Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1958 E. 2023/3073 K. 24.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1958
KARAR NO : 2023/3073
KARAR TARİHİ : 24.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
SAYISI : 2019/161 E., 2022/46 K.
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı SGK vekili dava dilekçesinde özetle; kurumlarından …TC Kimlik numarası ile aylık almakta olan …’ın maluliyet sonrası sigortalı çalışmalarının belirlendiğini ve aylığının durdurulduğunu, adı geçene 25.07.2012-24.09.2014 tarihleri arasında 25.978,68 TL fuzuli ödeme yapıldığının tespit edildiğini, yersiz ve fazla ödemenin tahsil edilmesi için ilgiliye 24.09.2014 tarih, 4716880 varide numaralı borç bildirim belgesi gönderildiğini ancak herhangi bir ödeme kaydına rastlanılmadığını, bu nedenle davanın kabulüyle 25.978,68 TL yersiz ödemenin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın reddini talep ettiğini, kendisinin malulen emekli olduğunu, söz konusu şantiyede aşçı yardımcısı olarak yarım gitmek üzere toplam 20 gün çalıştığını, sağlığı el vermediği için işten ayıldığını, söz konusu iş yerinde bir ay bile çalışmadığını, kendisinin emeklilerin çalışabileceğini sandığını, bu durumu bilseydi çalışmayacağını, bankaya kredi borcunun olduğunu ve ödeyemediğini, maaşının Temmuz 2014’ten bu yana kesildiğini, bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görülmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli ve 2015/4 Esas, 2016/47 Karar sayılı kararıyla; “Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalının davacı kurumdan … tahsis nosu ile maluliyetinden dolayı gelir almakta iken… sicil nolu işyerinde 19.07.2012 ile 15.08.2012 tarihleri arasında 28 gün çalışmasının bulunduğu bu durumun tespitinden sonra davalıya borç bildirim belgesinin 30.09.2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği fakat kuruma bu borç bildirim belgesinin tebliğine rağmen her hangi bir ödemenin yapılmadığı bununla birlikte davalının sigorta kayıtlarının incelenmesinden 19.07.2012 ile 15.08.2012 tarihleri arasında 28 gün çalışmasının bulunduğu açıkça anlaşıldığından davalıya maaş ödenmeye devam edilmesinin davacı kurumun hatası olduğu böylece her ne kadar davacı kurum zararlarının ay be ay ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle talep etmişse de anılan kanunun b bendi gereğince faizin tebliğ edildiği tarihten yani 30.09.2014’ten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan yani 30.09.2016 tarihinden itibaren uygulanması gerektiği anlaşılmakla denetime elverişli bilirkişi raporunda ayrıntısı ile gösterilmiş toplam 25.978,68 TL’nin davalıdan alınarak davacıya faizi ile birlikte verilmesine dair davanın kabulü doğrultusunda her ne kadar günümüz şartlarında geçinmenin zorluğu ve malul ya da yaşlı ve emeklilerin çalışması acı gerçeği karşında insanların alınteri döküp akabinde bu tür yaptırımlarla karşılaşması vicdani rahatsızlığına rağmen davanın kabulüne dair aşağıdaki şeklide hüküm kurulduğu” gerekçeleri ile “davanın kabulü ile; Kurum zararı olan 25.978,68 TL yersiz ödemenin davalıdan alınarak davacı kuruma verilmesine, bedele 30.09.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı SGK ve davalı … tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Bozma ilamında; “davalının, maluliyet aylığı almakta iken, maluliyet sonrası 19.07.2012 – 15.08.2012 tarihleri arasında toplam 28 gün sigortalı çalışmalarının tespit edilmesi üzerine maluliyet aylığının durdurularak, 25.07.2012 – 24.09.2014 tarihleri arasında, davalıya yapılan yersiz aylık ödemelerinin tahsili amacıyla açılan davada, Mahkemece, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, kurum zararı olan 25.978,68 TL yersiz ödemenin davalıdan alınarak davacı Kuruma verilmesine, bedele 30.09.2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmış ise de, söz konusu hüküm eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
Dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının, 09.09.2014 tarihli tahsis talebine yönelik olarak, Kurumun 27.10.2014 tarihli cevabi yazısında; S.B…. Prof. Dr. Atilla Özdemir Hastanesi’nin 09.09.2014 tarihli sağlık kurulu raporuna istinaden, “adı geçenin Çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmediğine” karar verilerek, ret cevabı verilmesinden sonra davacının bu karara itiraz etmesi üzerine, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 25.02.2015 günlü 2015/2556 sayılı kararıyla “Çalışma gücünün en az %60’ını kaybetmemiş olduğundan malul sayılmayacağına” karar verildiği, yine davalının 09.03.2015 tarihinde emeklilik talebinde bulunduğuna dair tahsis talep dilekçesinin dosya içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un 25 ve 26 ncı maddesi gereğince; 4/a ve 4/b’li sigortalılar için “…çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60’ını kaybettiği…” Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca usulüne uygun düzenlenecek raporlar ve dayanağı tıbbi belgelerin incelenmesi sonucu Kurumun Sağlık Kurulunca tespit edilenlerin malul sayılacağı belirtilmiştir.

Anılan Kanun’un 26’ncı maddesinde ise; “Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının;

a)25 inci maddeye göre malûl sayılması,
b) En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,

c)Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya iş yerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması, halinde malûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dâhil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.” hükmü getirilerek, “malullük aylığı” bağlanma şartları düzenlenmiştir.

Bu düzenleme çerçevesinde, sigortalı sayılanlar ve bunların bakmakla yükümlü oldukları veya hak sahibi çocuklarının çalışma gücü veya meslekte kazanma gücü kayıp oranlarının tespitine ilişkin, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 01.10.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 11.10.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği de 01.09.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 03.08.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 95’inci maddesinde, malûl sayılmayı gerektirecek hastalık veya arızanın bulunup bulunmadığının tespitinde izlenecek yol açıklanmıştır. Aynı yöndeki düzenleme 1479 ve 506 sayılı Kanunlar kapsamında da mevcut olup, mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulundan, 01.09.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 03.08.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği de dikkate alınmalı, raporlar arasında çelişki olması halinde, Adli Tıp Genel Kurulundan 2013 tarihli Yönetmelik hükümleri de irdelenmek suretiyle, davacının maluliyet oranının en az %60 oranında olup olmadığı hususunda rapor alınmalı, var ise sigortalı olma tarihinden önce maluliyet halinin var olup olmadığı, var ise oranının kaç olduğu ve başlangıç tarihinin ne olduğu, davacının talep tarihi itibari ile bakıma muhtaç olup olmadığı araştırılmalı, sigortalılık süresi ve prim gün sayısına ilişkin şartların varlığı da ayrıca irdelenmek suretiyle 5510 sayılı Kanun’un 25 ve 26 ncı maddelerinde öngörülen maluliyet aylığı bağlama koşullarının oluşup oluşmadığı irdelenmeli ve şayet maluliyet başlangıcının, tahsis talep tarihinden önceki bir tarih olduğu belirlenirse, tahsis talebini takip eden aybaşı, sonraki bir tarih olduğu belirlenirse de, bu tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına karar verilmelidir.

Yukarıda anlatılanlar ışığında, davalının 09.09.2014 tarihli yeniden maluliyet aylığı tahsis talebi, konuya ilişkin 2008 ve 2013 tarihli Yönetmelikler kapsamında, irdelenerek çalışma gücü kaybı oranı ve başlangıcı ile sona erdiği tarihler kesin biçimde belirlenmeli, Yüksek Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki ortaya çıkması durumunda, Adli Tıp Genel Kurulu’ndan alınacak raporla bu çelişki giderilip, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Yine, 5510 sayılı Kanun’un 96 ncı maddesinde, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011 – 6111 S.K./44. mad) yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, (Değişik ibare:13.02.2011 – 6111 S.K./44.mad) yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. …” hükmünü içermektedir.

Kabule göre de, Mahkemece, davalının sorumlu olduğu yersiz aylık ve faiz hesabı yönünden 5510 sayılı Kanunun 96/a-b maddeleri yönünden, irdeleme yapılmakla, borç bildirim belgesinin tebliğ tarihi olan 30.09.2014’ten itibaren, yirmidört aylık sürenin dolduğu 30.09.2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesi isabetsiz olmuştur.” hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davalının davacı kurumdan … tahsis nosu ile maluliyetinden dolayı gelir almakta iken… sicil nolu işyerinde 19.07.2012 ile 15.08.2012 tarihleri arasında 28 gün çalışmasının bulunduğu, bu durumun tespitinden sonra davalıya borç bildirim belgesinin 30.09.2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği fakat kuruma bu borç bildirim belgesinin tebliğine rağmen her hangi bir ödemenin yapılmadığı bununla birlikte davalının sigorta kayıtlarının incelenmesinden 19.07.2012 ile 15.08.2012 tarihleri arasında 28 gün çalışmasının bulunduğu açıkça anlaşıldığından, Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda davacının %60 oranında malul sayılamayacağı sonucuna varılarak, denetime elverişli bilirkişi raporunda ayrıntısı ile gösterilmiş toplam 25.978,68 TL’nin her aylığın ödeme tarihinden itibaren başlayacak kanuni faizi ile birlikte dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya iadesine” karar verildiği gerekçeleri ile “Davanın kabulü ile, Davacı SGK tarafından davalı …’a 25.07.2012- 24.09.2014 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen toplam 25.978,68 TL’ nin her aylığın ödeme tarihinden itibaren başlayacak kanuni faizi ile birlikte dahili davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya iadesine,” karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar temyiz dilekçesinde özetle; karşı tarafın haksız ve mesnetsiz bir şekilde para talep ettiğini, mahkeme masraf ve giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini, gerekçeli kararı kabul etmediklerini, duruşmaların …’da olması nedeniyle katılamadıklarını, lehlerine ve aleyhe hususları bilmediklerini, avukatlık ücreti talep ettiklerini, bilirkişinin verdiği rapordan haberdar olmadıklarını, savunma haklarının kısıtlandığını, para cezasını ödeyecek durumda olmadıklarını beyanla kararın bozulmasını istemişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalıya ödenen yersiz aylıkların her bir aylığa ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle, davalıların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, gönderilmesine,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

24.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.