YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5528
KARAR NO : 2017/11890
KARAR TARİHİ : 01.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I) Sanığın müşteki …’a yönelik eylemi nedeniyle kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hükümden önce 01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı TCK’nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı Kanun’un 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, hapisten çevrilen kamuya yararlı bir işte çalıştırılma tedbirine uyulmaması halinde, 5237 sayılı TCK’nın 50/6. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezasının kısmen veya tamamen infaz edileceğinin sanığa ihtar edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “tedbirin yerine getirilmemesi halinde hükmedilen hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceğine, bu konuda sanığa uyarı yapılmasına” cümlesinin çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II) Sanığın müşteki …’e yönelik eylemi nedeniyle kurulan hükmün incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Dairemiz tarafından verilen 03.07.2014 tarih 2013/16795 Esas, 2014/23408 sayılı Bozma ilamında da belirtildiği üzere; soruşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iadeden dolayı müşteki …’e kısmi iade nedeniyle rızasının bulunup bulunmadığı sorularak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1-4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiği gözetilmeden, müştekiye rızası sorulmadan TCK’nın 168/1. maddesinin uygulanması,
Kabule göre de;
2- Soruşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iade sebebiyle sanık hakkında TCK’nın 168/1-4. maddesi uyarınca hak ve adalet ilkesi gereğince etkin pişmanlık nedeni ile uygulanması gereken indirim oranının, aynı Kanunun 168/2. maddesinde belirtilen “1/2” indirim oranından fazla olması gerektiği gözetilmeden yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza süresi bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 01.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.