YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/13141
KARAR NO : 2017/5425
KARAR TARİHİ : 20.06.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Her iki sanık hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca Beraat
2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
2863 sayılı Kanunun 65. maddesinin, 20/08/2016 tarihinde kabul edilip, 07/09/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanunun 25. maddesi ile değiştirildiği ve anılan değişikliğin, “izinsiz inşai ve fiziki müdahale” fiili yönünden, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65. maddesine göre aleyhe bir düzenleme getirdiği dikkate alınarak yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 12/07/1995 tarih ve 6848 sayılı kararı ile belirlenen Tarihi Yarımada Kentsel ve Tarihi Sit Alanı içerisinde yer alıp; İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 17/04/2002 tarih ve 13830 sayılı kararı ile, “Kapalıçarşı protokol sınırı” dahilindeki taşınmazlar ile birlikte korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen; İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 07/05/2009 tarih ve 732 sayılı kararı ile de koruma grubu I olarak belirlenen suça konu taşınmazın, sanık … tarafından 23/03/2006 tarihinde satın alınarak, diğer sanık …’ya 15/05/2009 tarihinde kiraya verildiği, sanık …’nin Fatih Belediye Başkanlığı Etüt Proje Müdürlüğüne sunduğu 27/05/2009 kayıt tarihli dilekçe ile, iş yerinde yerlerin kalebodur, duvarın fayans yapılacağını, elektrik, su ve havalandırma bağlanacağını bildirerek, gereğinin yapılmasını istediği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesindeki Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğü görevlileri tarafından 17/06/2009 tarihinde yerinde yapılan incelemede, dilekçede belirtilen tadilat ve tamiratların gerçekleştirilmiş olduğunun belirlendiği, İstanbul Yenileme Alanları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 18/08/2010 tarihli raporda da, taşınmazda devam eden bir inşai çalışma bulunmayıp, lokanta olarak faaliyet gösterildiğinin, iç mekanda zeminin seramik karo ile kaplandığının, duvarların yarıya kadar fayans ile kaplı ve diğer yarısı ile tavanın badana boyalı halde olduğunun belirtildiği, sanık …’in aşamalardaki savunmalarında, suça konu taşınmazın tarihi eser statüsünde olduğunu bildiğini, çatıdaki bir pencereden su akması nedeniyle oluşan küf ve pisliği temizlemek amacıyla kiracısı ile birlikte sadece badana boya yaptıklarını, fayans döşeme ve başkaca bir tadilat yapılmadığını beyan ettiği, sanık …’nin de, taşınmazın korunması gerekli kültür varlığı olduğunu ve sit alanı içerisinde kaldığını bildiğini, tavanın akmasından dolayı kirlenen duvarlara badana yaptığını, kırık dökük fayansların üzerine fayans döşediğini, bahse konu tadilatlardan mülk sahibi diğer sanığın haberdar olduğunu söylediği anlaşılmakla;
Olay yerinde keşif icra edilerek, 18/08/2010 tarihli uzman raporunda belirtilen “iç mekanda zeminin seramik karo ile kaplanması, duvarların yarıya kadar fayans ile kaplanıp, diğer yarısında ve tavanda badana boya yapılması” fiillerinin yerinde tespit edilmesi, belirtilen müdahalelerin, 3194 sayılı İmar Kanununun 21. maddesinde tanımlanan “basit onarım” mı yoksa 2863 sayılı Kanunun 9. maddesinde tanımlanan “inşai ve fiziki müdahale” mi olduğunun, ayrıca, kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları, paslanma ve karbonlaşma gibi teknik veriler ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle ayrı ayrı yapılış zamanlarının, suça konu müdahaleler nedeniyle tescilli kültür varlığının zarar görüp görmediğinin, özgün yapısını kaybedip kaybetmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, sonucuna göre, sanıkların savunmaları da dikkate alınarak, zararın varlığı halinde, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesi; zararın yokluğu halinde ise, fiillerin “basit onarım” niteliği taşıması veya “inşai ve fiziki müdahale” niteliği taşısa dahi suç tarihi itibariyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesinde koruma uygulama ve denetim bürosu bulunması karşısında, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/4. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve anılan Kanun değişikliğine yönelik hatalı değerlendirme ile beraate dair hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.