YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1051
KARAR NO : 2023/3051
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1716 E., 2022/1511 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2020/425 E., 2022/82 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde, işvereninin … olduğu, Matador Somun Ekmek Fırını’nda 17.07.1984 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını ve hakkında … Sosyal Sigortalar Kurumu’na işe giriş bildirgesi verilerek … sicil numarası ile kaydedildiğini, müvekkilinin işe başlangıç tarihinin 17.07.1984 olduğunu, müvekkilinin sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığına rağmen SGK Hizmet Dökümü’nde işe giriş tarihinin 01.12.1994 tarihi olarak gösterildiğini, kurum tarafından işe giriş bildirgesi verildiği halde işverenden prim tahsili yoluna gidilmemiş olmasının müvekkilinden kaynaklanan bir husus olmadığını, kurumun kendi kusuru nedeniyle müvekkilini mağdur edemeyeceğini belirterek; müvekkilinin sigortalı hizmetinin başlangıç tarihinin 17.07.1984 tarihi olduğunun ve fiili hizmet süresinin üç gün olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP
1.Davalı işveren cevap dilekçesinde, davacının kendisine ait işyerinde çalışmadığını, beyanının doğru olmadığını, işyerini kısa zaman sonra kapattığını ve tüm vergilerini ve borçlarını ödeyerek işyerini kapattığını, memleketinden sorduğu kadarıyla davacının o zaman 18 yaşından küçük olduğundan şahsın kanuni olarak çalıştırılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Feri müdahil SGK vekili, cevap dilekçesinde,davalı işverenlik işyerinden ilk defa işe giriş bildirgesinin 17.07.1984 tarihinde verildiğini, davacının gerek mülga 506 sayılı Kanun gerekse de 5510 sayılı Kanun kapsamında belirtilen sürede davasını açmadığından davanın hak düşürücü süreden reddinin gerektiğini, davacının çalıştığını belirttiği iş yerinin sigortalı çalıştırmaya yani kanunun kapsamına 14.08.1987 tarihinde alındığını, 28.02.1990 tarihinde kanun kapsamından çıktığını, davacıya verilen sicil no.sunun 1984 yılı 7. ay sicil nolarından olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince,”… tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosyaya Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 16.10.2020 tarih, 2020/889 ve 2020/1522 sayılı Kararından sonra kazandırılan bilgi ve belgelerden ve yeniden dinlenen tanık …’ın beyanlarından davacının çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayanarak ortaya koyamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili, dinlenen tanıkların beyanlarına hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin anlaşılamadığını, istinaf kararında belirtilen eksikliklerin yerine getirildiğini, incelenen döneme ilişkin kişilere ve komşu işyerlerine ulaşılamamasının müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını, dosyada grafoloji uzmanı bilirkişiden rapor alındığını, esnaf odasından gelen yazıda …’ın 10.12.1984 tarihinde kayıt yaptırdığının öğrenildiğini, tanık …’ın da davacının çalıştığına tanıklık ettiğini, kurum tarafından gelen yazıdan da davacının sicil numarasının 1.5.1984-10.10.1984 tarihleri arasında olduğunun belirlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesine dair kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…işyerinin 01.01.1978-20.04.1979 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunduğu ve dava konusu edilen dönemde dönem bordrosunun bulunmadığı, davalı …’ın fırıncı faaliyetinden dolayı 01.01.1978-07.11.1988 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, imza incelemesine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporu ile işe giriş bildirgesindeki imzanın davacının elinden çıkmış olmasının mümkün ve muhtemel olduğunun bildirildiği, tanık beyanlarının alındığı, kolluk araştırması ile tespit edilen komşu işyeri tanığı …’ın 1985 yılından beri davalı iş yerinde komşu olduğunu beyan ettiği ve davacının çalışmalarına ilişkin olarak verdiği beyanının davacının çalışmalarını kanıtlamak bakımından yeterli olmadığı, Dairemiz ortadan kaldırma kararı doğrultusunda … Valiliği’nden gelen 1980-1984 yıllarında Moğultay Mahallesi muhtarlığı ve azalığı yapan kişilerin tebligata yarar açık adreslerinin emniyetçe tespit edilemediği, yine emniyetçe komşu iş yerlerinin tespitinin yapılamadığı görülmekle, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyulamadığına dair mahkemenin kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından…” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 17.07.1984-19.07.1984 dönemi arası üç gün davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin (G) bendi, 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
3. 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
4. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1.Somut olayda; davalı … unvanlı 1922 sicil no.lu iş yerinden davacı adına 17.07.1984 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği, işyerinin davalı adına vergi mükellefiyet kayıtlarına göre 01.01.1978-07.11.1988 tarihleri arasında “fırıncı” faaliyet konulu kaydının bulunduğu, dosya kapsamında komşu iş yeri olarak belirlenen …’ın iki kere beyanına başvurulduğu tanığın ilk beyanında,kendi iş yerini 1985 yılında açtığını davacıyı da ekmek dağıtırken gördüğünü,ikinci kere alınan beyanında ise 1984 yılında kendi iş yerini açtığını davacının getir götür işleri yaptığı yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
2.Mahkemece anılan komşu iş yeri sahibi olan …’ın Kurumdan çalışma kayıtları,vergi dairesinden vergi mükellefiyet dönemleri ile belediyeden iş yeri açma ruhsatına ilişkin kayıtları istenmek suretiyle iş yerini hangi tarihte açtığı belirlenmek suretiyle beyanları denetlenmeli ,buna göre toplanan ve toplanacak deliller değerlendirilmek suretiyle çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.