Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/11143 E. 2014/18878 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11143
KARAR NO : 2014/18878
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/03/2014 tarih ve 2013/170-2014/60 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında ilk olarak 26.07.2007 tarihinde “…” markasının su emtiasının üretim ve satışında kullanılması amacıyla sözleşme yapıldığını, anılan sözleşmenin borçlarının zamanında ödenememesi nedeniyle sulh yoluyla 24.02.2008 tarihinde yeni bir sözleşme yapıldığını, bu sözleşmeden doğan borçların da ödenmesinde sıkıntılar doğduğunu, davalı ile tekrar yeni sözleşmeler yapıldığını, ödemelerin bir programa bağlandığını, ancak sözleşmenin davalı tarafından sürekli biçimde ihlâl edilmesi nedeniyle edimlerini yerine getirmezse sözleşmeden doğan hakların kullanılacağı ihtarını içeren … 40. Noterliği’nden 08.03.2011/8682 sayılı ihtarnamenin davalıya gönderildiğini, borçların ödenmemesi nedeniyle … 40.Noterliği’nin 21.06.2011/22509 sayılı ihtarnamesi ile 15.07.2009 tarihli sözleşmenin feshedildiğini, ihtarnamenin 29.06.2011 tarihinde karşı tarafa tebliğ edildiğini, markanın kullanımına son verilmesi istenilmesine rağmen eylemin devam ettiğini, bunun üzerine … 40.Noterliği’nden 10.11.2011/39135 tarih/sayılı ihtarnamenin keşide edildiğini, sözleşmenin feshedilmiş olduğu tekraren hatırlatılarak eyleme son verilmesinin istendiğini, buna rağmen davalının müvekkil markasını kullanmayı sürdürdüğünü ileri sürerek, davalının müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturan eylemlerinin men ve ref’i ile tecavüzünün durdurulması ve önlenmesiyle hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; feshin haksız olduğunu, davacının ayrıca müvekkili şirketin ortağı olduğunu, marka kullanım lisansının değil adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, sözleşmenin tek taraflı feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davacı arasında alacak davalarının halen sürmekte olduğunu, sözleşme hükümlerinin yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmelerle davalının borçlarının belli bir programa bağlandığı, buna rağmen davalı tarafın ödeme yapmamasının sözleşmenin Fesih başlığını taşıyan V. bölümüne göre davacıya sözleşmeyi fesih hakkı verdiği, ihtarnamelerle sözleşmenin feshedildiğinin davalıya bildirildiği, davalı tarafından sözleşmenin feshinin haksız ve hukuka aykırı olduğuna dair bir dava açılmadığı, sözleşmenin feshinin haklı olduğu ve karşı tarafın buna rağmen davacı markasını kullanmayı sürdürdüğü yolunda kanaat ve kanıt elde edildiği, davalı tarafından sözleşmeden doğan borçların yerine getirilmesinin, davacı için sözleşmenin devamını çekilemez hale gelecek derecede geciktirildiği, taraflar arasında adi şirket ilişkisinin değil, yargılama konusu açısından marka kullanım lisans sözleşmesi bulunduğu, davalının lisans yoluyla kullanım yetkisini edindiği markayı kullanmasına karşın sözleşmeden doğan yükümlerini sürekli biçimde geciktirdiği, davalının kendi hisselerinden bir kısmını lisans bedeli olarak davacıya devretmiş olmasının lisans ilişkisinin haklı nedenle bozulması yetkisini ortadan kaldırmayacağı, eğer fazla ödenen veya fesih nedeniyle sebepsiz kalan bir edim varsa feshin sadece bunların iadesinin istenmesi sonucunu doğurabileceği, davalı hisselerinin davacıya devrinin davacı adına tescilli olan marka hakkına ortaklık sonucunu da doğurmayacağı, çünkü markanın halen davacı dernek adına tescilli olduğu, karşılıklı taraflar arasındaki sözleşmelerde marka üzerinde sahiplik anlamında ortaklık ilişkisi kurulmuş bulunduğu sonucunu doğuracak bir hüküm bulunmadığı, sözleşmeden doğan bir kısmı kesin ödeme takvimine bağlanan, bir kısmı üretim ve satışa göre nispi olarak hesap edilmesi gereken borçların ödenmemesi sebebiyle davalıya karşı açılan davaların bir kısmının derdest; bir kısmının kesinleşmiş bulunmasının-istemlerin farklılığı sebebiyle- işbu davada karar verilmesine engel olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının, davacının 2007/42521 sayılı marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturan eylemlerinin men ve ref’i ile tecavüzünün durdurulmasına, davalının, davacı markasını fiziki ve elektronik ortamda kullanmasının önlenmesine, masrafı davalıya ait olmak üzere kararın kesinleşmesini müteakip özetinin tüm Türkiye’de yayımlanan gazetelerden birinde bir defa ilanına, esas hakkında hüküm kurulmuş olması da gözetilerek ihtiyati tedbir isteminin reddine karar veilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.