Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/10754 E. 2014/17952 K. 19.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10754
KARAR NO : 2014/17952
KARAR TARİHİ : 19.11.2014

MAHKEMESİ :… 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/04/2014 tarih ve 2013/232-2014/84 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava konusu meblağ 19.292 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin daha önce davalılar aleyhine açmış olduğu davada… 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 21.06.2012 tarih ve 2011/141 E. -2012/166 K. sayılı kararı ile davalıların müvekkiline ait tasarım tesciline konu bluzlerin aynısını ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerini üreterek satmaları nedeniyle tasarım hakkına tecavüzün tespitine karar verildiğini, belirtilen davada davalılar hakkındaki tazminat taleplerinin geri alındığını,… 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz incelemesinden geçerek onandığını, davalıların bu eylemlerinden dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazminini talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleştiği tarihten itibaren davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …Triko ve Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, 2004 yılına kadar geri giden ve ilk kez 2004 yılında davacının gönderdiği ihtarname ile ortaya çıkarılan uyuşmazlıktan dolayı davacının herhangi bir süre ile bağlı olmaksızın dava açabileceğinin kabulünün mümkün olmadığı, 554 sayılı KHK’nın 57. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin BK hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, davalıların eyleminin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerledirildiğine, bu eylemin 2004 tarihine kadar geri gittiğine, 2009 yılında açılan dava sonucunda 2011 yılında verilen karara dayalı olduğuna göre, zamanaşımı incelemesinin 818 sayılı Mülga BK’na göre yapılması gerektiği, 818 sayılı BK’nın 60. maddesine göre bir haksız fiil nedeniyle meydana gelen zarardan dolayı açılacak tazminat davaları için zamanaşımı süresinin, zarar verenin zarara ve faile ıttılaı tarihinden itibaren 1 yıl ve herhalde zararı meydana getiren fiilin vukuundan itibaren

10 yıl olduğu, 1 yıllık sürenin başlangıcının zararı meydana getiren olaydan itibaren başlayacağı ve öncelikle bu 1 yıllık sürenin dolup dolmadığının inceleneceği, dava konusu eylem 2004 yılında gerçekleştiğine, davacı tarafın 2008 yılında Bakırköy Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi aracılığıyla tespit yaptırarak 2009 yılında dava açtığına ve 2011 yılında mahkemece karar verildiğine göre 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, bununla birlikte 818 sayılı BK’nın 60/1 maddesi gereğince eğer haksız eylem aynı zamanda cezayı gerektiren bir eylem ise tazminat davasının ceza zamanaşımına tabi olacağı, somut olayda davalıların eyleminin davacının tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet olarak değerlendirildiğinden 554 sayılı KHK’nın 2004, 2008 ve 2009 yıllarında yürürlükte bulunan 48/A maddesi gereğince öngörülen hürriyeti bağlayıcı ceza miktarına göre TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık ceza zamanaşımının uygulanacağı ancak, 554 sayılı KHK’ da suç olarak tanımlanan tasarım hakkına tecavüz eyleminin Anayasa Mahkemesi’nin 05.02.2009 tarih ve 2005/57 E.-2009/19 K. sayılı iptal kararı ile suç olmaktan çıkarıldığı, iptal kararının yürürlüğe girmesine kadar yasa koyucu tarafından yeni bir cezai düzenleme yapılmadığından, iptal kararının yürürlüğe girdiği 10.6.2010 tarihinden itibaren eylemin suç olarak tanımlanmadığı, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin emsal nitelikteki kararlarına göre, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının zımmen haksız rekabet yönünden de sonuç doğurduğundan, tasarım tescilinden kaynaklanan haklara tecavüze bağlı haksız rekabet suçu için dahi bu tarihten itibaren yasal bir düzenleme bulunmadığı, bu durumunda artık bir cezai düzenleme mevcut olmadığından, eylemin suç olarak tanımlanmaktan çıkarıldığı 10.6.2010 tarihinden itibaren BK’nın 60/1 maddesinde yazılı ceza zamanaşımının uygulama imkanının da ortadan kalktığı, böylece davacının bu tarihten itibaren 1 yıllık sürede tazminat davasını açması gerektiği oysa, iş bu davanın 05.11.2013 tarihinde açıldığı ve bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu ve her iki davalının zamanaşımı def’inin yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.