YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/20677
KARAR NO : 2017/15888
KARAR TARİHİ : 29.11.2017
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Tapu İptal Terkin, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, asıl dava olan dava tapu iptali ve terkin davası yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava olan tazminat davası yönünden kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair karar verilmiş olup, hüküm tazminat davası yönünden birleşen dosyanın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine vekili, mülkiyeti davalılara ait 39 parsel nolu bahçeli kargir ev vasıflı 1036 m2 yüzölçümlü taşınmazın 55,52 m2’lik kısmının 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan yerlerden olduğunu açıklayarak, tapu kaydının bu miktar bakımından iptaline karar verilmesini istemiştir.Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Birleşen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.2008 tarihinde açılan ve anılan Mahkeme’nin 26.03.2008 tarih, 2008/88 Esas ve 2008/261 Karar sayılı birleştirme kararı ile asıl davanın davalıları davacı sıfatıyla Hazineye karşı açtıkları bu dava ile kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı iddia edilen 55,52 m2’lik yüzölçümlü taşınmaz bakımından doğan zarar nedeniyle 25000,00 YTL tazminatın davalı Hazine’den tahsiline karar verilmesini istemiş, 07.04.2009 havale tarihli ıslah dilekçeleriyle de, istek miktarını 53600,00 YTL olarak belirlemiş ve bu miktar üzerinden nisbi peşin harcın yatırıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamlarından sonra; tapu iptali tescil davasında verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olması nedeniyle konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, birleşen karşı dava bakımından açılan tazminat talebinin kısmen reddi ile kısmen kabulüne, 30.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak karşı davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı-birleşen dosya davalısı Hazine vekili ile davalılar-birleşen dosya davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece; kısa kararda; birleşen karşı dava bakımından açılan tazminat talebinin kısmen kabul ile kısmen reddine, 30.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak karşı davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise; birleşen karşı dava bakımından açılan tazminat talebinin kısmen kabul ile kısmen reddine, 30.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak karşı davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine denildikten sonra davalı karşı davacı tarafın tazminat talebiyle açtığı davanın reddine denilmekle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.T.C. Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi, en önemlisi yazılacak gerekçenin, verilen hükme uygun olması gerekmektedir. Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Yazılacak kararın gerekçesiyle, hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. Nitekim, HMK’nun 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında aykırılık bulunduğundan, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, birleşen dosyanın taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar-birleşen dosya davacılarına iadesine, 29.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.