Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/25491 E. 2017/22952 K. 13.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/25491
KARAR NO : 2017/22952
KARAR TARİHİ : 13.11.2017

Dolandırıcılık suçundan sanık …’nin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157/1, 35/1-2, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis ve 100,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/11/2010 tarihli ve 2010/238 esas, 2010/842 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, deneme süresi içinde yeniden suç işlediğinden bahisle yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f, 35/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 3.320,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/09/2013 tarihli ve 2013/506 esas, 2013/585 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 09/04/2017 gün ve 94660652-105-35-2872-2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/04/2017 gün ve 2017/24380 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Kanunu’nun 231/11. maddesindeki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” biçimindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemesince 23/11/2010 tarihli ilk kararında, sanık hakkında dolandırıcılık suçuna ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 157. maddesi hükümleri uygulanarak neticeden 2 ay 15 gün hapis ve 100,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmesi karşısında, bu cezanın sanık için kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında deneme süresinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle yapılan yargılamada, nitelikli dolandırıcılığa ilişkin anılan Kanun’un 158/1-f maddesi hükümleri uygulanmak suretiyle 10 ay hapis ve 3.320,00 Türk Lirası adlî para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay CGK’nın 06.10.2009 tarih ve 2009/4-169-223; 11.03.2014 gün ve 2013/14-102-2014/128 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir “hüküm” olmamasının sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK’nın 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmayıp, davanın esasını çözen karar niteliklerinin de bulunmaması nedeniyle verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyeceğinden, kazanılmış hak oluşturduğuna dair ihbarnamedeki düşünce bu yönüyle isabetsiz ise de; sanığın deneme süresi içerisinde yeniden kasten bir suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün 5271 sayılı CMK’nın 231/11. maddesi gereğince aynen açıklanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerektiği halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinden ceza verildiği halde, sanığın denetim süresi içerisinde yeni suç işlemesi nedeniyle hüküm açıklanırken suç vasfında ve ceza miktarında değişiklik yapılarak aynı kanunun 158/1-f maddesi gereğince hüküm kurulması nedeniyle; kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu gerekçeyle yerinde görüldüğünden, İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 24.09.2013 tarih ve 2013/506-585 sayılı hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre ve aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının 2. madde ve bentlerinde yer alacak şekilde(TCK’nın 158/1-f, 35, 62 ve 53. maddelerinin uygulanmasından yargılama giderine kadar ki bölüm yerine);
Sanığın sahte çek ile müştekiden beyaz eşya almaya kalkıştığı, ancak şahit Ramazan Tokmak’ın söz konusu çekten şüphelenmesi üzerine sanığın çek suretini vererek bir daha gelmediği, bu nedenle dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiği anlaşıldığından eylemine uyan TCK’nın 157/1. maddesi gereğince suçun önem ve değeri, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç sebepleri ve saikleri, sanığın geçmişi, şahsi ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı göz önüne alınarak takdiren 1 yıl hapis ve 30 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalmış olması nedeni ile sanığa verilen ceza TCK’nın 35/1-2. maddesi gereğince takdiren 3/4 oranında indirilerek 3 ay hapis ve 7 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın mahkemedeki iyi hali lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasında TCK’nın 62 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç olarak sanığın 2 ay 15 gün hapis ve 5 gün karşılığı adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sebepleri ve koşulları bulunmadığından sanık hakkında başkaca takdiri ve yasal artırım ve indirim nedenlerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Sanığın ekonomik ve sosyal durumu, suç tarihindeki ekonomik koşullar dikkate alınarak sanığa verilen adli para cezasının TCK’nın 52/2 maddesi gereğince beher günü takdiren 20 TL’den hesap edilerek 5 gün karşılığı 100 TL adli para cezasına çevrilmesine, hükmün bu şekilde infazına, diğer hususların aynen yerinde bırakılmasına, dosyanın mahallinde iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.