Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/24358 E. 2017/30201 K. 20.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24358
KARAR NO : 2017/30201
KARAR TARİHİ : 20.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını, emeklilik nedeni ile iş akdini feshettiğini, davalı işyerinin davacıyı sürekli fazla mesai yapmaya zorladığını ve fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini beyan ederek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının alacağının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MahkemeKararının Özeti:
Mahkemece, davacı tarafından fazla çalışma yapıldığı ve karşılığı ücretin ödenmediği iddiasında bulunulduğu, davalı tarafından ise davacının hak etmiş olduğu tüm fazla mesai alacakların ödendiği ve bordrolara yansıtıldığının savunulduğu, ibraz edilen bordrolarda fazla mesai ödemesine ilişkin herhangi bir tahakkuk ve ödemenin bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarından davacının fazla mesai yaptığı, Mart ve Ağustos ayında sezon indirimi uygulaması olması nedeniyle davacının haftalık 18 saat fazla mesai yaptığı anlaşılmakla itibar olunan bilirkişi raporundaki değerlerden Yargıtay’ın yerleşik uygulamalı gereği %30 taktiri indirimli olarak fazla çalışma ücreti alacağı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar yasal süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve temyiz nedenlerine göre, davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacı işçinin fazla mesai çalışması yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda davacının bazı aylara ilişkin imzasız ücret bordrolarında fazla çalışma ücret alacağı tahakkuku bulunduğu, ücret bordrolarındaki miktarın banka hesap hareketlerine göre davacıya ödendiği anlaşılmaktadır. Şu halde tahakkuk bulunan aylarda yapılan ödemelerin fazla çalışma alacağından mahsup edilip alacak miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olup davalının bu yönü kapsayan temyiz itirazları yerinde görüldüğünden bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.12.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.