Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/13487 E. 2023/2031 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13487
KARAR NO : 2023/2031
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/189 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar Vekilinin Temyizi
Katılanların sanığa iftira etmeleri için bir sebep bulunmadığı, katılanın kızına karşı istismara karşı uzun süre ses çıkarmamasının olayın işlenmediğine delil olmayacağı, tanık beyanlarında katılanın intikalden çok önce bu olayı tanıklara anlattığının sabit olduğu, boşanma dosyasında da mağdurenin bu olayı anlattığı ve tarafların dava sonucu boşandıkları, açıklanan nedenlerle mahkemenin beraat hükmünün bozulması istemine yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Olay tarihinde sanığın aynı ikamette yaşadığı ve eşinin daha önceki birlikteliğinden olma kızı mağdure Simanur’a ders çalıştırma bahanesi ile yaklaştığı ve bacaklarını ellediği, boynundan ve dudaklarından öptüğü iddia olunan eylemle ilgili olarak;
19.08.2013 tarihinde sanık ile katılan …’nın resmî nikahla evlendikleri anlaşılmaktadır. İddianameye konu cinsel istismar eyleminin tarihinin 2013 yılı Nisan ayı olması ve mağdurenin olayı annesine anlatıp, annesinin de kendisini evden gönderdiğinin beyan edilmesi karşısında, katılan …’nın iddia konusu cinsel istismar eylemini kızının anlatması ile öğrendikten sonra çocuğunu evden uzaklaştırmakla yetinip, değişik saiklerle sanıkla birlikte yaşamaya devam ettiği ve yaklaşık 4 ay sonra da resmî nikahla evlendiği anlaşılmaktadır. Sanık ile katılanın evlenmelerinden sonra, sanığın başka bir bayanla ilişkisi olduğundan bahisle tarafların arası açılmış ve boşanma ile süreç sonlanmıştır. Boşanma davası sürecinde mağdure ile sanığın 2013 yılı Nisan ayı içerisinde gerçekleştiği iddia olunan cinsel istismar konusu Aile Mahkemesinde gündeme gelmiş ve sonrasında iş bu dava açılmıştır. Her ne kadar sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın suçlamaları kabul etmeyişi karşısında, mevcut delillerin değerlendirilmesi aşamasında cinsel istismar olayını doğrulayacak maddi bir bulgu bulunmamaktadır. Şikayet süresi iddiaya konu olay tarihinden yaklaşık 1 yıl sonradır. Bu süre içerisinde mağdurenin annesi ile sanık 19.08.2013 tarihinde resmî nikahla evlenmiştir. Dosyada tanık olarak dinlenen …. ve ….’nın görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, mağdure ve katılanın anlatması ile bilgi sahibi oldukları anlaşılmaktadır. Mağdure Simanur’un boşanma davasında da tanıklık yaptığı, mağdurenin boşanma davası sürecinde ve sonrasında yapılan şikayetine ilişkin beyanlarının, annesi ile üvey babası arasındaki sorunlar ve çekişmeler nedeniyle, annesinin etkisinde kalmış olabileceği yönünde kanaat uyanmasına sebebiyet vermiş, dosya kapsamında mevcut delillere göre, sanığın müsnet suçu işlediği hususunda tam bir vicdani kanaate varılamadığı, mevcut delillerle aşılamayan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği düşüncesiyle yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/189 Esas, 2016/271 Karar sayılı kararında katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri

ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.04.2023 tarihinde karar verildi.

Hükme iştirak eden üye …’un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK’nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.