YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18746
KARAR NO : 2017/7247
KARAR TARİHİ : 25.04.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, yol ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25/04/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının…Pazarlama Tic A Ş.’dc 1995 yılında çalışmaya başladığını, bu Şirketten 06.09.2004 tarihinde çıkışının yapılıp tekrar 07.09.2004 tarihinde davalı Şirkete girişinin yapıldığını, taraflar arasında yapılan iş sözleşmesine göre davacının aylık 2.000,00 TL maaş, yılda yarım ikramiye aldığını, yemekten yararlandığını, daha sonra ikramiye uygulamasının kaldırıldığını, satın alma müdürü olarak kendi işinin yanında ihale ve ithalat işlerinin de sorumluluğunu aldığını, ayrı bir ithalat bölümü bulunmadığını, davacının ithal edilen mal depoya girinceye kadar takip ettiğini, çalışma saatlerinin hafta içi 09.00-18.00 arası olduğunu ve Cumartesi günleri 16.00’ya kadar çalıştığını, kış döneminde 18.00/18.30 arasında, yaz döneminde 18.30/19.00’a kadar çalışmaya devam ettiğini, maaşının sigorta primlerine esas kısmının bankadan, diğer kısmının elden ödendiğini, elden verilen miktarın 750,00 TL. olduğunu, sigorta primlerinin elden verilen miktar kadar yükseltilmesinin istendiğini, ancak bu talebin yerine getirilmediğini, sigorta primleri kanun düzenlemesi gereğince gerçek ücret üzerinden ödenmediğinden haklı fesih sebebi teşkil ettiğini, davalı Şirkete fesih bildirimi ve tazminat alacakları talebinin 03 04.2013 tarihinde ihtarname ile bildirildiğini ancak bu alacaklarının ödenmediğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ve yol ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 15.03.1996 tarihinde çalışmaya başladığını, 06.09.2004 tarihinde istifa sebebiyle işten ayrıldığını, tekrar 07.09.2004 tarihinde çalışmaya başladığını, 07.09.2004 tarihinden önceki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, istifa etmesine rağmen 15.000 TL. kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, fesih sebebini kabul etmediklerini, maaşının brüt 1748,47 TL olduğunu ve tüm çalışanlara banka yoluyla ödendiğini, elden maaş ödemesi yapılmadığını, sigorta primlerinin taraflarca kararlaştırılan maaş üzerinden yatırıldığını, haklı sebebe dayanmaksızın 04.04.2013-05.04.2013-06.04.2013 tarihlerinde keyfi olarak işe gelmediğini, işe gelmeyiş nedeni gösteren herhangi bir mazeret bildirmediğini, bu durum karşısında davacıya 16.04.2013 tarihli ihtarname gönderildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, yol ücreti verilmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak; davacının davalı işyerinde 15.03.1996-03.04.2013 tarihleri arasında çalıştığı, herne kadar davalı işyeri tarafından davacının iş akdinin devamsızlık sebebiyle feshedildiği iddia edilmiş ise de; davacının işe gelmediğine ilişkin devamsızlık tutanaklarının 04.04.2013 – 05.04.2013 – 06.04.2013 tarihli olduğu, gönderilen işe davet ihtarnamesinin ise 30.04.2013 tarihli olduğu, ihtarnamenin süresine ve usulüne uygun olmadığı, 03.04.2013 tarihli ihtarname ile iş akdini fesheden davacının bu tarihten sonra işe devam etmesinin beklenilmesinin ve uzun süredir aynı işyerinde çalışan bir kişinin haklarını almadan kendi isteğiyle işten ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu sebeple davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde iş akdinin sona erdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının iş sözleşmesinin sona erme biçimi uyuşmazlık konusudur.
Davacı dava dilekçesinde, ücretlerinin kanuna aykırı şekilde ödendiğini ve bu durumun haklı fesih sebebi olduğunu bahsederek davalı Şirkete fesih bildirimini ve tazminat alacaklarının ödenmesi talebiyle 03.04.2013 tarihinde ihtarname gönderdiğini ancak olumlu bir karşılık alamadığı iddiasıyla talep de bulunmuş, davalı işveren ise davacının haklı bir nedene dayanmaksızın 04.04.2013 tarihi ve devam eden günlerde işe gelmediği için haklı nedenle iş sözleşmesinin sona erdirildiğini savunmuştur.
Dosya içeriğindeki bilgi, belge, bilhassa dava dilekçesi ve ihtarnamesinden; taraflar arasındaki iş ilişkisinin ilk olarak davacı tarafça ücret alacaklarının ödenmemesi nedeniyle sona erdirildiği ve yapılan yargılamada da bu alacaklarının bulunduğunun görülmesi karşısında feshin haklı nedene dayandığı anlaşılmıştır. Daha sonra işverence devamsızlığa binaen yapılan haklı neden savunması sonuca etkili değildir.
İhbar tazminatı ise, iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğundan, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Bu durumda dosya kapsamına göre haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiği anlaşılan davacının ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü isabetsizdir.
3-Hükmedilen alacak miktarlarının brüt mü yoksa net mi olduğunun, ayrıca faiz başlangıç tarihlerinin açıkça kararda gösterilmemesi de HMK.nun 297/2. maddesine aykırı olup, infazda tereddüde mahal verebileceğinin düşünülmemesi hatalıdır.
F)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesi ile peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.