YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3392
KARAR NO : 2019/3698
KARAR TARİHİ : 30.09.2019
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak, tapu iptâl ve tescil, istirdat talebine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı davasında davalı ile aralarında düzenlenen 22.02.2012 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalıya ait iki ayrı parselde kat karşılığı inşaata başladıklarını, sözleşmelerin imzalanmasından sonra söz konusu taşınmazların 21.03.2013 ve 10.05.2013 tarihlerinde kendilerine tesliminin yapıldığını, ruhsat aşamasında 146 ada ve 2 ve 4 no’lu parsellerin komşu arsalar ile sorunları olduğunun ortaya çıktığını, belediyeye sunulan projelerin bu nedenle geri çekildiğini, sözleşme konusu inşaatların ruhsat ve projelere uyularak sözleşmede yer almayan, binanın kalitesini yükselten 10.000,00 TL değerinde hidrolik asansör, 25.000,00 TL değerinde özel brass çatı, 5.000,00 TL bedelli yeniden yapılan proje gibi imalâtların yerine getirildiği ve bu bedellerin davalı tarafından ödenmediğini, 146 ada 2 parseldeki binada meydana gelen değer farkından dolayı 24.625,48 TL, 146 ada, 4 parseldeki binada meydana gelen değer farkından dolayı 24.166,36 TL olmak üzere toplam 48.790,84 TL olarak hesaplanan bedelin davalı tarafından dayanaksız olarak 60.000,00 TL olarak talep edildiğini, davalının kendi kusurlarından dolayı mağdur olduklarını belirterek sonuç olarak davanın alacak kısmının belirsiz alacak davası olarak kabulü ile davalıya 60.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, hak edilen ve kendilerine devredilmeyen 146 ada, 2 no’lu parselde kurulu kat irtifakına göre 4 no’lu bağımsız bölüm tapusunun iptâli ile adlarına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tapu devir ve teslimlerinin yapılmamasından dolayı uğranılan zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 TL tazminat ile proje taahhüdünden dolayı fazladan ödenen 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında menfi tespit talebine konu 60.000,00 TL’sini ödediğinden talebini istirdata çevirmiş ve 65.580,00 TL’yi maddi hata sonucu 60.000,00 olarak yazdığını açıklamıştır.
Davalı savunmasında davacıdan talep edilen 60.000,00 TL’nin kendilerine verilmesi gereken bağımsız bölümlerdeki alan kaybı nedeniyle oluşan değer kaybına ilişkin olduğunu, bu durumun ekspertiz raporlarıyla tespit edildiğini, bu bedelin ödenmemesi nedeniyle 4 no’lu bağımsız bölümün tapusunun davacıya devredilmediğini, davacının kendi bağımsız bölümlerini daha geniş yaparak arsa sahibinin payını azalttığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yargılama sırasında tapu iptâli ve tescili talep edilen 4 bağımsız bölüm no’lu taşınmazın davalı idare tarafından davacıya devredilmiş olduğundan tapu iptâli ve tescili yönündeki davanın konusu kalmadığı, davalı idarenin dava konusu 4 parsel sayılı taşınmazın komşu parselden dolayı tecavüzlü olduğunun davacı yükleniciye bildirmemiş olması ve söz konusu taşınmazı hukuki ve fiili takyidatlardan arınmış olarak teslim etmesi gerekirken teslim etmemiş olması sebebiyle, davacı yüklenicinin yapmak zorunda kalmış olduğu 5.000,00 TL proje tadilatı giderinden sorumlu olduğu, davacı yüklenicinin, yapmış olduğu iş sebebiyle, sözleşme dışı fazladan yapmış olduğu inşaatta davalı idarenin payına düşen dairedeki değer artışı ve kira kaybından kaynaklanan zarar olmak üzere toplam 122.000,00 TL iyileştirme giderini davalı idareden talep edilebileceği, davacı yüklenicinin dava açıldıktan sonra 18.09.2014 tarihinde ödemiş olduğu 65.580,00 TL’nin davalıdan tahsil edilmesi gerektiği gerekçesiyle 4 no’lu bağımsız bölüm ile ilgili açılan tapu iptâli ve tescili davasının, dava konusu taşınmazın davacıya yargılama sırasında devir edilmiş olduğu anlaşıldığından, işbu dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, tazminat ve alacak talebi ile ilgili olarak davanın kabulü ile 122.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline, 65.580,00 TL’nin davalıdan istirdatına, 5.000,00 TL proje tadilatından dolayı ödenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacının dava dilekçesinde bildirdiği ve harcını yatırdığı talepleri davalıya 60.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, hak edilen ve kendilerine devredilmeyen 146 ada, 2 no’lu parselde kurulu kat irtifakına göre 4 no’lu bağımsız bölüm tapusunun iptâli ile adlarına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tapu devir ve teslimlerinin yapılmamasından dolayı uğranılan zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 TL tazminat ile proje taahhüdünden dolayı fazladan ödenen 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline ilişkin olup, yargılama sırasında menfi tespit talebine konu edilen bedelin davalıya ödendiği, bu nedenle buna ilişkin talebin istirdata çevrildiği, yine dava konusu 4 no’lu bağımsız bölümün tapusunun davacıya devrinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesinde tapu devir ve teslimlerinin yapılmamasından dolayı uğranılan zararlara ilişkin şimdilik 1.000,00 TL’lik talebi ıslah ederek 122.000,00 TL’sine çıkarmış, bu miktarın 112.500,00 TL’lik kısmının davalıya ait bağımsız bölümlerdeki değer artışına ilişkin olduğunu, kalan kısmının tapu devrinin geç yapılmasından kaynaklanan zararları olduğunu açıklamıştır. HMK.’nın 176 ve devamı maddelerine göre; tarafların ıslah yoluyla dava konusu iddialarını ve savunmalarını genişletip değiştirmeleri mümkün olup, daha önce dava konusu edilmeyen bir hususun ıslah yoluyla davaya katılması mümkün değildir. Somut olayda dava dilekçesinde davalıya ait bağımsız bölümlerdeki değer artışına ilişkin harcı yatırılmış bir talep bulunmadığından ıslah ile talep edilen 122.000,00 TL içinde kalan 112.500,00 TL’lik değer artışına ilişkin talebin mahkemece kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 29. maddesinde yükleniciye yapılacak tapu devrinin prosedürü gösterilmiş olup bilirkişi ek raporunda belirtildiği gibi “vakıflar meclisinin uygun görmesi”ne
ilişkin şartın gerçekleştirildiği tarih dikkate alındığında, tapu devrinin yapılmasında gecikme olmadığı anlaşıldığından, tapu devrinin geç yapılmasından kaynaklanan alacağın tahsiline karar verilmesi de hatalıdır.
Davacı yüklenici işinin ehli olup, sözleşmeye konu arsanın fiziki ve yasal durumunu bilmesi gerektiği gibi, sözleşme eki ihale şartnamesinin 22. maddesine göre iş yerini gezmiş incemele yapmış, teklifini buna göre sunmuştur. Hazırlayacağı projenin, arsanın olması gereken yasal durumuna göre düzenlenmesi yüklenicinin sorumluluğunda olduğundan, yeniden hazırlanan proje bedelinin arsa sahibinden talep edilmesi mümkün olmadığından, proje taahhüdünden dolayı fazladan ödenen 5.000,00 TL’lik talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacının dava dilekçesindeki diğer talebi istirdata dönüştürdüğü menfi tespit talebine ilişkin olup, bu bedeli 60.000,00 TL olarak yazmış ise de; bunun doğru miktarının 65.580,00 TL olduğunu, maddi hataya dayalı olarak 60.000,00 TL yazıldığını açıklamış, mahkemece bu miktar yönünden dava kabul edilmiştir. Bu talebin davalının, davacıya ait dairelerde oluşan değer artışına ilişkin olarak davacıdan talep ettiği ve dava sırasında ödenen bedel olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, değer artışının davacıdan talep edilebileceği ancak miktarının 65.580,00 TL olduğu belirtilmiş, ek raporda da hesaplanan değerin maddi hata sonucu 65.580,00 yazıldığı, gerçek değerin 9.078,66 TL olduğu açıklanmış ise de; davacının davalı idareye verdiği 26.07.2013 tarihli dilekçesinde 21.577,68 TL’lik bedeli kabul ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının istirdat talebinin bu miktar üzerinden kabulü gerekirken daha fazlasına hükmedilmesi doğru olmamış, açıklanan bu nedenlerle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davalının diğer temyiz isteminin reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 30.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.