Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2023/19 E. 2023/4259 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/19
KARAR NO : 2023/4259
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Mahkemece verilen hüküm sanık müdafii tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, belirlenen tarihte yapılan duruşmaya sanık müdafiinin katılmadığı anlaşıldığından, incelemenin duruşmasız gerçekleştirilmesine karar verildi.

1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre İlk Derece Mahkemesi kararlarında temyiz süresinin bir hafta olduğu nazara alındığında; katılan …’nin yüzüne karşı verilen hükmün, tefhimden itibaren işlemeye başlayan bir haftalık kanuni süresinden sonra vekili tarafından sunulan 05.07.2019 tarihli dilekçeyle temyiz edildiği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/43 Esas, 2015/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
a) Kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
karar verilmiştir.

2. Burhaniye (Kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/43 Esas, 2015/147 Karar sayılı kısmen re’sen de temyize tabi kararının sanık ile müdafii ve katılan … tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 19.02.2019 tarihli ve 2017/2162 Esas, 2019/980 Karar sayılı kararı ile kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından kurulan hükümlerin onanmasına, nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün ise iddianamede ve mütalaada yer almayan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinin ek savunma hakkı verilmeden uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesine aykırı davranılması ve kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmolunmaması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (d) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan … Vekilinin Temyiz İsteği
Süresinde olmadığı belirlenmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği
Sanık hakkında aleyhe artırım hükümlerinin uygulanmaması ve cezanın en üst sınırdan verilmemesi hallerinin bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.

C. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Eylemi hukuki niteleme, cezanın takdiri ve şahsileştirilmesindeki hususlarda usul ve kanuna açık aykırılıklar bulunduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkeme, “…Yargılama konusu olayı aydınlatabilecek esasa etkili bir görgü tanığı bulunmamakla birlikte, suçun işlenişi ve olayın ortaya çıkış biçimi ile sanık … ***’ın her aşamada değişen ve farklılaşan anlatımları bir bütün halinde ele alındığında, suç tarihi olan 04/05/2014 tarihinde *** ilçesi *** köyüne gelen sanığın, köy halkının tümünün öğlen saatlerinde düğün yerinde olmasından yararlanarak, o sırada domates fidelerini dikmek üzere bahçeye giden ve düğüne daha sonra geleceğini eşi katılan …’ye söyleyen maktüle ile rızası dışında cinsel ilişkiye girmek ve yine maktülenin cep telefonunu (veya üzerinde bulunması muhtemel takı ve diğer ziynet eşyalarını) zor kullanmak suretiyle almak istediği, nitekim bu yöndeki davranışları kendisi yönünden olumlu sonuç veren ve maktüleyle rızası dışında cebir ve/veya tehditle gerçekleştirdiği cinsel ilişkiye dair saptanan bulgular yukarıda ifade edilen, suça konu telefonu da maktülenin rızası hilafına alan sanığın, dosya kapsamı ve otopsi raporundan da anlaşılacağı üzere öncelikle hedeflediği ve yöneldiği cinsel saldırı ve yağma fillerini gerçekleştirmeye dönük olarak suçun işlenmesini kolaylaştırmak ya da işlediği suçların başlıca maddi kanıtı olan maktüleyi ortadan kaldırmak amacıyla maktüle …’yi otopsi raporunda belirtilen şekilde elde edilemeyen kesici delici bir alet kullanmak ve yine muhtemelen oradan temin ettiği bir taşla (yaralanmaların niteliği bu fiilin künt bir cisimle gerçekleştirildiğine işaret etmektedir) kafasının ve yüzünün çeşitli yerlerine vurmak suretiyle öldürdüğü, otopsi raporunda belirtilen ve maktüle henüz canlı iken gerçekleştiği anlaşılan yerde sürünmeyle oluşan gövdenin ön ve arka yüzündeki ekimozlu sıyrıkların da cinsel saldırı ve yağma fiillerinin maktülenin uğradığı saldırıyı müteakip vefat etmesinden önce gerçekleştiğini ortaya koyduğu…” şeklindeki kabulüyle sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar vermiştir.

IV. GEREKÇE
A. Katılan … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre İlk Derece Mahkemesi kararlarında temyiz süresinin bir hafta olduğu nazara alındığında; katılan …’nin yüzüne karşı verilen hükmün, tefhimden itibaren işlemeye başlayan bir haftalık kanuni süresinden sonra vekili tarafından sunulan 05.07.2019 tarihli dilekçeyle temyiz edildiği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

B. Katılan Bakanlık Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilerek Mahkemece kurulan hükümde, hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un Cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde; “…Suçun, kendisini savunma konusunda zaten fiziksel durum itibariyle dezavantajlı bulunan maktüleye karşı hunharca işlenmiş olması, sanıkta gözlemlenen kastın yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı…” göz önüne alınarak temel cezanın 10 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan ve dosya kapsamıyla da örtüştüğü anlaşılan “…suç sonrası ve yargılama sürecindeki davranışları, olaydan pişmanlık duyduğuna dair herhangi bir yaklaşımının bulunmaması ve olayın vehameti…” şeklindeki gerekçeler ile sanık hakkında takdiri indirim maddesi uygulanmadan kurulan hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
A. Katılan … Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararırına yönelik katılan … vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Bakanlık Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2019 tarihli ve 2019/139 Esas, 2019/230 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden üye …’un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK’nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.