Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/5117 E. 2013/24455 K. 19.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5117
KARAR NO : 2013/24455
KARAR TARİHİ : 19.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Hüküm, İş Mahkemesinden verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesi hükmüne göre ise İş Mahkemelerinden verilmiş bulunan nihai kararların 8 gün içinde temyiz olunması gerekir.
Olayda hüküm davacı vekiline 31.01.2013 tarihinde tebliğ edilmiş temyiz ise 25.03.2012 tarihinde vuku bulmuştur. Şu duruma göre davada 8 günlük temyiz süresi fazlası ile geçmiştir.
O halde, 01/06/l990 Tarih ve l989/3 E. 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı da gözönünde tutularak davacı vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine,
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava; davacının babasından dolayı aldığı ölüm aylığından dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08.10.1999 tarihinde eşinden boşanıp 05.12.2000 tarihinde tekrar evlendiği, 28.09.2004 tarihinde tekrar boşanıp 27.09.2010 tarihinde yeniden evlendiği, davacının ilk boşanmasından sonra 31.01.2001 tarihinde ölüm aylığı için Emekli Sandığına müracaat ettiği, annesi … ile birlikte ölüm aylığı alan davacının eski eşi ile tekrar evlenmesi nedeniyle 26.03.2001 tarihinde Emekli Sandığı’na
müracaat ederek evlenme ikramiyesi talep ettiği, bundan sonra annesi … ’in tek başına ölüm aylığı aldığı, annesi … ’in 20.07.2004 tarihinde öldüğü, 28.09.2004 tarihinde tekrar boşanan davacının 18.10.2004 tarihinde tekrar ölüm aylığı için müracaat ettiği, 27.09.2010 tarihine kadar ölüm aylığı alan davacının bu tarihte eski eşi ile evlenmesi nedeniyle 14.10.2010 tarihinde Kuruma müracaat ederek evlenme ikramiyesi talep ettiği, kontrol memuru tarafından tutulan raporda; “davacının boşanmış olduğu eşi ile aynı adreste birlikte yaşadığı, bu nedenle davacı hakkında 5510 sayılı Kanun’un 56 ve 96. maddelerine göre işlem yapılması gerektiğinin” belirtildiği, bu idari soruşturmada¸ dava konusu dönemde davacının oturduğu … Apartmanın yönetim kurulu toplantılarına zaman zaman davacının boşandığı eşinin katıldığının tespit edildiği ve bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunun belirtildiği görülmüştür.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; davacının eski eşinin, davacının oturduğu apartmanın toplantılarına katılması ve kararlarda bu kişinin adının bulunması, davacı ile eski eşinin boşanmaya rağmen birlikte yaşadığının açık kanıtıdır. Davacı ve eski eşinin aynı adreste birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı Yasının 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilememiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.