Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/7635 E. 2017/16625 K. 12.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7635
KARAR NO : 2017/16625
KARAR TARİHİ : 12.12.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kayyımlık

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı …; 220 ada 62 parsel sayılı taşınmazın adres ve kimlik bilgileri tespit edilmeyen ….adına tescilinin yapıldığı, TMK’nun 427 ile 3561 sayılı Kanun gereğince Hazinenin menfaatlerinin korunması nedeniyle malik olarak gözüken… … oğlu’na İl Deftardarının yönetim kayyımı atanmasını istemiştir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı TMK’nun 427. maddesi ile 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere Türk Medeni Kanununun 427/1 maddesinde,” bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemez ise” vesayet makamının yönetimi kimsede olmayan mallar için gereken önlemleri alacağı ve yönetim kayyımı atayacağı; 3561 sayılı Kanunun 2. maddesinde ise “22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 427 nci maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamı; bu kimselerin malları üzerinde …’nin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştırır. …’nin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin edeceği” hükümlerine yer verilmiştir.
Somut olayda; her ne kadar Mahkemece; taşınmazın ilk tesis kadastrosu beyannamesinde, …ın kızları… ve ….’nın taşınmazın kaydının babaları …. adına yapılmasını talep ettikleri, bilirkişi raporunda Nüfus Müdürlüğünün 1966 tarihli yazısına göre taşınmaz malikinin hane 60’da kayıtlı ….. olduğunun tespit edildiği, kayyım tayini istenen kişi ile …. aynı kişi olduğu nüfus kayıtları, çocuklarının adları ve ölüm tarihi ile doğrulandığı gerekçeleriyle tapu kaydında…… oğlu olarak kayıtlı bulunan kişinin ….olduğu belirtilmiş ise de; dosyadaki bilgi ve belgelerden; kayyım tayini istenen taşınmazın adına kayıtlı olduğu…… oğlu ile hükmün gerekçesinde belirtilen …. ‘nin aynı kişiler olduğunun her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, mevcut kanıtlara göre tapu maliki hakkında açılan davanın kabulü ile adı geçen kişiye kayyım atanmasına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı … vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.