YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5099
KARAR NO : 2023/5452
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/259 E., 2021/436 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılması ile davalı Kuruma fazladan ödenen primlerin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne dair, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 4……-43SGK sicil numarası ile 01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasında ve 4…… 5SGK sicil numarası ile 01.01.2010-31.12.2010 tarihleri arasında … İl Sağlık Müdürlüğü ve Bağlı Kuruluşlarını veri hazırlama ve Kontrol işletmeni hizmetini ifa ettiğini,bu dönemlerde çalıştırdığı personelin SGK primleri işveren hissesini tam olarak ödediğini, 5510 sayılı Kanunun 81/1 maddesinde belirtilen şartları haiz olan işverenlerin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalan işveren hissesinin 5 puanlık kısmına isabet eden tutarının hâzinece karşılanır hükmünü getirdiğini, davacı şirketin 5510 sayılı Kanunun 81/1 maddesinde belirtilen şartları haiz olduğu halde Davalı Kurumca 5 puanlık indirim yapılmadan 01.01.2009-31.12.2010 döneminde toplam 17.942,50 TL eksik yatırılması gerekirken sehven tam yatırdığını beyan ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 17.942,50 TL nin, dava tarihinden itibaren yasal faizi birlikte davalı Kurumdan alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihaleli işler açısından Hazine tarafından ödenmesi gereken kesinti tutarının kurumdan tahsil edilemeyeceğini, talebin 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde düzenlendiğini, işvereninin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmının hazinece karşılanmasından, belgelerin yasal süre içerisinde verilmesi ve prim borcu bulunmaması halinde yararlanılabileceğini, ancak 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara ait işyeriyle 4734 sayılı Kanundan istisna olan işlere ilişkin işyerlerinin kapsam dışı olduğunu, uygulanamayacağını, kapsamda olan yerlerin ise hak ediş ödemeleri sırasında hak edişlerden kesileceği konuyla ilgili işlemlerin yüklenici tarafından yürütüldüğünü idare tarafından yüklenicin hak edişinden kesilmesi gerektiğini, işveren tarafından yararlandırılmasına ilişkin bilgi verilmediğini, konunun kendileri ile ilgisi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, 10.06.2014 tarihli ve 2014/31 Esas, 2014/587 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 17.942,50 TL’ nin dava tarihi olan 16/01/2014 tarihiden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
1.İlk derece Mahkemesinin 10.06.2014 tarihli ve 2014/31 Esas, 2014/587 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 08.09.2015 tarihli ve 2014/16977 Esas, 2015/15931 Karar sayılı bozma kararında; “…Somut olayda 5510 sayılı Kanun’un 81/1-(ı) bendindeki düzenlemeye göre; aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran işverenlerce ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarı Hazine tarafından karşılanacağından, gerek bu tutarın Hazinece karşılanmaması, gerek işverenin bu tutarı davalı Kuruma ödemiş olması, gerekse de ihale makamınca işveren şirketin hak edişlerinden, sigorta primi işveren hissesinin, %5 puanlık muafiyet indirimi yapılmadan tümüyle kesilmesi durumunda sebepsiz zenginleşen Hazine olacaktır. Bu durumda husumetin Hazineye yöneltilmesi gerektiği” gerekçesi ile verilen karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2015/1027 Esas, 2016/533 Karar sayılı kararı ile; “…Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar verilmiştir.
C.2 nci Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/1027 Esas, 2016/533 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.17.04.2017 tarihli 2016/18326 Esas, 2017/3165 Karar sayılı bozma ile”… Yapılacak iş, Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf ehliyeti bulunduğundan işin esasına girilerek, davacı şirketin … İl Sağlık Müdürlüğü ile yapılan ihale işinin 2009/1-2010/12. aylar arasındaki ihale aşamasında % 5 puanlık teşvik indiriminden yararlanacağı hususunda ihtilaf bulunmadığından, söz konusu ihale dosyası getirtilerek, gerekirse alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmak sureti ile, ihaleye konu iş ile ligili olarak işçi ücretlerinin ihale belgeleri ve sözleşmede belirlenip belirlenmediği, belirlenmişse hak edişlerin % 5 prim teşviki oranının dikkate alınıp alınmadığı, özetle; ihale edilen iş ile ilgili sigorta primlerinin tamamının davacı şirkete ödenip ödenmediği tespit edilip, ödendiğinin tespiti durumunda mükerrer ödeme söz konusu olacağından davanın reddine, ödenmediğinin tespit edilmesi durumunda ise çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.” denilmiş ve karar 2. Kez bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince 2nci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin: 14.12.2017 tarihli ve 2017/334 Esas, 2017/582 Karar sayılı kararı ile ” …Dosya içinde ihale sözleşmelerinin eki mahiyetinde olan şartnameler bulunmamakta ise de, davacı şirketin … İl Sağlık Müdürlüğü’ne hitaben yazmış olduğu 21.08.2009 tarihli dilekçesinde kesilmesi gereken Hazine payı tutar toplamlarının dilekçe tarihinden sonraki ilk hakedişinden kesilmesini talep ettiği görülmüştür. Bunun üzerine … İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 07.09.2009 tarihli yazı ile … Sağlık Kurumları Döner Sermaye Saymanlığı Müdürlüğü’ne 5510 sayılı Kanun gereği malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta primlerinden işveren hissesinin 5 puanlık kısmı hazine tarafından karşılandığından aynı mahiyette ikinci kez prim ödenmesinin önlenmesi için ödenen %5 prim tutarının faaliyet farkından düşülmesi gerekirken sehven kesilmeyen toplam 2.771,99 TL’nin davacı şirketin 2009 yılı 8 no.lu hakedişinden kesildiğinin bildirildiği görülmüştür. Davacı şirketin 2009 yılının 8. ayına ait 8 no.lu hakediş raporunda söz konusu 2.771,99 TL’lik kesintinin yapılmış olduğu görülmüştür.
Bu çerçevede davacı şirketin hakedişlerinde %5 prim teşvikinin dikkate alındığı tespit edilmiş olmakla davacı şirket tarafından kuruma ödenmiş olup iade edilmesi gereken prim alacağı miktarının bilirkişinin hesapladığı şekliyle toplamda 17.942,50 TL olduğu kanaatine varılmış olup, 17.942,50 TL nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
E. 3 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/334 Esas, 2017/582 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. 24.12.2018 tarihli ve 2018/2641 Esas, 2018/9622 Karar sayılı bozma ilamı ile, “…27.03.2018 günlü 30373 (mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci maddesi ile prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanabileceği halde yararlanmayan işverenlere belirlenen şartlarda prim teşviki, destek ve indiriminden istifade etme imkanı tanınmıştır. Ek 17 nci maddede aynen; “Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.
Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.
Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yapılacak iş, Kurumdan davacının yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren ek madde 17 hükmüne göre başvurusu bulunup bulunmadığı sorularak anılan yasa maddesi kapsamına göre değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Denilerek karar bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince 3 üncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2019/7 Esas, 2020/69 Karar sayılı kararı ile “…davacı şirketin hakedişlerinde %5 prim teşvikinin dikkate alındığı tespit edilmiş olmakla davacı şirket tarafından kuruma ödenmiş olup iade edilmesi gereken prim alacağı miktarının, 22.11.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda hesapladığı şekliyle toplamda 17.942,50 TL olduğu sonucuna varılmıştır. İş bu raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görüldüğünden hükme esas alınmıştır.
Ayrıca 24.12.2018 tarihli bozma ilamında belirtildiği üzere SGK’dan davacının dava konusu istemleriyle ilgili olarak 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci madde hükmüne göre her hangi bir başvurusunun olup olmadığı sorulmuş, Kurumun cevabi müzekkeresinden her hangi bir başvurunun olmadığı anlaşıldığından açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne, 17.942,50 TL nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
G. 4 üncü Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 30.01.2020 tarihli ve 2019/7 Esas, 2020/69 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 17.05.2021 tarihli ve 2020/10355 Esas, 2021/6323 Karar sayılı kararı ile “…Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usuli kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanaklar ve teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Denilerek karar bozulmuştur.
H. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Karşı Direnilerek Verilen Karar
İlk derece mahkemesi 31.12.2021 gün ve 2021/259 Esas, 2021/436 Karar sayılı kararında ” davacı şirketin hakedişlerinde %5 prim teşvikinin dikkate alındığı tespit edilmiş olmakla davacı şirket tarafından kuruma ödenmiş olup iade edilmesi gereken prim alacağı miktarının, 22.11.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda hesapladığı şekliyle toplamda 17.942,50 TL olduğu sonucuna varılmıştır. İş bu raporun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görüldüğünden hükme esas alınmıştı. Yargılama sürecinde daha önceleri SGK’dan davacının dava konusu istemleriyle ilgili olarak 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci madde hükmüne göre her hangi bir başvurusunun olup olmadığı sorulmuş, Kurumun cevabi müzekkeresinden her hangi bir başvurunun olmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı vekili duruşmada, 7103 sayılı Kanun kapsamında Kuruma başvurularının söz konusu olmadığını beyan etmiştir. Dolayısıyla somut davada 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci madde hükmüne göre davacının her hangi bir başvurusunun olmadığı ve Kurumca buna dayalı olarak yapılan bir işlem bulunmadığı açık olup bu konuda araştırılacak veya yeniden değerlendirilecek bir durum olmadığından yukarıda açıklanan gerekçelerle Bozma ilamına direnilerek davanın kabulüne, 17.942,50 TL nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verilmiştir.
I. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Verilen Karar
1.İlk Derece Mahkemesinin 31.12.2021 gün ve 2021/259 Esas, 2021/436 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2022 tarihli ve 2022/10-1064 Esas, 2022/1928 Karar sayılı kararı ile “….Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı kaldırılarak davacı şirketin 01.03.2011 tarihinden sonraki dönemde 6111 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 81/1-ı maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle maddede öngörülen %5 Hazine teşvikinden yararlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Özel Dairece karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un Ek m.17 hükmüne göre maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davaların konusuz kalacağı ancak bu konuda karar verme yetkisinin ilk derece mahkemesine ait olduğu, davacı vekilinin temyiz talebinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğinden anılan yasa maddesi kapsamına göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmasından sonra Bölge Adliye Mahkemesi tarafından önceki gerekçeye ilaveten 5510 sayılı Kanun’un ek 17 nci maddesinin prim teşviki, destek ve indirimlerden yararlanma hakkı olanlar için getirilmiş bir düzenleme olduğu, davacı şirketin bu kapsamda bulunmadığı, öte yandan ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 05.05.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2018/136 E., 2020/12 K. sayılı kararı ile iptal edildiğinden davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesince 5510 sayılı Kanun’un ek 17 nci maddesi kapsamında inceleme yapılması gerektiğini öngören bozma ilamı doğrultusunda irdeleme ve değerlendirme yapılarak ayrıca bozma kararından sonra 05.05.2020 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli ve 2018/139 E., 2020/12 K. sayılı kararı ile 5510 sayılı Kanun’un ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrasının iptal edildiği hususuna da gerekçede vurgu yapılmıştır.
Bu durumda ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil bozma kararı gereğinin eylemli olarak yerine getirilmesi sonucu verilen yeni hüküm bulunmaktadır.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 29.06.2022 tarihli ve 2022/10-462 E., 2022/1080 K., 02.11.2022 tarihli ve 2021/10-319 E., 2022/1419 K., 2021/10-600 E., 2022/1420 K. ile 17.11.2022 tarihli ve 2022/10-969 E., 2022/1530 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.
Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir.
Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir. Denilerek dosya dairemize gönderilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu, aksine verilen kararın yerinde olmadığını belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılması ile davalı Kuruma fazladan ödenen primlerin yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili uncu maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmak için verilen belgelerin kurumca işleme alınması gerekip gerekmediğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81 inci maddeleri hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.5510 sayılı Kanunun 81’inci maddesi hükümlerinden faydalandırılma ve fazla ödenen tutarın iadesi istemi ile açılmış eldeki davada, Mahkemece verilen ilk karar ile davanın kabulüne hükmedilmiş, yargılama devam ederken, 01.04.2018 tarihi itibari ile 7103 sayılı Kanunun 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş ve Dairemizce anılan ek 17 nci madde hükümlerinin dikkate alınması gereğine işaret edilerek ilgili kararın bozulmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Ne var ki, 5510 sayılı Kanunun ek 17 nci maddesinin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, İlk Derece Mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş ve karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olup, bu aşamadan sonra da anayasaya aykırılığı tespit ile iptal edilen bu fıkraya dayalı olarak verilmiş olan kararlar da dairemizce Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte oluşan bu yeni durum ve maddenin tüm hükümleri ile birlikte yeniden değerlendirilmesi için bir kez daha bozulmuş, böylece 4 üncü fıkrada yer alan “görülmekte olan davalar” yönünden yapılan bu yeni düzenleme ve aynı maddenin 3 fıkraya yaptığı yollama nedeniyle 3 üncü fıkra içerisinde getirilen davalı Kuruma yönelik ödeme yükümlülüğü karşısında, bu hükümlerin uyuşmazlığın çözümünde uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Gelinen son aşamada, eldeki dava bakımından irdeleme yapılacak olursa, ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrasında yer alan kuralın, “mahsup veya iade edilme yönünden üçüncü fıkra hükümlerine yaptığı atıftan dolayı ödemelerin üç yıla yayılacağını öngörmesinin, faizin başlama tarihi ve ödeme için öngörülen süre göz önünde bulundurulduğunda kuralın mülkiyet hakkını sınırladığı ve yapılan bu sınırlamanın orantısız ve aşırı olduğu, hak arama hürriyeti çerçevesinde dava açan kişilerin mahkemelerden adil yargılanma hakları gereği uyuşmazlığı bitirecek şekilde gerekçeli karar elde etme haklarının bulunduğu, yargılamanın henüz devam ettiği bir süreçte, taraflardan birinin aleyhine olacak ve yargı merciinin uyuşmazlık konusu talep hakkında karar vermesini engelleyecek şekilde davayı ortadan kaldıran ya da davanın incelenmesini durdurarak karara bağlanmasına engel olan düzenlemelerin kişilerin karar elde etme hakkı ile birlikte sonuçları bakımından da kişilerin mülkiyet haklarının ölçüsüz şekilde sınırlandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan maddeye dayalı olarak verilen kararlar da hukuka aykırı nitelikte olup, özellikle ek 17 nci maddenin 3 üncü fıkrasında yer alan düzenlemenin de mevcut bir dava olmaksızın prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılmasını düzenlemesi, başka bir deyişle davasız başvuru halinde, kuruma getirilen ödeme yükümlülüğünün çerçevesinin düzenlendiği hususu ile Anayasa Mahkemesi kararının 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanması ile yürürlüğe girmesinden sonra, mahkemelerce iptal edilmiş olan ek 17’nci maddenin 4 üncü fıkrası kapsamında uygulama yapılarak karar verilmesi olanağının ortadan kalktığı ve bu fıkranın içeriğinde yer alan atıf nedeniyle 3 üncü fıkrasının da uygulanabilir hüküm olmaktan çıkarıldığı hususu birlikte düşünüldüğünde, eldeki dava bakımından teşvik indirimine ilişkin uyuşmazlığın kaynağı olan temel Kanun maddesi, yani 5510 sayılı Kanunun 81’inci maddesi hükümlerinin davanın yasal dayanağı olarak kabul edilmesi ve bu maddedeki koşulların irdelenmesi ile bu madde çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.
Bu çerçevede irdeleme yapıldığında ise, davacının anılan maddedeki teşvik koşullarını taşıdığının anlaşılması karşısında sonucu itibari ile bu madde hükümlerine dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.
Diğer taraftan, davanın yasal dayanaklarından olan ve yersiz alınan primlerin iadesini düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesine göre, “Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespit edilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranında işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlık sigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir. Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre için hesaplanır.” hükmüne amir olup, mahkemece, alacağın Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapılacağı ayın başına kadar geçen süre için faize hükmedilmesi suretiyle infaza elverişli şekilde karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğu gibi kısa kararda infazda tereddüt yaratacak şekilde hazineden tahsiline dair karar tesisi de usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyiz itirazının aşağıdaki bent kapsamında kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 1 inci bendinin tamamen silinmesi ile yerine,
“1-Davanın kabulüne, 17.942,50 TL nin dava tarihinden iadenin yapılacağı ayın başına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumundan alınarak, davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.