Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2017/2995 E. 2017/9148 K. 05.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2995
KARAR NO : 2017/9148
KARAR TARİHİ : 05.07.2017

Karşılıksız yararlanma suçundan faili meçhul şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/01/2017 tarihli ve 2015/126663 soruşturma, 2017/1281 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 13. Sulh Ceza Hakimliğinin 07/02/2017 tarihli ve 2017/498 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 22/05/2017 tarih ve 94660652-105- 34-3350-2017-Kyb sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29/05/2017 tarih ve 2017/33187 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi:
MEZKUR İHBARNAMEDE:
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müşteki şirketin tekstil alanında faaliyet gösterdiği, Türk Telekoma kayıtlı 3 adet hatlarının bulunduğu ve her hatla ilgili “iş avantaj her yöne” isimli tarife uygulanmasına rağmen Mayıs-Haziran-Temmuz-Ağustos ve Eylül aylarında tarife kapsamındaki hatlar için fahiş tutarda fatura geldiği ve yapılan bazı aramaların müşteki şirket tarafından yapılmadığından bahisle müşteki şirketin şikayetçi olması üzerine, delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Türk Telekom’un 30/09/2016 tarihli cevabi yazısında, belirtilen hatlarda kaçak ya da atlak bir durumun olmadığı, müştekinin konumlandığı bina içerisine kendisinin santral kurduğu ve gerekli güvenlik önlemlerini almadığını belirtmesi karşısında, müşteki şirketin telefon hatlarına virüs veya bir başka yolla sızılarak görüşme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, müşteki şirket tarafından yapılmadığı iddia edilen aramaların tespiti ile aranan kişi veya kişilerin beyanlarına başvurulması gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Müşteki şirketin telefon hatlarına virüs veya bir başka yolla sızılarak görüşme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi, iddia edilen aramaların tespiti ile aranan kişilerin beyanlarına başvurulması ve bu yönüyle itirazın kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde reddedilmesinde isabet görülmediğinden CMK’nın 309. maddesi gereğince İstanbul 13. Sulh Ceza Hakimliğinin 07/02/2017 tarih ve 2017/498 değişik iş sayılı kararının Kanun Yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.