Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/34520 E. 2017/15641 K. 03.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/34520
KARAR NO : 2017/15641
KARAR TARİHİ : 03.07.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Davacı vekili, davalılar arasındaki ihale sözleşmesinin sona ermesi üzerine iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ile yıllık izin ücretlerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ve Dağıtım Şirketi vekili, davacı ile müvekkili arasında iş ilişkisi bulunmadığını, bayilik sözleşmesi uyarınca diğer davalı şirketin kendi nam ve hesabına faaliyet gösterdiğini, aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … Şirketi davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosyadaki delillere bilirkişi raporuna göre, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu kabul edilerek hafta tatil isteğinin reddine diğer isteklerin kabulüne ve davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararın davalılardan … Pazarlama Dağıtım A.Ş. vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 05.02.2015 tarihli ve 2014/26641 esas, 2015/3272 karar sayılı ilamı ile davalılar arasındaki hukuki ilişkinin belirlenmesi ve muvazaalı olup olmadığının araştırılması gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece eski kararda direnilmesine karar verilmiş, bozma ilamının usul ve yasaya uygun bulunması nedeniyle Dairemizce 22.10.2015 tarihli ve 2015/21038 esas, 2015/29683 sayılı kararı ile dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 12.04.2017 tarihli ve 2015/22-3408 esas, 2017/725 karar sayılı ilamı ile davalılardan … Pazarlama A.Ş.’nin direnme kararı verilmeden önce 04.05.2015 tarihinde bozma ilamına karşı maddi hata talebinde bulunduğu, Mahkemece bu talep nedeniyle dosyadan el çekilerek maddi hata dilekçesinin incelenip sonuçlandırılması için dosyanın Dairemizi gönderilmesi gerekmesine karşın ara karar ile talebin reddine karar verilerek direnme kararı verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle direnme kararı ortadan kaldırılarak, dosya Dairemize gönderilmiştir.
Davalı … vekili, maddi hatanın giderilmesi talebinde bulunmuş olup dilekçesi incelendi.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 esas, 1959/5 karar, ve 09.05.1960 gün ve 1960/21 esas, 1960/9 sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtay’ca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulü kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtay’ın hatalı kararından dönülmesi mümkündür.
Dosya içeriğine göre; dava dilekçesindeki iddia ve temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında; davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olup olmadığının da araştırılması gerektiğine yönelik Dairemizin 05.02.2015 tarihli ve 2014/26641 esas, 2015/3272 karar sayılı ilamının, bu açıdan maddi hataya dayandığı anlaşıldığından ORTADAN KALDIRILMASINA karar verildi.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalılar arasındaki ihale sözleşmesinin sona ermesi üzerine iş sözleşmesinin feshedildiğini ve davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ile yıllık izin ücretlerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … ve Dağıtım Şirketi vekili, davacı ile müvekkili arasında iş ilişkisi bulunmadığını, bayilik sözleşmesi uyarınca diğer davalı şirketin kendi nam ve hesabına faaliyet gösterdiğini, aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … şirketi davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, dosyadaki delillere bilirkişi raporuna göre hafta tatil isteğinin reddine diğer isteklerin kabulüne, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunması nedeniyle davalıların hüküm altına alınan alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı … ve Dağıtım Şirketi vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacının dava dilekçesinde davalı … Ltd. Şti.’de 24.02.2002-20.08.2011 tarihleri arasında çalıştığını, asıl işveren olarak talep edilen alacaklardan diğer davalının da sorumlu olduğunu öne sürdüğü dikkate alındığında, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen şekilde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mi bulunduğu yoksa davalı … Ltd. Şti.’nin bağımsız bir işveren mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Davalı … ve Dağıtım Şirketi, diğer davalı şirketin bayilik (distribütörlük) sözleşmesi kapsamında kendi nam ve hesabına faaliyet gösterdiğini davacının da bu şirket işçisi olduğunu savunmaktadır. Açıklanan nedenler ile davalılar arasındaki asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulabilmesi için öngörülen koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği önem arz etmektedir.
4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki” olarak tanımlanmıştır.
Dosyaya sunulan davalılar arasında imzalanan bayilik/distribütörlük sözleşmesi kapsamında, işi üstlenen şirketin … Şirketinden mamulü satın alacağı, bira ve malttan mamül ürünleri her tip, marka ve türünü sözleşme hükmü ve esaslarına tamamen uymak kayıt ve şartı ile kendi nam ve hesabına depolayacağı, pazarlayacağı, dağıtım ve satışını yapacağı, satışlardan doğan alacakların tamamını bizzat kendi adına ve hesabına tahsil etmekle yükümlü olduğu ve depolama, dağıtım ve pazarlamanın işi üstlenen şirketin kendi araç ve gereçleri ile yapılacağı belirtilmiştir.
Bayilik sözleşmesinin 6. maddesinde işi üstlenen şirketin önceden yazılı onay olmadıkça, herhangi bir bira ve/veya malt ürünlerinin üreticisi ve pazarlayıcısı olan gerçek veya tüzel kişilerin bayiliğini alamayacağı, söz konusu mamülleri depolayamayacağı, dağıtamayacağı, satamayacağı, reklam ve tanıtımını yapamayacağı düzenlenmiş ise de; bu düzenleme ”rekabet etmeme yükümlülüğü”ne yönelik olup tek başına davalılar arasındaki ilişkinin asıl-alt işveren ilişkisi olduğunu kabulde yeterli değildir.
Davalı … Şirketinin, davalı … Şirketinden iş alıp almadığı, aralarında depolama, dağıtım, satım yapılacak mamüllerin davalı … Şirketi tarafından satın alınmasına yönelik ayrıca yapılmış bir sözleşmenin mevcut bulunup bulunmadığı, davalı … Şirketinin ürünlerini ilk aşamada davalı … Şirketine satıp satmadığı ve davalı … Şirketinin bu şekilde satın aldığı ürünleri, kendi adına ve hesabına satarak işin rizikosunu kendisinin üstlenip üstlenmediği, davalı … Şirketi tarafından davalı … şirketine bir hizmet bedeli ödenip ödenmediği açıklığa kavuşturulmalı, bu şekilde davalı … Şirketinin kendi işini yapıp yapmadığı bir başka deyişle bağımsız bir işveren olup olmadığı belirlenmelidir.
Öte yandan, … Şirketi işçilerinin sadece … Şirketinden alınan iş kapsamında mı çalıştıkları yoksa başka işverenlere ait birden çok işyerinde çalıştırılıp çalıştırılmadıkları da asıl alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı konusunda önem arz etmektedir. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için, işçinin münhasıran … Şirketine ait işte çalıştırılıyor olması gerekmektedir. Ne var ki; davalılar arasındaki bayilik (distribütörlük) sözleşmesi içeriğinden davalı … Şirketinin münhasıran …’e ait bira veya malt ürünlerinin depolama, satış ve pazarlama işini üstlenip üstlenmediği diğer bir anlatımla bu ürünler dışında başka firmalara ait çeşitli ürünlerin de satış ve pazarlama işini yapıp yapmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece davalı … Şirketinin, … Şirketi ürünleri dışında başkaca gerçek ve tüzel kişilere ait ürünlerin (çeşit ayrımı olmaksızın) dağıtım, satış ve pazarlama işlerini yapıp yapmadığı, davacının sadece davalı … Şirketine ait ürünlerin mi satım ve dağıtım işini yaptığı yoksa başka firmaların satım ve dağıtım işlerinin de davacı tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de tespit edilmelidir.
Mahkemece belirtilen yönler araştırılarak davalılar arasında usulüne uygun bir bayilik sözleşmesi mi yapıldığı yoksa asıl işveren-alt işveren ilişkisi mi kurulduğu tespit edilmeli, sonucuna göre davalı …’nin hüküm altına alınan işçilik alacaklarından sorumlu olup olmadığı konusunda karar verilmelidir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.07.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.