YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/812
KARAR NO : 2023/2288
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Oltu Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2022 tarihli ve 2022/48 Esas, 2022/56 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin delaletiyle 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi ile 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.09.2022 tarihli ve 2022/1469 Esas, 2022/1192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkemede tanık olarak bildirdikleri şahısların duruşmaya davet edilip beyanları alınmadan eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğu, mağdurenin beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği konusunda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması gerektiği, iddia olunan eylemlerin niteliği sebebiyle, sanığın cezai ehliyetinin olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’ndan rapor alınması gerekirtiği, sanık aleyhine somut bir delil bulunmadığı, eylemin daha öncede gerçekleştiği beyan edilmesine rağmen herhangi bir müracaat yapılmadığı, mağdurenin annesi katılan tarafından mağdureye ait iç çamaşırının mahkemeye sunulamadığı, tanık …’un kovuşturma aşamasında beyanlarını değiştirmesinin annesi tarafından yönlendirildiğine işaret olduğu, mağdurenin sürüntü örneklerinde sanığa ait DNA’ya rastlanılmadığı, açıklanan nedenlerle sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin mağdurenin yönlendirme sonucu verdiği soyut beyanlarından başka delil bulunmadığı, mağdurenin soyut beyanlarıyla da cezalandırma yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde evlerinin salonunda bulunan yer döşeğinde battaniyenin altında sanık, mağdure ve diğer çocukların birlikte uzandıkları, bu sırada telefondan video izledikleri, mağdurenin sırtının babasına dönük olduğu, diğer kardeşlerinin de sırt üstü uzandığı, sanığın mağdurenin arka ve ön cinsel bölgesine, bacağına, eliyle kıyafetlerinin altından okşama şeklinde dokunduğu, ardından çıplak kalacak şekilde pantolonunu dizine kadar indirdiği ve cinsel organını mağdurenin arka cinsel bölgesine sürtünme şeklinde dokunduğu, mağdurenin iç çamaşırına sıvı bulaştığı ve ıslaklık hissettiği için banyoya giderek iç çamaşırını banyoya bıraktığı, bu sırada annenin odasında olduğu, sanığın daha sonra banyoya girdiği, sanık banyodan çıktıktan sonra annenin de banyoyu toparlamak için banyoya gittiği ve kızının iç çamaşırının ıslak olduğunu gördüğü, meni kokusu aldığı ve önce mağdureye ardından sanığa meninin nereden geldiğini sorduğu ve sanık ile katılan anne arasında tartışma yaşandığı, bu olaydan daha önce de mağdurenin ve katılanın beyanına göre mağdure altı yaşlarında olduğu sırada önceki evlerinde yaşamaktayken, sanık, mağdure ve diğer çocuk … ile yine birlikte uzandıkları, telefondan film izledikleri, mağdurenin, abisiyle sanık arasında uzandığı, mağdurenin sırtının sanığa dönük olduğu, bu esnada sanığın, mağdurenin pantolonunu dizine kadar indirdiği, eliyle mağdurenin ön cinsel bölgesine okşama şeklinde dokunduğu, sanığın cinsel organını mağdurenin arka cinsel bölgesine sürtmek suretiyle dokundurduğu, yine farklı bir tarihte mağdure 5-6 yaşlarındayken Oltu’da bulunan bir fabrika alanına babası sanık ile birlikte gittikleri, etrafta tuğlaların bulunduğu, sanığın pantolonunu ve iç çamaşırını çıkartarak mağdureyi kucağına oturttuğu ve cinsel organını mağdurenin arka cinsel bölgesine sürtme şeklinde dokundurduğu, sanığın daha sonrasında orada bulunan çiçeklerin üzerine boşaldığı, olayın ve oluşun bu şekilde gerçekleştiği, sanığın üç farklı tarihte mağdureye karşı cinsel duygularını tatmin etmek amacıyla cinsel istismarda bulunduğu, dava konusu olayın bu şekilde sübut bulduğu kabul edilmiştir. 2.Mağdurenin aşamalardaki olay anlatımlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, adli görüşmecinin mağdurenin olayın gerçekleşme biçimiyle alakalı bir çok detaya değinmiş olmasının, ifadenin güvenirliği açısından olumlu bulunduğu görüşünü belirtmesi, her ne kadar sanığın eşinin kendisinden boşanmak için iftira attığını beyan etmiş ise de; olay gecesinde mağdurenin annesi katılan ve sanığın dinen anlaşarak boşandıkları, katılanın boşanmanın üzerinden iki gün geçtikten sonra şikayetçi olduğu göz önüne alındığında, katılanın boşanmak için iftira atmasını gerektiren bir sebebin bulunmadığı, tanık anlatımlarının, katılan ve mağdurenin anlatımları ile uyumlu olması, aşamalarda değişmemesi, çelişki bulunmaması sebebiyle katılanın ve mağdurenin beyanlarına üstünlük tanınmış, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen savunmasına itibar edilmemiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, bu sebeple sanık müdafiinin sübuta ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yönelik temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen yargılama neticesinde kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 07.09.2022 tarihli ve 2022/1469 Esas, 2022/1192 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Oltu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden üye …’un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK’nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.