli ve 2014/31710 esas, 2016/3511 karar sayılı bozma ilamı ile “…işçinin çalıştığı günlerde günlük onbir saati aşan çalışmaları fazla çalışma sayılarak alacak hesaplaması bu şekilde yapılmalı, bordrolarda yer alan tahakkukların banka kanalıyla ödenip ödenmediği araştırılarak ödendiğinin anlaşılması halinde alacaktan mahsubu yoluna gidilmelidir. Yazılı şekilde çalışma günlerinde yirmidört saatin tümünün çalışma ile geçtiği kabul edilerek yapılan hesaplama hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda fazla mesai alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin 11.02.2016 tarihli ve 2014/31710 esas, 2016/3511 karar sayılı bozma ilamının, temyiz incelemesi sırasında dosya içerisindeki bir kısım bilgi ve belgenin gözden kaçırılması sureti ile maddi hataya dayalı olarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 197/2-520 esas, 1988/89 sayılı kararında, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kökleşmiş içtihatları maddi hataya dayanan bozma ya da onama ilamının usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı yönündedir. (Yargıtay HGK17.012007gün 2007/9-13 esas 2007/17 karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.06.2008 gün 2008/11-448 esas, 2008/454 karar).
Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957 /13 esas, 1959 karar ve 09.05.1960 tarihli 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucunda verilen bir karara mahkemece uyulsa dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz.
Bu sebeple Dairemizin 11.02.2016 tarihli ve 2014/31710 esas, 2016/3511 karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verildi.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacı asilin davalı … bünyesinde çalışmakta iken 26/10/2011 tarihinde başka bir kurumuna gönderildiğini, yaptıkları icra takibi ile 2010-2011 yılları arası ikramiye alacağı ve 2007-2011 yılları arası fazla mesai ücreti alacağının tahsili talebinde bulunduklarını, davalı yanın alacağın 10.247,00 TL’lik kısmına itiraz ettiğini, müvekkilinin çalıştığı dönemlere dair ikramiye alacağının bulunduğunu, davaya konu kısım için %40 icra inkar tazminatı da talep ederek itirazın iptali talebinde bulunmuştur.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının talebinin zaman aşımına uğradığını, işin niteliği icabı fazla çalışmasının ve ücret alacağının bulunmadığını, davacının takipte ikramiye alacağı talebinde bulunduğunu, bu davada fazla mesai ücreti talep edemeyeceğini, davacının haftada 45 saati aşan çalışmasının bulunmadığını, Bütçe Kanunun G bendinde; fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerinin maktuen ödenir hükmü gereği yıllar itibariyle belirlenen fazla mesai ücretlerinin, ikramiyelerin davacıya maaşı ile birlikte ödendiğini, takibin itiraz etmedikleri kısmının böylece ödendiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Bozma ilamından sonra mahkemece fazla mesai alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine karar verilmiştir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
Taraflar arasında davacının fazla mesai alacağı talebini itirazın iptali davasında ileri sürüp süremeyeceği, davalının icra takibinde talep edilen alacak yönünden, talep edilen miktar kadar borçlu olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinden yasal dayanağını almaktadır. İ.İ.K.’nın İtirazın Hükümden Düşürülmesi ana başlıklı, A. İtirazın İptali alt başlıklı 67.maddesinde aynen; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.” Hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.
İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınmak gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır.
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira, aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötüniyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.
Diğer taraftan, İİK.’nın 67.maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açamamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira, süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması halinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda takibe etkili itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Şu durumda ayrı bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan fazla mesai alacağı talebinin takip dayanağı olarak itirazın iptali davasında ileri sürülmesi davanın açıklanan niteliği ile bağdaşmamaktadır.
Somut olayda; Davacı vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 11.11.2011 havale tarihli takip talebi ile, 2011/5360 esas sayılı takip dosyasında ikramiye alacağı talebinde bulunmuştur. Davacı vekili dava dilekçesinde ise ikramiye alacakları ve 2007-2011 yılları arası fazla mesai alacakları olduğunu beyan etmiş ancak fazla mesai alacaklarının miktarını belirtmemiştir. Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesi ile davacının icra takibinde ikramiye alacağı talebinde bulunduğunu, itirazın iptali davasında fazla mesai alacağı talep edemeyeceğini beyan etmiştir. Davalı vekilinin 14.04.2014 havale tarihli dilekçesi ekinde sunduğu ödeme emrinden, davacı vekilinin … İcra Müdürlüğü’nün 2013/4708 esas sayılı takip dosyası üzerinden 12.08.2013 tarihinde 01.01.2007-26.10.2011 tarihleri arası fazla mesai alacağı talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin talep ettiği miktar dikkate alındığında dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edilen fazla mesai alacağı miktarına göre talepte bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili bu takipten sonra 28.04.2014 tarihinde itirazın iptali talebine konu … İcra Müdürlüğü’nün 2011/5360 esas numaralı takip dosyasına fazla mesai alacaklarına ilişkin olarak maddi hata dilekçesi sunmuştur. Bu dilekçenin davalı borçluya tebliğ edildiğine dair kayıt takip dosyasında yoktur. … İcra Müdürlüğü’nün 2013/4708 esas sayılı takip dosyası dava dosyası arasına alınmadığından bu takibin kesinleşip kesinleşmediği, borcun ödenip ödenmediği denetlenememiştir. Sayılan safahat dikkate alındığında davacı vekilinin fazla mesai alacağı talebini 2013/4708 esas sayılı takip dosyasına konu ettikten sonra eldeki itirazın iptali davasına konu 2011/5360 esas sayılı takip dosyasına maddi hata dilekçesi verdiği, miktar belirtilerek fazla mesai alacağı talebinin 2013/4708 esas sayılı takip dosyasından talep edildiği hususu da dikkate alındığında itirazın iptali talebine konu 2011/5360 esas sayılı takip dosyasına maddi hata dilekçesi verilerek talep edilen fazla mesai alacağının mükerrer olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin fazla mesai alacağı talebi başka takip dosyasına konu etmesi karşısında, fazla mesai alacağı talebinin bu davada dinlenilme olanağının kalmadığı açıktır. Sayılan sebeplerle, yukarıda izah edildiği üzere maddi hataya dayalı olduğu anlaşılan bozma ilamına uyularak verilen karar hatalı olup bozma sebebidir.
Sonuç: Yukarıda yazılı sebeplerle; Dairemizin 2014/31710 esas, 2016/3511 karar sayılı bozma ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.