Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/12329 E. 2017/15538 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12329
KARAR NO : 2017/15538
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Tapu İptali ve Tescil, Tazminat

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.11.2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Av. … geldi, karşı taraftan gelen olmadı, Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR
Davacı vekili, haricen satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki nedenlerine dayalı olarak dava konusu 239 ada 2, 239 ada 6 ve 300 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde taşınmazlar ve içinde bulunan muhdesatların değerinin tespit edilerek davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı … 4.2.2008 tarihli kimlik fotokopisi ekli ve parmak izi bulunan dilekçesi ile davalılar …, …, … 15.5.2007 tarihli yargılama oturumunda imzalı beyanlarında davayı kabul ettiklerini açıklamışlar, davalılar …, … ve … davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, diğer davalılar ise savunmada bulunmamışlardır.Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde, tapulu taşınmazların zilyetlikle ediminin mümkün olmaması nedeniyle tapu iptali ve tescil isteminin reddine, alacak ve tazminat talebi yönünden davacı … ‘nın hissesine düşen miktar alacaktan mahsup edilerek kısmen kabulü ile 72.719,00TL ‘nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesine üzerine; hüküm, bir kısım davalılar vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davanın; tapu iptali ve tescil istemi yönünden temliken tescil şartları oluşmadığı nedeniyle reddine, alacak ve tazminat yönünden ise kısmen kabulüne ilişkin ilk hüküm, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 10.06.2014 gün 2014/3030 Esas, 2014/7747 Karar sayılı ilamı ile özet olarak “… somut olayda; dava dilekçesi ve yargılama aşamalarındaki ileri sürülüş biçimine göre davacı tarafın talebi haricen satın alma ve zilyetlik nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece bu doğrultuda gerekli araştırma ve incelemeler yapılarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken davanın hukuki sebebi hatalı olarak TMK’nın 724. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir….” gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, uyulan bozma ilamı neticesinde yukarıda yazılı şekilde karar verilmiştir. Dosya kapsamından; dava konusu 239 ada 2 parsel, 239 ada 6 parsel ve 300 ada 1 parsel sayılı taşınmazların 15.3.2004 tarihinde yapılan imar ve 24.5.2005 tarihinde yapılan intikal işlemleri ile davalılar adına paylı mülkiyet hükümlerine göre kayıtlı oldukları, ilk tesisine ilişkin kayıtların incelenmesinde; dava konusu taşınmazların 11.11.1947 tarihinde Tarımsal Başarılar Kooperatifi adına tescil edilmiş olan 9 ada 1, 1 ada 2, 10 ada 3, 10 ada 7 parsel sayılı taşınmazlar ile 1977 tarihinde hükmen tescil yolu ile oluşan 10 ada 10 parsel sayılı taşınmazların ifraz, tevhid, ayırma ve imar işlemleri neticesinde oluştukları, davalılar mirasbırakanı …’nın 9 ada 1, 2 ada 1, 10 ada 3 ve 10 ada 7 parsel sayılı taşınmazlarda satış yoluyla 19.9.1953 yılında, 10 ada 10 parselde ise hükmen 9.9.1977 tarihinde hisse sahibi olduğu anlaşılmıştır.Dava konusu taşınmazlar haricen satışa konu edildiği 9.5.1972 tarihinde tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK’nun 706, 6098 sayılı TBK’nun 237, 818 sayılı BK’nun 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK’nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı TBK’nun 237.maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” şeklinde açıklanmıştır. Bu sebeple resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz.
Ancak, davalı … 4.2.2008 tarihli kimlik fotokopisi ekli ve parmak izi bulunan dilekçesi ile davalılar …, …, … ise 15.5.2007 tarihi yargılama oturumundaki imzalı beyanlarında davayı kabul ettiklerini açıklamışlardır. 6100 sayılı HMK’nun 308. maddesi gereğince, kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre de kabul, ancak, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Öte yandan, HMK’nın 310. maddesi uyarınca hüküm kesinleşinceye değin yapılabilecek olup karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. (HMK’nun 311/1). Davalının davayı kabul etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer. Mahkemece, davacının tapu iptali ve tescil istemi yönünden az yukarıda zikredilen davalıların kabul beyanları göz önünde bulundurulmaksızın bu davalılar yönünden de tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bundan ayrı, dava konusu 239 ada 6 (479/21870 hisse) ve 300 ada 1 parsel (873/41790 hisse) sayılı taşınmazlarda hisse sahibi bulunan ve davayı kabul eden davalı …’nun hisselerinin yargılama devam ederken 14.9.2011 tarihinde dava dışı Evren İnce’ye satış yolu ile devredildiği görüldüğünden, 6100 sayılı HMK’nun 125. (1086 sayılı HUMK.’nun 186.) maddesinin öngördüğü usuli işlemlerin uygulanmasının gerektiği tartışmasızdır. Hal böyle olunca; kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, Mahkemece davacıya seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması, davasını mülkiyete yönelttiği taktirde, davalının payını satın alan malike davanın yöneltilmesi, tazminat (bedel) hakkını seçmesi halinde davanın bulunduğu haliyle yürütülerek sonucuna göre karar verilmesi gereklidir.
Davacı tarafın tazminat isteğine gelince; Mahkemece; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle davacının tapu iptali ve tescil istemi yönünden davayı kabul eden davalıların kabul beyanlarının değerlendirilmesi, yargılama sırasında payını 3. kişiye devreden davalı bakımından davacıya seçimlik hakkının hatırlatılması, bu hususta karar verildikten sonra dava konusu taşınmazlarda pay sahibi olan diğer davalılar bakımından tazminat miktarının belirlenerek davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.SONUÇ: Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ve davacılara ayrı ayrı iadesine, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

B.A